Kitaplar
Kamil Üci

Baba Neredesin

Özlemin, bekleyişin, yokluğun, acı ve yalnız oluşun kulakları çınlatan feryadıdır, bir evlat için babanın yokluğu… Üstelik yaşadığı bilindiği halde yanında bulamamak, en sıkıntılı ve zor günlerini sadece kendisiyle paylaşabilmek, hiç kuşkusuz «dayanıklı insan» olmak için müthiş bir deneyimdir ya insan için, yine de bir çok yanı hep zayıf bırakır babasızlık… Yaşam; hep arayışlarla, bir şeylerin peşinde koşmayla, bulduğunu kaybedip, kaybettiğini aramayla iç içe olan bir koşuşturmaca değil midir aslında? Kimi zaman ağlatan kimi zaman güldüren… Kimi zaman düşündüren, şaşırtan; kimi zaman…
Bu döngü içinde insanlar; vazgeçilmez olduklarını, aslında hiçbir şeyi umursamadıklarını, güzel veya çirkinin; doğru veya yanlışın göreceli etkisini hiç umursamadan ya da gereğinden fazla umursayarak birbirine karıştırmazlar mı? Tıpkı yaşamın kendisi gibi karman çorman…
Sevgili Dostum Kamil Üci, elinizdeki bu kitabında 'baba' yokluğunu iliklerine kadar hisseden bir evladın öyküsünü paylaşmak istemiş bizimle… Yokluğu, yoksulluğu, hasreti, baba sevgisinin evlat üzerinde ne kadar derin olduğunu anlatmış, kendisi yaşar gibi.
Bir de yokluğun insanları nerelere sürükleyebileceğini…
Başarıya ve başarısızlığa katkılarını…
Kalemine, yüreğine sağlık sevgili Kamil ÜCİ…
Yunus ARIKAN
Gazeteci-Yazar
122 yazdırılmış sayfalar
Bunu zaten okudunuz mu? Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?
👍👎

Alıntılar

    Ирина Осипенкоalıntı yaptı2 yıl önce
    Günün ve gecemizin konusu bu evlilik olmuştu.
    Ирина Осипенкоalıntı yaptı2 yıl önce
    diye sordu. Anneme “Anne uzun zamandır benimdi. Ama, şimdi babaannemin bardağıdır ona hediye ediyorum.” dedim. Annem elindeki çantayı yere bıraktı, bir elini bardağa uzattı diğer eli ile yanağımı okşadı ve anlımı öptükten sonra hiçbir şey demeden bardağı oyalı havlunun içine koydu. Annem “Kızım ben hastaneye gidiyorum, sen evine mukayyet ol” dedi. Dış kapımızından dışarı çıktı; hadi ben gittim kızım, sen içeri gir dedi. Ben kapıyı kapatmaya çalışırken kapımızın gıcırtısı da sanki anneme güle güle diyordu. Gıcırtının ardından daha ben kapıyı örtmeden, annem “Hülya, Hülya” dedi. İrkilerek aralıklı halde duran kapıyı; merakla yeniden açtım annem, kızım ben tabak kaşık unuttum dedi. Hızla içeri girdi çeyiz sandığında yıllardır sadece misafir geldiğinde verdiği değerden ötürü zaman zaman kullandığı porselen tabaklardan ikisini aldı; ayrıca amcamın, annem gelin iken görmek için Kıbrıs’tan özel aldığı, üzerinde Kıbrıs haritası olan kaşıkları da avuçlayarak aldı. Onları çantaya yerleştirerek evden ayrıldı.
    Ирина Осипенкоalıntı yaptı2 yıl önce
    Dedem hiçbir şey demeden tekrar dışarı çıktı. Annemin dedemi kapıya kadar uğurladığını, dış kapının gıcırtısından anladım, sonra yanıma geldi. Annem elleriyle yüzümü okşadığında öylesine şefkatliydi ki sanki dünyadaki herşeyi, tüm güzel hediyeleri bana almışçasına büyük bir duygu seli içime bir şelale gibi akıyordu.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)