Kaybolma Kılavuzu, Rebecca Solnit
Kitaplar
Rebecca Solnit

Kaybolma Kılavuzu

Oku
sudemb
sudembalıntı yaptı3 ay önce
Dünyanın sonunun bir zamandan ziyade, bir yer olabileceğini ilk kez orada fark ettim
sudemb
sudembalıntı yaptı3 ay önce
Bazı fikirler yenidir; fakat çoğu fikir uzun zamandır orada bulunan bir şeyin –odanın ortasındaki esrarın ya da aynadaki sırrın–, farkına varmaktan ibarettir
sudemb
sudembalıntı yaptı3 ay önce
Hatta yardım çağırmak oldukça cömert bir eylemdir; çünkü başkalarının bize yardım etmesine, bizim de yardım almamıza izin verir. Bazen yardım çağırır, bazen yardım ederiz. Böylece bizi korkutan, o düşmanca dünya, başka bir yere dönüşür
sudemb
sudembalıntı yaptı3 ay önce
“Halbuki hayatıma gereken dikkatle bakarsam, bu öğleden sonra başıma gelecekleri bile bilmediğimi fark ederim ve başıma geleceklerle başa çıkacak donanıma sahip olduğum konusunda, kendime sonuna kadar güvenemem. Belki de donanımlarımıza güvenebileceğimize inanmak istiyoruzdur. Fakat bu inanç bir bakıma makuldur çünkü olasılıklar, ihtimaller, bu öğleden sonranın, diğerlerinden pek de farklı olmayacağını söyler bize
sudemb
sudembalıntı yaptı3 ay önce
Boşluğa atlayış, Budistlerin de kimi zaman kullandıkları bir ifadedir; aydınlanmayla, boşluğu kucaklamakla ilgilidir bu ifade. Ve boşluk, batılıların sandıkları gibi bir şeylerin eksikliğini anlatmak için kullanılmaz; boşluk, fani ve maddi olanın gitmesine izin vermek, limitsizliğe, aşkınlığa, özgürlüğe ve aydınlanmaya kucak açmak demektir. “Benimle beraber boşluğa gelin!” diye yazmıştı Klein, “Siz, benden hoşlananlar, hayal edin / O harikulade boşluğu / O mutlak sevgiyi...”
sudemb
sudembalıntı yaptı3 ay önce
Bilmediklerinin farkında olmak, bilgi birikiminin bir parçasıdır
sudemb
sudembalıntı yaptı3 ay önce
“Boşluğu sergilemenin epey tehlikeli olduğunu düşünüyorum,”
sudemb
sudembalıntı yaptı3 ay önce
Dağcılıktan, asıl gaye zirveye ulaşmakmış gibi bahsedilir hep. Oysa siz yükseldikçe dünya da gittikçe büyür ve siz kendinizi onunla oranlayarak, gittikçe daha küçük hissedersiniz. Etrafınızdaki alanın genişliği sizi büyüler ve özgürleştirir.
sudemb
sudembalıntı yaptı3 ay önce
Kaderin ağlarını sizi bir araya getirmek üzere ördüğüne dair bir hikaye uydurulur, bu doğrultuda bir bakış açısı benimsenir. Fakat bu hikayenin çıkış kapısı kapalı, pencereleri mühürlüdür. Kendini nasıl gördüğün, senin onu ve onun da seni nasıl algıladığını belirler; hayalperestlerin ciğerlerinden boşalan nemli havayla, bulutların üzerinde inşa edilmiş bir kale... Kendini kapının dışında ve yeniden yalnız bulmak bir şoktur.
sudemb
sudembalıntı yaptı3 ay önce
Oysa yazmak yeterince yalnız bir uğraş. Hiçbir soruya acil ve münasip bir cevap bulunamayacağının itirafı gibidir
sudemb
sudembalıntı yaptı4 ay önce
Başka insanların bize verdikleri neşenin gerisinde, hep bir hüzün riski gizlendiği için böyle olabilir mi acaba
sudemb
sudembalıntı yaptı4 ay önce
Aslında bütün bu hüzünlerde, haz almamızı kolaylaştıran keyifli bir taraf da var
sudemb
sudembalıntı yaptı4 ay önce
Bir başka ifadeyle, içimizdeki mekanlar, en az dışımızdakiler kadar mühimdir. Bu açıdan bakıldığında, mekanları yanımızda taşıma biçimlerimiz kadar, onlara duyduğumuz özlem de mekanları tanrısallaştırır
sudemb
sudembalıntı yaptı4 ay önce
Belli ki afyon, sadece fiziksel acıyı değil; seni kendi algılarının, arzularının ve geçen zamanın bir izleyicisi konumuna getirerek, varoluşsal acıyı da dindiriyordu.
sudemb
sudembalıntı yaptı4 ay önce
On yedi yaşıma bastığım günden beri yalnızdım ve bu erken bağımsızlık beni yaşlandırmıştı: Eğer dağılırsam parçalarımı toplamaya birileri gelir mi, hiçbir zaman emin değildim, bu yüzden attığım adımların sonuçlarını düşündüm hep.
sudemb
sudembalıntı yaptı4 ay önce
Güzellikten genellikle, sadece şehvet ya da hayranlık duyguları uyandırıyormuş gibi bahsedilir. Oysa en güzel insanlar, bu güzellik onları alın yazısı veya hayatın manası gibi gösterdiği için güzeldirler. Aslında her biri çarpıcı bir hikayenin kahramanı gibidir. Onlara duyulan arzu, neye benzediği bilinmeyen kaderlerinin bir parçası olma ihtirasından başka bir şey değildir.
sudemb
sudembalıntı yaptı4 ay önce
ıstırabına benzeyen bir süreçten geçerler. Regeneration adlı romanında, Pat Barker, “değişimin ve tedavinin ilk aşamalarının, çürümenin ilk aşamalarına ne kadar çok benzediğini gayet iyi bilen” bir doktoru anlatır. “Bir kozayı kesip açın, orada çürümekte olan bir tırtıl göreceksiniz. Göremeyeceğiniz şey ise şudur: Bu mistik yaratık, yarı tırtıl, yarı kelebek; zihni böylesine işaretler arayanlar için, insan ruhunu sembolize eder. Zira dönüşüm süreci, çürümenin neredeyse tüm aşamalarını kapsar.”
sudemb
sudembalıntı yaptı4 ay önce
Kendilerini bir başka kültürün içinde bulan insanlar, bedeni birden fazla kez parçalara ayrılan ve yeniden şekillenen kelebeğin ıstırabına benzeyen bir süreçten geçerler
sudemb
sudembalıntı yaptı4 ay önce
Bir başka ifadeyle, bu kazazedeler için uzak yakına dönüşmüştür ve yakın garip bir biçimde bir hayli uzaklaşmıştır kendilerinden.
sudemb
sudembalıntı yaptı4 ay önce
Bazıları, özlemini çektikleri şeylerin alışkanlıktan ibaret olduğunu fark edince eve gitmeyi arzulamaktan vazgeçerler ve zaten bir süredir evde olduklarını anlamakta gecikmezler
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)