Talip Doğan Karlıbel

Kitaplar

Alıntılar

Rəşad Babazadəalıntı yaptıgeçen yıl
1940 Ekim’inde, Frank’ın da bulunduğu bir akşam yemeğinden sonra, Martin Borman, Hitler’in şöyle dediğini yazmıştır: “Alman işçileriyle bir kıyaslama yapılırsa, Polonyalılar özellikle ağır işler için yaratılmışlardır... Onların kalkınmalarını engelleyici hiçbir sorun yoktur. Bu nedenle Polonya’da yaşam düzeyini sürekli olarak düşük tutmak ve kalkınmalarına izin vermemek gerekir... Genel hükümet tarafımızdan, yalnız kalifiye olmayan bir işçi kaynağı olarak kullanılmalıdır... Polonyalı işverenlerin varlığını aklımızdan çıkarmamaya zorunluyuz... Bu ne denli vahşice bir düşünce olarak nitelendirilirse nitelendirilsin. Polonyalı işverenler bulundukları yerlerde yok edilmelidirler. Polonyalılar için bundan böyle bir tek efendi vardır: biz Almanlar... Bu nedenle Polonya aydın sınıfının bütün temsilcileri yok edilmelidir...
Rəşad Babazadəalıntı yaptıgeçen yıl
1945 Haziran’ında İngiliz askeri hükümeti, kendi bölgesine daha fazla göçmen girmesine izin vermemek zorunda kaldı. 1946–1947 yıllarında, (üçte biri Yahudi olmak üzere) hâlâ yersiz olan 600.000 insan, göçmen kamplarında, geleceklerine bir çözüm bulunmasını umutla bekliyorlardı. Ancak bakımları için ayda 9 milyon Sterlin’e gerek duyulan bu insanları, hiç kimse istemiyordu. Bu gider, Almanya’yı işgal etmiş olan güçler arasında bölünüyor, fakat çoğunluğunu Amerika Birleşik Devletleri karşılıyordu. Onlara yardım etmek ve onları kabul edecek olan ülkelere göç etmelerini sağlamak amacıyla, çeşitli örgütler kuruldu. Sonunda iki buçuk milyonu çeşitli ülkelere yerleşti veya olağanüstü kalabalık olan kamplarda, hastalık ve yaşlılıktan öldüler. Sorun, 1960 yılı başlarına kadar sürdü. 1959–1960 yıllarında, Dünya Göçmen Yılı adı altındaki bir çalışma, SS’in kurbanı olan, kimsenin istemediği ve kendilerine verilecek bir göç iznini dünyanın en değerli hediyesi olarak bekleyen bu unutulmuş insanları, bizlere bir kez daha hatırlatır. Yahudi göçmenlerin çoğunlukla kabul edildikleri yer, Amerika’ydı, bunu, 1948 Mayıs’ında bir İngiliz mandası olarak kurulan yeni İsrail devleti izliyordu.
Rəşad Babazadəalıntı yaptıgeçen yıl
Fakat Alman Kızıl Haçı’nın sorunları ile kıyaslanırsa, Alman olmayan sivil savaş kurbanlarını izleyen örgütün sorunları daha yoğundu. Ölüler, kayıplar, SS tarafından çalınıp, isimleri değiştirilerek Alman ailelere evlatlık verilmiş çocuklar, bu örgütün uğraşları içindeydi. 1968 yılında Arolsen’deki kayıtlar, yedi milyon olayın işlendiği 28 milyon karta ulaşmıştı. Bütün bilgiler, SS kayıtlarının doğruluğunu simgeliyor ve daha çok Yahudi kurbanları kapsıyordu. Kızıl Haç uzmanları, SS din görevlileri arasında çeşitli uluslardan gelmiş insanların da yer aldığını büyük bir şaşkınlıkla saptamışlardı. Bu görevliler, kampa yeni gelen, çalışan veya ölen insanların isimlerini, tutulan kayıtlara, değişik biçimlerde yazmışlardı. Örneğin; Arolsen’deki görevlilerin açıkladıklarına göre; (John) adı, 160 değişik biçimde yazılmıştı. Kızıl Haç izleme servisi, içinde Schwartz adı geçen, 45.000 ayrı olayla ilgilenmek zorunda kalmış, bu isim de 44 değişik biçimde yazılmıştı. Öte yandan, Alman SS kayıt memurları da Slav isimlerini yazmakta güçlük çekmişler, birçoğunu seslere ait özel işaretlerle fonetik olarak yazmışlardı. Alman olsun veya olmasın, SS kayıt memurları, genellikle okuması yazması kıt olan kişilerdi. Bu nedenle tutsakların isimlerini yanlış yazılabiliyor, tutsak el değiştirdikçe ismi de değişiyordu.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)