Leon/ PUBLISHING

  • ersintaskin96alıntı yaptıgeçen yıl
    Kız kardeş çalmaya başladı; anne ve baba, her biri bulunduğu yerden, dikkatle kızın ellerinin hareketini izlediler
  • Sude Kayaalıntı yaptıgeçen yıl
    ediyor.”
    Bunun üzerine, dolabın üzerinde işleyen çalar saate baktı. “Ulu Tanrım!” diye düşündü. Saat altı buçuktu ve yelkovan yavaşça ilerlemeye devam ediyordu; hattâ buçuğu da geçiyor, çeyrek kalaya yaklaşıyordu. Saat çalmamış olabilir miydi? Yataktan bakıldığında saatin doğru şekilde dörde kurulmuş olduğu görülüyordu; kesin çalmıştı da. İyi de, mobilyaları bile titreten bu sesi işitmeden uyuya kalmış olması mümkün müydü ki? Gerçi huzurlu uyuduğu söylenemezdi, ama derin uyuduğu kesindi. Peki şimdi ne yapacaktı? Bir sonraki tren yedideydi; ona yetişebilmek için deliler gibi acele etmesi
  • b0911571048alıntı yaptı9 ay önce
    “Seni bana tavsiye eden dostlarım, hakkında iyi şeyler söylediler.
  • Nicat Almazlialıntı yaptıgeçen yıl
    80 GÜNDE DEVR-İ LEM

    Konuşkan bir adam değildi Phileas Fogg. Ondaki gizemli hâli arttıran da bu gizem dolu sessizliğiydi. Ama hayatında esrarlı denecek bir yan yoktu.

    Şimdiye kadar belli bir yolculuk etmiş miydi?..

    Belki de söyledikleri doğruydu, kim bilir. Çünkü hiç kimse dünyayı onun kadar iyi bilmiyordu. En ücra yerler hakkında dahi fikirleri olurdu. Bazen klüpte yollarını kaybetmiş yolcular hakkında konuşulurdu. O zaman Phileas Fogg, bu konuşmalardaki hataları düzeltir, gerçek ihtimalleri gösterir, bu olaylar sonunda onun anlattığı gibi biterdi.

    Phileas Fogg, uzun süredir Londra’dan ayrılmamıştı. Kendisini daha eskiden tanıyanlar, evinden klübe gelmek için her gün yürüdüğü yol hariç, onu başka yerde görmediklerini söylüyorlardı. Phileas Fogg, yalnız gazete okumak ve vist oynamakla vakit geçirmekteydi. Vist, konuşulmadan oynanan bir
  • Nicat Almazlialıntı yaptıgeçen yıl
    80 GÜNDE DEVR-İ LEM

    Konuşkan bir adam değildi Phileas Fogg. Ondaki gizemli hâli arttıran da bu gizem dolu sessizliğiydi. Ama hayatında esrarlı denecek bir yan yoktu.

    Şimdiye kadar belli bir yolculuk etmiş miydi?..

    Belki de söyledikleri doğruydu, kim bilir. Çünkü hiç kimse dünyayı onun kadar iyi bilmiyordu. En ücra yerler hakkında dahi fikirleri olurdu. Bazen klüpte yollarını kaybetmiş yolcular hakkında konuşulurdu. O zaman Phileas Fogg, bu konuşmalardaki hataları düzeltir, gerçek ihtimalleri gösterir, bu olaylar sonunda onun anlattığı gibi biterdi.

    Phileas Fogg, uzun süredir Londra’dan ayrılmamıştı. Kendisini daha eskiden tanıyanlar, evinden klübe gelmek için her gün yürüdüğü yol hariç, onu başka yerde görmediklerini söylüyorlardı. Phileas Fogg, yalnız gazete okumak ve vist oynamakla vakit geçirmekteydi. Vist, konuşulmadan oynanan bir kâğıt oyunu olduğundan onun yaradılışına uygundu.

    Phileas Fogg evli değildi. Ayrıca akrabası ya da dostu da yoktu. Saville Row’daki evinde tek başına oturuyordu. Bir tek uşak, evin bütün işlerini görebiliyordu. Çünkü Phileas Fogg, öğle ve akşam yemeklerini hep aynı saatlerde, klübün aynı salonunda ve aynı masada yerdi. Günün yirmi dört saatinin on saatini evinde geçiriyor, bu süre içinde ya uyuyor ya da giyinerek tıraş oluyordu.

    Saville Row’daki evi lüks olmamakla beraber, çok rahat bir yerdi. Ev sahibinin alışkanlıkları hiç değişmediği için evin hizmeti pek o kadar ağır değildi. Fakat Phileas Fogg, çalıştırdığı bir tek uşağın yine de her işi tam zamanında ve çok düzgün yapmasını isterdi. Tam o gün, yani 2 Ekim tarihinde Phileas Fogg, uşağı James Forster’ın işine son vermişti. Uşağın suçu çok büyüktü. Efendisinin tıraş suyu seksen altı derece olacakken, seksen derece su getirmişti. Çok titiz olan
  • Nicat Almazlialıntı yaptıgeçen yıl
    efendisi de bu durum karşısında uşağına yol vermişti. Şimdi James Forster, yerine gelecek olan öteki uşağı bekliyordu. Yeni uşağın saat on birle on bir buçuk arasında gelmesi gerekiyordu. Phileas Fogg, bir koltuğa kurulmuş, iki ayağını hazır ol vaziyetinde bir asker gibi birbirine yaklaştırmıştı. Vücudu dimdikti. Gözlerini saate dikmişti. Saat tam on bir buçuktu. Bay Fogg’un her günkü gibi evden çıkıp Reform klübe gitmesi gerekiyordu.

    Tam o sırada, Phileas Fogg’un oturmakta olduğu küçük salonun kapısı vuruldu.

    İşine son verilmiş uşak James Forster göründü:

    “Yeni uşak geldi efendim…” dedi.

    Onun peşi sıra da içeriye otuz yaşlarında bir delikanlı girerek selam verdi. Phileas Fogg:

    “Sen Fransız’sın; ama adın John, öyle mi?..” diye sordu.

    Yeni uşak:

    “Asıl adım Jean’dır…” dedi
  • Simay Cebecialıntı yaptıgeçen yıl
    belli başlı sadece bir günahları var: Sabırsızlık. Sabırsızlıklarından ötürü kovulmuşlardı, sabırsızlıklarından ötürü geri dönemiyorlar.
    4-
    Öte tarafa göçenlerden birçoğunun g
  • iaslsntas259alıntı yaptı2 yıl önce
    mealini
  • busraok130821alıntı yaptıgeçen yıl
    Bennet, hazırcevaplık, iğneleyici alay, çekingenlik ve kapris gibi huyların o kadar tuhaf bir karışımıydı ki yirmi üç yıllık deneyim bile karısının onun karakterini anlayabilmesine yetmemişti.
  • mayaandrose1986alıntı yaptı2 yıl önce
    Herşey, babası ve annesiyle yaptığı seyrek Norland ziyaretleri sırasında iki üç yaşındaki çocuklarda olağandışı olan cezbedici özellikleriyle, yarım yamalak konuşması, bildiğini okuma arzusu, kurnaz hileleri ve gürültüsü patırtısıyla, amcasının sevgisini hem de yıllardır yeğeninden ve kızlarından gördüğü tüm yakınlığın değerini hafifletecek ölçüde kazanmış bu çocuğun mülkiyetine verilmişti.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)