Gabriel García Márquez

Yüzyıllık Yalnızlık

Kitap eklendiğinde bana bildir
Bu kitabı okumak için Bookmate’e EPUB ya da FB2 dosyası yükleyin. Bir kitabı nasıl yüklerim?
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Çocukluğundan beri ömrünü zehir eden korkunun, yaşamının son iki saatinde neden uçup gidiverdiğini kendisi de anlayamadı. Az önceki yürekliliğini yeniden göstermeye kalkışmadan, mahkemece, kendisine yöneltilen suçlamaları kayıtsızlıkla dinledi. Ursula'yı anımsadı. Bu saatlerde kestane ağacının altında Jose Arcadio Buendia ile sabah kahvesini içiyordur diye düşündü. Daha adı konmamış sekiz aylık kızını ve ağustosta doğacak çocuğunu düşündü. Bir akşam önce ertesi günkü yemek için geyik etini tuzlarken bıraktığı Santa Sofia de la Piedad'ı düşündü; omuzlarına dökülen saçlarını, yapma gibi duran kirpiklerini özledi.

    Yaşamla hesabını kesin olarak kapatırken kendi insanlarını düşündükçe duygulanmıyor, en çok nefret ettiği kişileri aslında nasıl sevmiş olduğunu anlamaya başlıyordu.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Şafak sökerken, Albay Aureliano Buendia kendi kendini yiyerek uykusuz geçirdiği gecenin bitkinliği içinde, infazdan bir saat önce hücreye girdi. Albay Gerinaldo Marquez'e, Komedi bitti, arkadaş, dedi. -İdam hükmünü sivrisinekler yerine getirmeden bir an önce çıkalım buradan. Albay Gerineldo Marquez, bu tutum karşısında duyduğu tiksinmeyi gizleyemedi.

    -Hayır, Aureliano, diye karşılık verdi. -Senin kanlı bir despot olduğunu görmektense ölmeyi yeğlerim.

    Albay Aureliano Buendia, -Öyle bir şey görmeyeceksin, dedi. -Hadi şimdi pabuçlarını giy de bu boktan savaşı bitirmeme yardım et.

    Albay Aureliano Buendia bu sözü söylediği zaman, savaşı çıkarmanın, savaşı bitirmekten kolay olduğunu bilmiyordu.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    -Hiçbir yere gidecek değiliz, dedi. Burada çocuk sahibi olduk, o yüzden burada kalacağız.

    Jose Arcadio Buendia,

    -Ama daha hiç ölen olmadı, diye karşılık verdi. İnsanın oturduğu toprakların altında ölüleri yoksa, o adam o toprağın insanı değildir.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Elyazmalarındaki son cümle, insanın zaman ve mekan düzeni içindeki yerine yerli yerinde oturuyordu. -Soyun atası ağaca bağlanır, sonuncusunu da karıncalar yer, diye yazmıştı Melquiades.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Çünkü kendi kendini yiyerek, her an son bularak ama bu son bulmanın sonunu hiç getirmeden yokolma sürecini dolduruyordu daha.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Albayın savaşta neler duyduğunu anlatmak için öyle uzun uzun konuşmuş olmasına anlam veremiyordu.

    Çünkü bir tek söz yeterliydi: Korku
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Kimseye sevgi göstermeden, kimseye bağlanmadan, hiç bir şeye özlem ve heves duymadan, Ursula'nın gezegenler sistemindeki bir yıldız gibi dolaşıp duruyordu.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Ursula bir yandan Jose Arcadio'nun sandığını hazırlıyor, bir yandan da bütün bunları hatırlayarak, mezara girip üzerinin toprakla örtülmesi bunlara tanık olmaktan daha iyidir diye düşünüyordu.

    Korkusuzca Tanrıya başkaldırıyor, başlarına bunca dert, bela açtığın insanların demirden yapıldığını mı sanıyorsun, diye hesap soruyordu.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Oysa şimdiki zamanda, yalnızca çocuklar daha çabuk büyümekle kalmıyor, duygular da değişiyordu. Güzel Remedios cennete uçar uçmaz duygusuz, düşüncesiz, saygısız Fernanda, kızcağıza değil de çarşaflarının uçtuğuna yanıp yakınmaya başladı. Aureliano'ların cesetleri daha mezarlarında soğumadan, Aureliano Segundo evi yenibaştan ışıklarla donatmış, akordeon çalan, şampanyayla yıkanan sarhoşları yeniden eve doldurmuştu.

    Sanki ölenler Hıristiyan değildi de birer sokak köpeğiydi. Sanki Ursula'ya onca başağrısına, onca pasta ve şekerlemeye mal olan bu delilerevinin yazgısı, köhneyip göçmek, süprüntü yığını haline gelmekti.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Yine o sıralarda Ursula, Rebeca'dan sık sık sözetmeye başladı.

    Onu, geç kalınmış bir pişmanlığın yücelttiği sevgi ve beklenmedik bir hayranlıkla anıyor ve Ursula'nın kendi soyunda özlemini duyduğu sabırsız yüreğin, ateşli rahmin, sınırsız yiğitliğin bir tek Rebeca'da olduğunu görüyordu.

    Ursula'nın sütüyle beslenmemiş, toprak ve sıva yiyerek büyümüş olan, damarlarında Ursula'nın kanını değil de, kemikleri mezarlarında takırdayan yabancıların kanını taşıyan Rebeca'nın, bütün özlediği niteliklere sahip olan tek kişi olduğunu anlıyordu.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Ursula yüreği parçalanarak gördü ki, Amaranta'nın Pietro Crespi'ye çektirdiği eziyet, herkesin sandığı gibi öç alma duygusundan değil, Albay Gerineldo Marquez'in ömrünü zehir eden inatçılığı yine herkesin sandığı gibi kötü yürekliliğinden değildi de, sınırsız bir sevgiyle aşılmaz bir korku arasındaki ölümcül çatışmanın sonucuydu. Ve Amaranta'nın kendi yüreğinden korkması, sonunda öteki duygulara ağır basmıştı.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Ursula, Macondo'nun kuruluşundan o güne kadar geçen sürede ailenin yaşamını özetlemiş, ayrıntılarıyla derleyip toparlamış ve çocuklarıyla torunları hakkındaki düşüncesini bütünüyle değiştirmiş bulunuyordu.

    Albay Aureliano Buendia'nın, eskiden sandığı gibi savaş yıllarında katılaşıp ailesinden, aile sevgisinden kopmadığını anladı. Albayın zaten hiçbir zaman kimseyi sevmediğini, ne karısı Remedios'a, ne yaşamına giren sayısız tek gecelik kadınlara, ne de oğullarına en ufak sevgi beslemediğine inanç getirdi. Ursula, albayın onca savaşa, herkesin sandığı gibi ülküleri adına katılmadığını, kesin zafere ulaşmaktan, yine herkesin sandığı gibi artık tükendiği için vazgeçmediğini, yalnızca gururu yüzünden yendiğini ve yenildiğini sezdi. Sonunda, uğruna canını vermekten kaçınmayacağı oğlunun, sevme yeteneğinden yoksun bir adam olduğu kanısına vardı.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    O gün, ötekilerin farkına varmadıkları bir şeyi sezinledi. Mevsime göre güneş yer değiştiriyor ve verandada oturanlar da bilmeden güneşe göre kendi yerlerini ayarlıyorlardı.

    Ondan sonra Ursula, Amaranta'nın nerede oturduğunu kestirebilmek için hangi ayın, hangi gününde olduklarını düşünerek doğruyu bulmaya başladı.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    -Babam ne diyor? diye sordu.

    Ursula, -Çok üzgün, dedi. -Senin öleceğini sandığı için üzülüyor.

    Albay gülümseyerek karşılık verdi: -Ona de ki, dedi, insan ölme zamanı geldiğinde değil, ölebildiği zaman ölür.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Kendine iyice yabancı gelen, içindeki hiçbir şeyin ve hiç kimsenin yüreğinde en ufak bir sevgi kıpırtısı uyandırmadığı bir evde yapayalnız kalmış, kaybolmuştu.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Bir keresinde biri, albayın içine gömüldüğü yalnızlığı bozmak cüretinde bulundu. Kapının önünden geçerken, -Ne alemdesiniz, albayım, diye sordu.

    Albay Aureliano Buendia, -İşte burada, cenaze alayımın geçmesini bekliyorum, dedi.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Ursula, ölene dek bir daha çıkarmamaya kararlı olarak kapıya kol demirini vurdu. -Burada çürüyeceğiz, diye düşünüyordu. -Bu erkeksiz evde kül olup gideceğiz, ama bu alçak kasabaya bizi ağlarken görmek zevkini tattırmayacağız.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Bunca yıl savaştıktan sonra, bu seslerin hiç de yabancı gelmemesi gerekirdi, oysa Aureliano gençliğinde gördüğü ilk çıplak kadın karşısında dizlerinde duyduğu kesikliği, teninin ürpertisini bu sabah da duyuyordu. Garip bir özlem duyuyor, o kadınla evlenseydim, savaşı, şan ve şöhreti bilmeyen adı sanı duyulmamış bir el sanatçısı, mutlu bir hayvan olurdum diye düşünüyordu.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Yalnız, salonda gece gündüz yanan bir lambanın aydınlattığı Remedios'un resmini yoketmeye kalkışınca, Ursula onu önledi. -Bu resim, çoktan senin olmaktan çıktı, dedi. -Artık bir aile yadigarı o.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Bir başka gelişinde Ursula'nın kokusunu kendi teninde duyunca, hiç değilse utanmaya benzer bir duyguya kapılmıştı. Sonra pek çok sefer Ursula'nın düşüncelerinin kendisininkilere karıştığını farketmişti. Ama savaş, bu duyguların tümünü silip süpürmüştü.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)