Alper Canıgüz

Alper Kamu – Cehennem Çiçeği

«Bilirsiniz, insanlar doğar, ölür ve sonra büyür.» 
Dünyanın en küçük dedektifi geri döndü. 
Alper Kamu 9 yıl sonra, hâlâ 5 yaşında. 
Alper Canıgüz'ün eşsiz kahramanı Alper Kamu'yla birlikte her türlü şiddetin hüküm sürdüğü bir atmosferde, kırık hayatların, küllenmiş aşkların ve daha nice esrarın peşinde kara mizahla yüklü yeni bir yolculuğa çıkıyoruz. 
Kahramanımız, bu kez bir çocuğun ölümü ve eski bir aşk hikayesinin ardındaki gerçekleri ortaya çıkarmak için uğraşırken, "İnsanlığa dair kavrayışımızı biraz daha ileri götürmeyecekse bir cinayeti çözmenin ne anlamı var ki?" diyen bir dedektife yakışacak şekilde, adalet kavramımızı sorguluyor. 
Alper Kamu Cehennem Çiçeği; ilk üç romanıyla edebiyatımızda kendine özgü ayrıcalıklı bir yer edinen Alper Canıgüz'den kahkaha ve gözyaşının iç içe geçtiği büyülü bir serüven.
198 yazdırılmış sayfalar
Bunu zaten okudunuz mu? Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?
👍👎

İzlenimler

    Cengizhan Baysalbir izlenim paylaşıldı2 yıl önce
    👍Okumaya değer

    Sadece bu kitabı değil, Alper Canıgüz'ün bütün kitaplarını okumalısınız

    Begum Kaptanoglubir izlenim paylaşıldı5 yıl önce
    👍Okumaya değer
    🎯Değer
    💞Bayıldım
    🚀Elden Düşmeyen

    Alper Canıgüz her kitabını beğendiğim ve yeni kitap çıkarsın diye sıkı bir şekilde takip ettiğim bir yazar. Tüm kitaplarını okudum, benim favorim kesinlikle Cehennem Çiçeği.

    Handan Ercanbir izlenim paylaşıldı5 yıl önce
    🚀Elden Düşmeyen

    Oğullar ve Rencide Ruhlar'ın devamı niteliğinde. Alper Kamu'nun ilk romandan alıştığımız büyümüş de küçülmüş zeka küpü maceraları Sürükleyici bir dille aktarılmış. Tavsiye ederim.

Alıntılar

    miragulfemalıntı yaptı5 yıl önce
    Devinimin olduğu yerde ışık, ışığın olduğu yerde kaçınılmaz biçimde gölge vardır. Hayat ışıkla mümkünse de, hayatın anlamı gölgelerde saklı durur. Zamanın ölü doğmuş çocuklarını görürsünüz karaltıların içinde. Sözcükler, suskunluklar, şarkılar, ağıtlar, yeminler, ihanetler, kahkahalar, gözyaşları, sevinçler, hayal kırıklıkları ve yüzler... En çok da yüzler. Neden söz ettiğimi biliyorsunuz. Bütün aşklar küllenir, bütün babalar ölür, bütün hikayeler biter. Birinin yıkıntıların nöbetini tutması gerekir; işte o yüzden, biri hariç, bütün çocuklar büyür.
    İrem Sarıkayaalıntı yaptı4 yıl önce
    Anneme, yıkanma ile zımparalamanın birbirinden apayrı iki faaliyet olduğunu anlatmanın imkanı yoktur. Haftanın en az iki günü bana banyo yaptırmak gibi bir âdeti olan an- nem, kan çıkmazsa para yok düsturuyla saç diplerimi ve derimi çitilerken ben de bir taburenin üstünde çırılçıplak oturur, kurbanlık koyun gibi kaderime razı, annemin işini bitirmesini beklerim. Artık tek başına banyo yapabilecek yaşa geldiğimi söyleyip durmam pek bir işe yaramaz; kendi derimi yüzebilecek hijyenik olgunluğa eriştiğime kani olmadan böyle bir şeye razı gelmesi mümkün değildir. Yıkanmaktan daha beteri, kurulanma faslıdır. Anneciğim, sinüzit olmayayım diye saçlarımı kurularken gözlerimden yaş gelir, acı içinde tepinirim. Biliyorum tabii, her şeyi benim iyiliğim için yapıyor.
    O akşam, maalesef iyiliğimi her zamankinden daha fazla düşünüyor gibiydi sevgili validem. Sabun ve lif onun elinde her zaman son derece ölümcül silahlar olagelmiştir, ancak o akşam durum başkaydı. Beni saçlarımdan tutup sağa sola yatırmak suretiyle kulaklarımın arkasında, koltuk altlarımda temizlik değil de daha ziyade bir mikrop soykırımı yapıyor gibiydi. Dediğim gibi, böyle durumlarda sessizce acıya katlanıp vakarımı korumaya çalışırım ama eziyet dayanılacak gibi değildi, bir noktada acıyla bağırarak tabureden kalktım. Bakterilerle giriştiği kişisel savaşı kesintiye uğrayan annem hayal kırıklığı içinde, “Ne oluyor?” diye sordu.
    “Anneciğim, istersen mikroplardan bir tanesini sağ bırakalım,” dedim. “Böylece gidip arkadaşlarına başına gelenleri anlatır, bir daha da hiçbiri bana bulaşmaya cesaret edemez.”
    “Gel buraya. Üşüyeceksin,” diyerek beni kolumdan çektiği gibi tabureye oturttu ve bir maşrapa kaynar suyu kafamdan aşağı döktü. Her durumda, sabunlama faslına son vermesi sevindiriciydi.
    Sterilizasyon işlemlerim tamamlanıp da pijamalarımı giydiğimde, yaşadığım tecrübeden edindiğim sayısız kazanım nedeniyle olacak, mutlu bir insandım. Bir kere, ölmemiştim, demek ki artık daha güçlüydüm. Ayrıca şimdi pavuryaların diri diri haşlanırken neler yaşadığını çok daha iyi bilmekteydim. Bunca alıştırmadan sonra ileride cehenneme intibak etmekte hiç zorlanmayacağım gerçeğini de gözardı etmemek gerekiyordu. Bana karamsar diyenler utansın. Görüyorsunuz, Polyanna gibi çocuğum.
    Zeynep Karadumanalıntı yaptı5 yıl önce
    Aşk var mıdır yok mudur, boş mudur dolu mudur, ne kokar, ne boktur?” Gülmesi biraz dinince, “Tanrı gibi düşün,” dedi babam, ki böyle bir yanıtı hiç beklemiyordum. “İnanıyorsan varolup olmaması pek önemli değildir. Ayrıca en büyük inkarcının da en inançlının da içinde bir nebze kuşku vardır. Ve elbette ki, aşk da Tanrı da ölümsüzdür.”

Kitap raflarında

    Bookmate
    Polisiye
    • 7
    • 66
    Begum Kaptanoglu
    Favoriler
    • 5
    • 3
    hyeya
    okunacaklar
    • 23
    • 1
    miragulfem
    Kara Mizah
    • 1
    • 1
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)