tr

Nigel Warburton

    Xuraman Memmedovaalıntı yaptı7 ay önce
    Maniciler, iyiliğin, insanın içindeki ruhtan geldiğine inandılar. Kötülük ise tüm zaafları, arzuları ve yoldan çıkartan eğilimleriyle bedenden gelmekteydi.
    Xuraman Memmedovaalıntı yaptı7 ay önce
    "Leviathan," Kutsal Kitap'ta tasvir edilen devasa bir deniz canavarıydı. Hobbes içinse devletin muazzam gücüne bir göndermeydi
    Xuraman Memmedovaalıntı yaptı7 ay önce
    Yirminci yüzyıl filozoflarından Gilbert Ryle, bu görüşü makinedeki hayalet miti olarak alaya aldı. Beden bir makine, ruh ise onun içinde yaşayan hayaletti.
    Xuraman Memmedovaalıntı yaptı7 ay önce
    Descartes, kesinlik arayışına ilk önce duyular yoluyla elde edilen kanıtlarla başladı: Görme, dokunma, tatma, işitme ve koklama. Duyularımıza güvenebilir miyiz? Tam olarak güvenemeyeceğimiz sonucuna vardı Descartes. Duyularımız bazen bizi aldatabilirdi. Bize hata yaptırabilirdi. Görme duyunuzu düşünün. Görme yeteneğinize her zaman güvenebilir misiniz? Gözleriniz her zaman size sadık mıdır?
    Örneğin suya soktuğunuz çubuk, ona belli bir açıdan bakıldığında bükülmüş görünür. Kare şeklindeki bir kule, uzaktan bakıldığında yuvarlak gibi gözükebilir. Her birimiz zaman zaman görme duyumuzla ilgili sıkıntı yaşarız. Descartes sizi önceden aldatan bir şeye güvenmenizin doğru olmayacağını düşünür. Bu yüzden de duyularımızın tamamen güvenilir olduğunu kabul etmez.
    sophiaalıntı yaptı2 yıl önce
    Sorgulanmamış bir varoluş koyunlara uygundur, insanlara değil.
    sophiaalıntı yaptı2 yıl önce
    Bu fikri anlatmak için Platon bir mağarayı betimler. Bu hayali mağarada, yüzleri duvara dönük, zincirlerle bağlı insanlar vardır. Önlerinde, gerçek şeyler olduğuna inandıkları titreşen gölgeleri görebilirler. Gördükleri gerçek değil, arkalarında yanan bir ateşin önünde duran nesnelerin meydana getirdiği gölgelerdir. Bu insanlar tüm yaşamlarını, duvara yansıyan gölgelerin gerçek dünya olduğunu düşünerek geçirirler. Sonrasında içlerinden biri zincirlerini kırar ve ateşe doğru döner. Gözleri ilkin bulanıktır, ama sonra nerede olduğunu görmeye başlar. Mağaradan sendeleyerek çıkar ve nihayet güneşe bakabilir. Mağaraya geri döndüğünde, dışarıdaki dünya hakkında söylediklerine kimse inanmaz. Zincirlerini kıran kişi bir filozof gibidir. Görünüşlerin ötesini görür. Sıradan bir insan gerçeklik hakkında az bir fikre sahiptir, çünkü onu derinlemesine düşünmektense, hemen önünde duran şeye bakmaktan hoşnuttur. Ne var ki görünüşler aldatıcıdır. Gördükleri gölgelerdir, gerçeklik değil.
    sophiaalıntı yaptı2 yıl önce
    "Bir bulutla kış olmaz, bir çiçekle yaz gelmez."
    sophiaalıntı yaptı2 yıl önce
    Aristoteles bu sözle şunu kastediyordu: Nasıl açan bir tek çiçek ya da yaşanan bir tek sıcak gün yazın geldiğini kanıtlayamazsa, size haz veren birkaç anın ardından da hakiki mutluluğu bulduğunuzu söyleyemezsiniz.
    sophiaalıntı yaptı2 yıl önce
    Kesin dediğiniz pek çok şeyin anlamsız olduğunu, iç huzurunuza gölge düşürdüğünü düşünürdü. Çok fazla şeye kesin gözüyle bakmak kumdan kaleler inşa etmek gibidir. Düşüncelerinizin temelleri, inanmak istediğiniz kadar sağlam değildir ve sizi mutlu kılma ihtimalleri yoktur.
    sophiaalıntı yaptı2 yıl önce
    Bedenlerimiz birer köle de olsa zihinlerimiz özgür kalabilir dediğinde kendi deneyimini tarif ediyordu.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)