Ustamm ve ben, Elif Shafak
Elif Shafak

Ustamm ve ben

Kitap eklendiğinde bana bildir
Bu kitabı okumak için Bookmate’e EPUB ya da FB2 dosyası yükleyin. Bir kitabı nasıl yüklerim?
Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Dünya su gibi aksın” derdi Sinan
Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Öğrenme aşkıyla geçti ömrümüz, aşkı öğrenemesek de…

We've spent our lives in love of learning, even though we don't know love...

Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Aşk, kalp ağrısında bulur aksini
Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
İnsan kendisini sevmeyen birini seneler sonra bile özlediğini fark ettiğinde, onu hakikaten seven kişinin karşısında beter bir suçluluk duyuyor
Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Birini sevdim şah hazretleri…”
“Sonra ne oldu?”
“Hiç” dedi Cihan. Aşk masalları ve kahramanlık destanlarıyla büyüyenler bunu pek anlayamazlardı ama aşk dediğin çoğu zaman koca bir hiç ile sonlanırdı. “Ulaşamayacağım biriydi ve beni sevmiyordu. Kısmet değilmiş.”
“Başka kadın mı yoktu?” dedi şah.
Cihan aynı şeyi ona sormak isterdi. O neden hâlâ yas tutuyordu karısının arkasından? Şah anlamış gibi gülümsedi. “Belki de yoktu” dedi.
Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Bu vasıtayla, birkaç takdimi müteakip kendini, adaşı olduğu şahın huzurunda buldu Cihan. Tahtında oturan hükümdar, kaybının acısıyla ışıldayan mağrur gözleri, kederden beyazlamış sakalı, mateminin nişanesi olarak büründüğü sade kıyafetiyle Sultan Süleyman’ı hatırlattı ona. Sevgili zevcesi, “Sarayın Mücevheri” Mümtaz Mahal’in, ona on sekiz yılda on dört evlat veren kadının vefatıydı şahı böyle kederlendiren. Merhumenin naaşı, Tapti Nehri’nin kıyısına defnedilmişti. Şimdiyse Agra’ya getirip ebedi istirahatgâhına defnedeceklerdi.
Hiçbir kadını onun kadar sevmemişti şah. Dediklerine göre, Mümtaz Mahal’e bağlılığı o dereceydi ki, bütün fermanlarını evvela ona okutur ve ancak o tasdik ederse saltanat mührünü vururdu. Sadece zevcesi değildi Mümtaz; can dostu, sırdaşı ve akıl hocasıydı. Onun kaybı tesellisiz bir yeise düşürmüştü şahı. Geceleri hâlâ onun dairesine gidiyor, boş odalarla karşılaşınca gözyaşlarına boğuluyordu
Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Mihrimah hazineden zengindi. Ondan kudretlisi yoktu. Fakat kalbi kırıktı. Kardeşlerini öldürdüğü için babasını affetmedi. Bir de onu Rüstem’le evlendirdiği için tabii. Ne berbat evlilikti o, Allah biliyor. Mutsuzdu. Mihrimah annesi gibi kalpsiz değildi ki. Başka bir kadından doğmuş diye Mustafa’nın öldürüldüğüne sevinmedi. Hürrem kendi çocuklarından birinin tahta çıkmasını arzu ediyordu. Ama Allah büyüktür. Süleyman, Hürrem’den olan oğullarını da öldürdü nihayetinde
Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Hakikat dediğin bir kelebektir, o çiçekten kalkar, bu çiçeğe konar. Sen de elinde bir ağ, peşinden koşarsın. Yakalarsan sevinirsin. Ama fazla yaşamaz. Nazik şeydir hakikat.”
Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
İlk kez âdet gördüğünde bana geldi koşa koşa. Ölüyorum zannetti zavallıcık. O vaziyette tokat atılır kızlara. Ama prensese yapamazsın. Ben de sarıldım sıkıca. Ölmüyorsunuz sultanım dedim. Büyüdünüz artık.”
Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
“O softa bozuntularına bakıyorum. Sonra da kendime diyorum ki, şayet bu herifler gidiyorsa ben haydi haydi giderim. Böyle tartıyorum günahlarımı

“I'm looking at those softa smacks. And then I say to myself, if these guys are going, I'm going. That's how I weigh my sins

Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Hayatta iki nevi insan var, bunu bilir, bunu derim. Bir, saadet peşinde olanlar. Bir de, adalet peşinde olanlar. Sen mesut bir hayat istedin, bense adalet. Farklıyız.”
Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Haddinden fazla meraklı oldun her zaman

You've always been too curious.

Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Hüzün bürüdü ruhunu. Keşke gene o genç haline dönebilseydi

Sadness has taken her soul. I wish she could go back to her young self.

Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Üzüntüden ziyade ilginç bir ana tanıklık etmenin merak ve keyfi vardı yüzlerinde
Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Derken köşedeki kütüphaneye yürüdü. Parmaklarını ciltlerin sırtlarında gezdirdi. Şu Luther nam rahibin yazdığı Türklerle Harbe Dair adlı kitap ile Elyot nam İngiliz’in kendi kralına ithaf ettiği Vali’nin Kitapları adlı eseri gördü orada
Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Cihan anladı ki eş rütbeli iki insan arasında en zor hazmedilen şey, birinin terfi edip diğerinin etmemesiydi
Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Cihan durdu. O an gördü ki esasında seçmediğimiz tercihler, sapmadığımız yollardı hayatlarımızı çizen. Sancha’ya olan sevgisine rağmen onunla gitmeyecekti.

Cihan has stopped. At that moment, he saw that the choices we didn't choose were the ways we didn't deviate, that drew our lives. Despite his love for Sancha, he wouldn't go with her.

Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Kaplumbağalar revaçtaydı; kabuklarını toz haline getirene kadar dövüp yoğurda karıştırarak yemenin her derde deva olduğu söyleniyordu
Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Cennette bir ağaç var derler, dünyadaki hiçbir ağaca benzemeyen. Dalları şeffaftır, kökleri su yerine süt çeker yeraltından ve gövdesi buzla kaplıymış gibi ışıldar. Bu ağacın her bir yaprağında bir insanın ismi yazılıdır. Yılda bir defa, Şaban ayında, on dördüncü günü on beşinciye bağlayan gecede, tekmil melekler onun etrafında toplanır, halka olurlar. Hep birden kanatlarını çırparlar. Dalları sarsan kuvvetli bir rüzgar meydana getirirler. Usulca kopar bazı yapraklar, düşmeye başlar. Bazen bir yaprağın yere ulaşması epey vakit alır. Bazen de göz açıp kapayana kadar. Bir yaprak toprağa düştüğü an, üzerinde adı yazılı olan insan son nefesini verir, işte bu yüzden, akıl ve ilim sahibi kimseler kuru yapraklara basmamaya özen gösterirler, bu inanışa hürmeten.
1588 yılında, yağmurlu bir günde ustamın can yaprağı yere değdi
Haluk Demirtaş
Haluk Demirtaşalıntı yaptı3 ay önce
Tuhaftır, üzülmedi. Sonradan gelecekti keder, biliyordu. Keder hep gecikmeyle ulaşırdı insana

Strangely enough, he wasn't upset. He knew the grief that would come later. Grief always reached you with delay

fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)