Kursad Berkkan

Hasan Sabbah Haşhaşiler

    Şəhla Babazadəalıntı yaptı19 gün önce
    Sultan Alparslan zamanında hâkimiyet altına alınan Kafkasya, Melikşah’ın tahta geçmesinden kısa bir süre sonra karışıklıklara sahne oldu. 1078-79’da Kafkasya Seferine çıkan Sultan Melikşah, bölgeyi tamâmen hâkimiyeti altına aldı. Buradaki Hıristiyan halkın mükellefiyetlerini azaltarak, devlete bağlılıklarını arttırdı. Bölgenin idâresini de Kutbeddin İsmail’e verdi.
    Şəhla Babazadəalıntı yaptı19 gün önce
    Töresince esirlerin kadınlarına tecavüz etmek ve bu şekilde gayrı ahlaki durumlar asla bulunmaz, bilakis böyle bir şeye yeltenen askerler cezalandırılırdı.
    Şəhla Babazadəalıntı yaptı19 gün önce
    Nizam-ül Mülk’ün öldürülmesi Hasan Sabbah, Melikşah veya Tac-ül Mülk sebebiyle mi olmuştur bilmiyoruz ancak devlet iktidarında söz sahibi olunca kendini kral sanan Nizam’a yine çevresinde bir grup insan toplanınca kendisini hükümdar sanan Hasan Sabbah arasındaki çekişme Nizam’ın canına maal olduğu aşikârdır.
    Şəhla Babazadəalıntı yaptı19 gün önce
    Sultan Melikşah’ın ve Nizamülmülk’ün Sünni ve Şii din âlimlerinin arasında yapılan tarafsız bir ilmi toplantıdan sonra Şiiliğe döndüğü kabul edilir.
    Şəhla Babazadəalıntı yaptı21 gün önce
    “Şeyh’ül Cebel” yani “Dağların İhtiyar Şeyhi” dedikleri Hasan Sabbah
    Şəhla Babazadəalıntı yaptı22 gün önce
    Barnabas İncili, Roma Katolik Kilisesi tarafından yasaklanan incillerden biri. İsa’nın öğrencilerinden Barnabas tarafından yazıldığı iddia edilmektedir.

    “Barnabas İncili’nde teslis inancı reddedilmiş ve İsa’nın ilahlığı kabul edilmemiştir. İkinci olarak, Barnabas İncili’nde İbrahim tarafından kurban edilmek istenen kişi İsmail olarak gösterilmiştir. Oysaki Hıristiyanlık inancında İbrahim’in İshak’ı kurban etmek istediği benimsenmiştir.

    Barnabas İncili’nin yasaklanması 325 yılında gerçekleşmiştir. Bazı kişilerin iddialarına göre İznik Konsili’nin toplanmasından çıkan karar doğrultusunda teslis inancı resmîleştirilip Katolik Kilisesi için o ana kadar yazılan üçyüz farklı İncil’den sadece teslis inancını benimseyen dört tanesi kullanılmak üzere seçilerek diğer bütün İncillerin yok edilmesi kararı verilmiştir.
    Şəhla Babazadəalıntı yaptı25 gün önce
    Selâhaddin, hiçbir etkinliği kalmayan Fatımî Devleti’ne 1171 yılında son vererek, Mısır’da Eyyubî Devleti’ni kurmuştur. Hutbeyi de Abbasi halifesi adına okutturmuştur.
    Şəhla Babazadəalıntı yaptı25 gün önce
    Fatımî Devleti, Ebu Muhammet Ubeydullah tarafından 909 yılında Tunus’ta kurulmuştur.
    Şəhla Babazadəalıntı yaptı25 gün önce
    Suriye Hurufîlerinin önde gelen ismi Seyyid Nesimî
    Şəhla Babazadəalıntı yaptı25 gün önce
    Kara Yûsuf ile oğlu Cihan Şâh’ın Şiî temayülde olmaları
    Şəhla Babazadəalıntı yaptı25 gün önce
    Haşhaşiler konusunda en çok dikkat edilmesi ve üstünde durulması gereken konu ise, onların bu yapılanmasını Tapınak Şövalyelerinin de örnek alması ve onlarla özellikle Suriye kolu ile irtibata geçmesidir.
    Faik Eryaşaralıntı yaptı3 ay önce
    Üç genç Hristiyan keşiş, aslında birer keşiş değillerdi, Kral Conrad’ın dilini konuşuyorlardı ama İngiltere Krallığının vatandaşıda değillerdi, bundan da öte onlar Hristiyan din adamı da değillerdi, bilakis halus muhlis Müslümanlardı.

    Onların Kral Conrad ile herhangi bir alıp veremedikleri de yoktu çünkü onlar birer kiralık katildi. İngiliz ya da başka bir milletten değil çok iyi derecede Kral Conradın dilini öğrenmiş olan Kudüs’lü halktandılar. Onlar öldürmek için programlanmış ve tarihe damgasını vurmuş, işleri sadece profesyonelce öldürmek olan katillerdi. Onlar düşmanı gibi konuşan, düşmanı gibi giyinen, düşmanı gibi davranan HAŞHAŞİLER’di.
    Faik Eryaşaralıntı yaptı3 ay önce
    Üç genç adamı biraz sonra Kral Conrad’ın çadırının önüne geldiler ve Kral’ın önünde saygıyla eğilerek emir buyururlarsa istavroz çıkarmak istediklerini söylediler. Kral Conrad’ın zaten keşişleri görür görmez hemen ayağa fırlaması keşişlerin isteklerinin alenen izniydi ve Hristiyan din adamlarına büyük saygısı vardı. Kral Conrad çevresindeki askerlere İstavroz çıkarmak isteyen askerlere aldırış etmeden ve izin vermeden bu üç keşişten önce kendisine dua etmelerini istedi ve keşişler kabul etti.

    Bu üç keşiş yavaşça Kral Conrad’a yaklaşarak dua etmeye başladı ve başlarını öne eğdiler. Biraz sonra Kral Conrad’ın yüzünde gülücükler açmış şekilde duaları dinliyordu ve bu üç genç yaşları çok genç olmasına rağmen inanılmaz güzel konuşuyor ve Kral Conrad’dan drahi dillerini iyi kullanıyorlardı.

    Kral Conrad yüzleri yere eğik olan ve sağ elleri kalplerinin üzerinde olan bu üç gence son kez baktı ve yüzlerinin yere dönük ellerinin kalplerinin üzerinde olduğunu görünce o da onlar gibi yapmak istedi ve yüzünü yere eğdi ve sağ elini kalbinin üzerine koydu.

    İşte ne olduysa ondan sonra oldu…

    Bu üç genç keşiş kafaları yerde aslında dua etmiyor fırsat kolluyorlardı, sağ elleri kalbinin üzerinde değil sağ taraflarına sakladıkları hançerlerinin üzerindeydi. Kral Conrad başını yere eğer eğmez üç keşiş başını kaldırdı ve sakladıkları hançerleri yerlerinden çıkararak kral Conrad’a defalarca sapladı.

    Her tarafı delik deşik olan Kral Conrad yere yığılmıştı ancak üç keşiş durmak bilmiyordu, dört yandan bir anda kan gölüne dönmüştü fakat üç keşiş halen inanılmaz bir hızla ve durmaksızın hançerlerini Conradın dört bir yanına saplıyorlardı. Öyle hızlı saplıyorlardı ki sol yanağından içeriye üç kez hançer girerek dudağına kadar yırtılmasına sebep oldu.

    Gözünün tam içine olmasa ile kenarından girerek alın kısmını parçaladı. Bu üç hristiyan keşiş delirmiş gibi hançerlerini saplıyorlardı. Öyle ki Kral Conrad’ın kanları bu üç gencin yüzlerine dahi sıçramış bu kanlardan dolayı acımasız katillerin elleri dahi gözükmüyordu. Tüm bu olaylar inanılmaz derecede kısa bir zaman diliminde olmuş Kral Conrad’ın adamları dahi afallamış ne yapacaklarını şaşırmışlardı. Bu üç genç Hristiyan din adamı neden Kral Conrad’a saldırmış olabilirlerdi.
    Faik Eryaşaralıntı yaptı3 ay önce
    Conrad, krallığının gelecek yıllarına dair planlar yapmaktaydı ve istirahat ettiği çadırının hemen önünde güneşin ışınlarının yüreğine kadar işlemesine izin verircesine bağrını açmış planlar yapıyordu. Burası büyük bir kamp alanıydı ve bu kamp alanına zaman zaman hristiyan din adamları gelip gitmekteydi. Yine Kral Conrad ve adamlarını ziyaret eden üç genç Hristiyan keşiş bu kampı ziyarete geldi ve Kral Conrad’ın emrinde yer alan her askeri selamlıyor ve onlara istavroz çıkartıyorlardı.

    Bu üç keşişi gören askerlerin ise keyiflerine diyecek yoktu çünkü dini bakımdan günahlarının affı için ayaklarına kadar din önderleri geliyordu. Üstelik gencecik olan bu üç din görevlisi keşişi gören tüm askerler önlerinde saygıyla duruyor ve istavroz çıkarmalarını bekliyor sonrada şükranlarını sunuyorlardı. Her an ellerinden bırakmadıkları silahlarını unutmuşlardı bile. Bazı askerler bu üç genç hristiyan din adamından özel dua istiyor ve askerler için özel dualar yapılorlardı. Bazı askerler din adamlarını psikolog gibi görüyor ve onlara sorunlarını açıyor üç genç din adamı onlara özel tavsiyelerde bulunuyorlardı.

    Fakat bu üç genç keşiş nedense her istavroz çıkarışlarında ve her askerlerle konuştuklarında bilinmeyen bir sebepten dolayı acele ediyor sanki bir yerlere yetişecekmişçesine işlerini hızlı bitirmenin peşinde koşuyorlardı.
    Faik Eryaşaralıntı yaptı3 ay önce
    Cinayetler genellikle Cuma günleri halkın içinde alenen işlenecekti. Öldürülecek kişi önemli bir kişi olduğunda herkesin gözü onun üzerindeyken bir fedai tarafından infaz yerine getirilirdi. Bazen öldüren fedai öldürülecek kişinin muhafızı bile çıkabiliyordu. İnfazcı ölümü yerine getirdikten sonra hiçbir yere kaçmaz söylenmesi gerekli sloganını bir çırpıda söyleyiverir ve kalabalık ya da muhafızlar tarafından linç edilmeyi beklerdi.
    Faik Eryaşaralıntı yaptı3 ay önce
    Tuğrul Bey Müslümanların emirinin kızı Seyyide Hatun’la evlenerek kendisini Halife’nin koruyucusu ilan ettirmişti. Yetmiş yaşındayken Seyyide Hatun’la evlenen Tuğrul evliliğin sağlayacağı şerefle onurlanmıştı. Ne yazık ki evlilik uzun sürmedi. Tuğrul evlendikten altı ay sonra öldü. Bu evlilikten çocukta olmamıştı. Çocuk olmadığı içinde ‘Selçuklu’ devletinin başına geçebilecek şehzade yokken sürüyle kardeş, yeğen ve kuzen kalmıştı. Türklerde Araplardaki gibi soyun en yaşlısının tahta çıkması kaidesi de yoktu.

    Alparslan, Çağrı’nın oğlu, hızlıca öne çıktı. Tüm aşiret üyelerine üstünlüğünü kabul ettirerek Selçukluların başına geçti. Tebaasının gözünde kararlı, gözü pek, adil ve büyük bir hükümdar olarak bilinecekti.
    Faik Eryaşaralıntı yaptı3 ay önce
    Nişabur’da 18 Mayıs 1048 tarihinde doğan Hayyam şair, filozof, matematikçi, astronom olarak bilinmektedir. Fars kökenli olan Hayyam bilim sanatlarıyla ilgilenmiş çok önemli matematikçilerin arasında sayılmaktadır. Binom açılımını kullanan ilk bilim insanıdır.
    Faik Eryaşaralıntı yaptı3 ay önce
    Kudüs’e gitmek için herhangi bir Avrupa ülkesinden yola çıkan Hristiyan hacılar Tapınakçılara gidiyor tüm parasını onlara yatırıyordu. Karşılığında günümüzdeki senet benzeri mühürlü bir kâğıt alıyor, aldığı kâğıtta yatırdığı para miktarı ve seneti onaylayan tapınakçının imzası bulunuyordu.

    Hacı adayı yolda eşkiyaların saldırısına uğrayıp soyularak bütün parasını kaybetme derdinden böylelikle kurtulmuş oluyor, Kudüs’e vardığında ise aldığı seneti tapınakçı lidere vererek parasını geri çekebiliyordu.

    Pek çok tarihçi bu uygulamayı bankacılığın ilk ilkel halde kullanımı olarak kabul eder ancak tapınakçılar bu uygulamayı da Haşhaşilerden almıştır. İsmaili tarikatına mensup yüzlerce insan Türk Selçuklu devletinin yoğun baskıları sebebiyle vergi vermekten kaçınıyorlardı.

    Selçuklu devleti ise İsmaili tarikatına mensup yerleşim yerleri ile bölgelerin geçiş güzergâhlarından ve İsmaili kervanlarından vergi adı altında paralar alıyordu. Hasan Sabbah, Alamut kalesinden yayınladığı ferman ile yüz kadar diğer kalede ki Dai Şeyhine bildiri gönderdi.

    İsmaili kervanı yola çıkmadan önce gidip Dai şeyhlerine parasını yatırıyor, ulaştığı başka bir Dai şeyhine bu mühürlü deri parçasını göstererek parasını geri alıyordu. Selçuklu muhafızları yolda çevirdiklerinde ise paralarının olmadığını söyleyerek kurtulmayı başarıyorlardı.
    Faik Eryaşaralıntı yaptı3 ay önce
    kutsal kâse, metal bir eşya parçası değil Magdallı Meryem’in rahmi yani Hz.İsa’nın soyuydu. Bu soy yani Meryem ve Hz.İsa’nın soyu Tapınakçılar tarafından bugüne dek korundu ve bu soyun selameti sağlandı.
    Faik Eryaşaralıntı yaptı3 ay önce
    kutsal kâse hem İsa’nın son akşam yemeğinde dudaklarına değdirdiği, hemde yine son anında akan kanlarının biriktiği bir kâsedir ve bu yüzden bu kase Kutsal olarak anılmıştır.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)