Kaya Özsezgin

    Fulden Ufacıkalıntı yaptı2 yıl önce
    Onun, çalışmaları sırasında ortaya koyduğu güzellik kavramı, gerçek anlamda bir güzellik değildir. Onun resmine özgü nesneler yoluyla oluşturulan bir güzelliktir.
    Fulden Ufacıkalıntı yaptı2 yıl önce
    İyi hatırlıyorum. 1904-1908 yılları arasında, kış mevsimlerinden biri olmalıydı. Herkes, Picasso’nun desenlerini görmek için bize geliyordu. Picasso’nun bu desenleri, sanki bir model karşısında fakat asla modele bakmadan, hayranlık uyandırıcı bir teknikle çalışmış olması, bunlar üzerine söylenebilecek ilk ve en şaşırtıcı şeydi.
    Fulden Ufacıkalıntı yaptı2 yıl önce
    Beklenen an, gelip çattı sonunda. Paris’e gelen Picasso, kendisiyle beraber sadece İspanyol resmini değil, İspanya’nın gündelik yaşamından kaynaklanan kübizmi de getirdi.
    Fulden Ufacıkalıntı yaptı2 yıl önce
    Görünen şeyleri çizmiyordu. Resmine bir anlatım çeşitliliği katmak istiyor ve bunu başarıyordu. Bu anlatımı, sonunda, kendi diline dönüştürdü ve onu tabiileştirdi.
    Fulden Ufacıkalıntı yaptı2 yıl önce
    Bir ressamın edebiyata olan tutkusu, hiçbir zaman yazarınkine benzemez. Kişilik ya da ego, ikisinde de çok farklı ayrıntılarla kendini gösterir. Ressamın tuvaline koyduğu figür ya da nesne, gerçekliğin bir yansıması değildir. Bütün bu şeyler, tablonun kendine özgü atmosferi içinde yaşar. Yeter ki resim bu anlamda gerçekleşmiş olsun. Yazar, kendi varlığını oluşturur. Kitaplarına yansıyan olayları yaşamak zorunda değildir. Yazmak için, düşüncenin oluşması yeterlidir.
    Fulden Ufacıkalıntı yaptı2 yıl önce
    “Yine de, resim yapabilmek için bazı şeyleri bilmek gereklidir. Evet, gereklidir.”
    Fulden Ufacıkalıntı yaptı2 yıl önce
    Ama ben, her şeye rağmen, Picasso’nun kendine has yeteneğini vurgulamak isterim. Ressamda, çizerde olması gereken bir yetenektir bu. Hey şeyi, her daim büyük bir titizlikle inceleme arzusu duyan bir adamdı. Bir dizi arayışın arkasından gitmek için, güçlü bir uyarıcıya ihtiyaç duymuştu her zaman.
    Bütün yaşamı boyunca yaptığı da budur.
    Fulden Ufacıkalıntı yaptı2 yıl önce
    Üç temel ilkesi vardır kübizmin:
    Kompozisyon: Yaşama biçimi değişmiştir artık. Yaşam anlayışı genişlemiştir ve her şey aynı derecede öneme sahiptir.
    Gözlem inancı: Bilimsel gerçekliğin önemi giderek azalmaktadır. Bilim, kuşkusuz birtakım bulgular elde etmiş, yeni bulguların peşine düşmüştü. Ancak genel ilke, bütün bu bulguların kabul gördüğü ve anlaşıldığı inancına dayanmaktaydı. Bulguları ele geçirme, onları sahiplenme süreci yaşanmıştı daha önce.
    Yaşamın sınırlandırılması: Kendi çerçevesi içinde sabitleştirilmiş olan görüntü malzemesi, sınırlarının dışına çıktığı anda bir zorunluluk olarak ortaya çıkıyordu.
    Fulden Ufacıkalıntı yaptı2 yıl önce
    Picasso en nihayetinde baş, yüz, insan bedeni ve kadın figürünü kendi kişisel yorumu doğrultusunda ifade etme savaşına girişti. Bu savaş zordu tabii. Hâlâ da öyledir. Varlıkların ruhu pek de ilgilendirmiyordu onu. Picasso’ya göre, başın, çehrenin, bedenin varlığı o kadar önemli, sürekliliği ve bütünlüğü ifade eden şeylerdi ki, bir başka konu üzerinde kafa yormanın gereği yoktu. Bedenin içindeki ruha gelince, şüphesiz başka bir şeydi o.
    Fulden Ufacıkalıntı yaptı2 yıl önce
    Gerçekte, çoğu zaman görünen, bedenimizin yalnızca bir bölümüdür. Geriye kalan öteki bölümü, ya bir şapka ya da ışık veya gölge ile gizlenmiştir. Herkes, göremediği bu parçaları belleğinde kalan izlenimlerle bütünleştirmekten yanadır. Fakat Picasso, gözlerden birini görüyorsa, göremediği öteki göz onun için yoktur. Bir ressam, hele bir İspanyol ressam olarak bu tutumunda haklıdır Picasso. Görünen, salt görülenle sınırlı ise, geri kalanlar bellekte yer etmiş olanlarla tamamlanır. Ressamlar ise genellikle, ne böyle bir bütünleştirmeye yönelirler ne de belleklerinde yer etmiş olanla yetinirler. Yalnız görünür nesnelere göre resim yaparlar.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)