bookmate game
tr

Saga Egmont

  • Meryem Karimovaalıntı yaptı2 yıl önce
    Bazı sakinlerin gürültüye ve kavgalara dayanamayıp polis çağırdığı çok olurdu.
  • Meryem Karimovaalıntı yaptı2 yıl önce
    Normalde soluk olan yüzü kıpkırmızı olmuştu. Omuz hizasındaki saçlarını bugün tepesinde topladığı için bu durum daha da belirginleşiyordu.
  • Meryem Karimovaalıntı yaptı2 yıl önce
    Anahtar olmasına anahtar, ama aslında bir USB bellek. Anahtar şeklinde.”
  • Meryem Karimovaalıntı yaptı2 yıl önce
    Bertram, gördüğü bu ifadeden sonra dizüstü bilgisayarının kapağını sert bir hareketle indirip kapattı.
  • Muhsin Ceylanalıntı yaptıgeçen yıl
    Elbette soygunlardan biraz para kazanıyorlardı, ama onun da bir bedeli oluyordu.
  • Kurt kabilealıntı yaptıgeçen ay
    Ceketi omuzlardan biraz büyük geliyordu ve yeni alınmış deri ile karışık tütün kokuyordu. Konyak rengiydi. Diğer çocukları karşılamak için kollarını açıp büktüğünde hafifçe gıcırdadı. Onlara özel bir selamlaşma şekliydi bu.

    Herkes önce kendi göğsünü bir kez yumrukluyordu. Sonra işaret ve orta parmaklarını sağ şakağına götürüyor ve diğer herkesle yumruk tokuşturuyordu.
  • kalkanzeynepnaz156alıntı yaptı2 yıl önce
    Asıl sorun kendisiydi. Hayal kırıklıkları ve kötü seçimleriydi.
  • viyandeniz47aslan45775alıntı yaptı2 yıl önce
    dedi.
    “Benim adım Mürver,” dedi Elf. “Elf topraklarının kuzey hududunda yaşayan bir sınır muhafızıyım.
    Arkadaşlarımla birlikte Tozlu Ova’nın gözcülüğünü yapıyoruz. Kuzeye doğru kilometrelerce uzanan çorak bir alan olduğu için işimiz pek zor değil. Ovada hiçbir şey yetişmez; üzerinde de pek canlı olmaz.
  • viyandeniz47aslan45775alıntı yaptı2 yıl önce
    Daha doğrusu biz öyle sanıyorduk. Birkaç hafta önce ovaya büyük bir toz bulutu yayıldı. Bir ordunun yaklaştığını gördük. Elf topraklarını adeta bir kasırga gibi yerle bir ettiler. Hemen kaçmak zorunda kaldık. Onları durdurmak için yapabileceğimiz hiçbir şey yoktu.”
    “Düşman hakkında ne biliyorsun?” diye sordu Pruna.
    “Tek bildiğim bu,” dedi Mürver. “Yardım çağırmak için hemen yola çıktım. Bu sırada arkadaşlarım da birkaç cesur Elfi toplamaya hazırlanıyor. Şövalyeler gelene kadar düşman ordusunu yavaşlatmaya çalışacaklar. Şatoya varmak ve hepinizi uyarmak için gece gündüz yol aldım. Şimdi her şey size bağlı, Kraliçe Veronika.”
    “Düşman topraklarımızda. En kısa zamanda durdurulmaları gerek,” dedi Kraliçe. “Pruna ve Karadiken; şövalyeleri şatoya toplayın. Atı ve silahı olan herkese haber gönderin. Yarın yola çıkıyoruz. Ben de sizinle birlikte geleceğim.”
    “Ben de,” dedi Lotus.
    “Kesinlikle hayır!” diye atıldı annesi.
    “Mecburum. Elfler hayatta kalmak için savaşırken evde oturup saklanmam.”
    “Ama…” diye lafa girecek oldu Kraliçe.
    Lila hafifçe Kraliçe’nin koluna dokunarak lafa girdi: “Lotus haklı. Bir gün Elflerin kraliçesi olacak. Tehlikede olduklarında yanlarında olması gerekecek.”
    Kraliçe derin bir iç çekti. Sonra başıyla onayladı.
    Lotus, şatoya girerken Lila’ya eğilip fısıldadı: “Teşekkür ederim.”
    “Bana teşekkür etme,” dedi Lila hüzünlü bir sesle. “Sana bu yüzden bir şey olursa, hayatım boyunca kendimi affetmeyeceğim.”
    Ertesi gün tüm Elf ordusu kuzeye doğru hızla yola çıktı. En önde şövalyeler vardı. Onların arkasında ise mızrak ve baltalarıyla binden fazla Elf yürüyordu. Ellerindeki silahlardan ve cilalı kalkanlarından güneşin ışıkları yansıyordu. Atlar kişneyerek başlarını sallıyordu. Ahırda geçirdikleri uzun kış mevsiminden sonra dışarı çıkıp özgürce yürümek hoşlarına gitmiş olacaktı.
  • viyandeniz47aslan45775alıntı yaptı2 yıl önce
    Elfler sessiz ve kararlıydılar. Onları zorlu bir savaşın beklediğini biliyorlardı.
    Lotus, Pruna ve Karadiken ile birlikte öncü birliklerinin yanında ilerliyordu. Hem Pruna hem de Karadiken, genç kızı mümkün olduğunca korumak istiyorlardı.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)