Kitaplar
Sadettin Ökten

Fincanımda Cola Var

    Yüksel Özalıntı yaptı6 ay önce
    Neyzen’den bu hadiselerle ilgili çok hikemî bir dörtlük hatırlatalım…
    “Celladın ismi ki Führer, kasabınkiyse Duçe..
    Defter-i zulmünü Garb’ın, ‘Yed-i Kudret’ dürüyor…”

    Sonraki iki dize de bizimle alakalı…
    “… Asgari on yedi milyon sığırı, bir sağıra,
    Rabbimin kudretine bak ki, nasıl güttürüyor!”

    Hitler, Mussolini, Churchill ve işte Vietnam’da Mai-Lai katliamını yapan Teğmen William Calley, Hiroşima’ya atılan atom bombasını taşıyan uçaktaki levyeyi çeken adam Paul Tibbets; hep aynı mantığın adamları…
    Batılı mantığa soruyorum:
    “Hitler’in, garibin ne günahı var yani? Bu adam, sizin ürettiğiniz mantığın adamı! Levyeyi çekene ise ‘vatan kahramanı’ diyorsunuz!”
    Herif çok rahat çekiyor levyeyi… ‘Atomic bomb’ düşüyor aşağıya… Hiro
    Yüksel Özalıntı yaptı6 ay önce
    Bir tarafta tahakküm zihniyetli reel insan, diğer tarafta Senegalli insan… Çözüm: ‘Sıfır maliyetli Senegalli köle!’… Ve Afrika’dan fevç fevç (akın akın), Amerika’ya gemilerle taşınan insanlar.
    Yüksel Özalıntı yaptı6 ay önce
    dünyanızda ‘tahakküm’ olgusunu oluşturur.

    Bu olgu, ‘öteki’ üzerinde, ‘sıfır maliyetli Senegalli köleleri satmak’ olarak yansır. Adam bunu yaparken vicdani bir rahatsızlık duymaz, çünkü zaten temel kabulünde bu hadise vardır ve bu kabulle uyuşmaktadır.

    Kendi iç dünyamızda bunu anlamamız ve hissetmemiz mümkün değildir... Ama maddeten bir matematik problemini anlar gibi anlamamız mümkündür, çünkü kabullenmenin bir uygulaması olan matematik gibi bir şeydir bu:
    X – 2 = 0, çözdüğünüzde X = 2’dir.
    Yüksel Özalıntı yaptı6 ay önce
    İşte, postmodernite çıktı ortaya...
    Görüyorsunuz Batı’nın hal-i pür melalini…
    Ama belki de görmüyorsunuz, okumuyorsunuz, bakmıyorsunuz, gitmiyorsunuz, gelmiyorsunuz…
    Aslında, hiç ‘tefekkür etmiyorsunuz’!

    İnsan, Batı’nın hayatımızın merkezine koyduğu varlıktır.
    Yani ‘birey’...
    “Nasıl bir insan?” diye sorarsanız…
    ‘Reel bir insandır’ bu gördüğünüz. Yani kusurları da meziyetleri de kutsanmış, olduğu gibi kabul edilmiştir. Bu bir kabuldür.
    Bizim dilimizle söylersek, bu ‘bir inançtır’.
    Bu ‘kabul’ üzerine bir ‘hayat tarzı’ bina ettiğiniz zaman Sanayi Devrimi aşamasındaki o kutsama, sizin dünya
    Yüksel Özalıntı yaptı6 ay önce
    Batı’nın inanç sistemi rasyonaliteye dayandığı için sabit referansı ‘menfaattir’.
    Daha kibar söyleyelim: ‘Konjonktürdür.’ Eski tabirle ‘maslahat’tır.
    Bugün işine gelen yarın gelmez, sürekli değiştirir standardını!

    Ama ya Müslümanın?
    Garip Müslümanın değişmez bir standardı vardır:
    Evâmir-i ilâhiyye (ilahi emirler)...
    Peki, Müslüman hep böyle melûl (üzgün) mü kalacak?
    Medeniyet Tarihi, işte tam da burada der ki: “Medeniyete uzun hatvelerle (adımlarla), aşamalarla bakmak
    Yüksel Özalıntı yaptı6 ay önce
    İhtiras’, var olmak için mutlaka bir şeyleri yok etmek durumundadır ve eder. Bu da Sünnetullah’a uygundur.
    İhtiras Medeniyetinin hiçbir kuralı yokken İslâm Medeniyeti’nin çok ciddi kırmızıçizgileri vardır. Allah, ‘dünyayı isteyene’, ‘dünyayı’ verir. Lakin bu hatvenin (adımın) sonunu beklemek lazım…
    İşte postmodernite, o ‘son’ şimdi.
    Şimdi, biz biraz kendimize gelebilsek...
    Âleme hikmet nazarıyla bir nazar edebilsek…

    İhtiras Medeniyetini bizatihi çatışmadan beslendiği için onunla uzlaşmak mümkün değildir.
    Dünyaya siz hâkim olursanız korkunuza, korku belası ile onlar siner.
    Nefs-i emmâre, bu medeniyetin alâmet-i farîkasıdır (tescilli markasıdır), mağlubiyeti asla kabul etmez ve daima ‘ben’ der… Diyemeyecek halde olsa bile ‘ben’ der.
    Yüksel Özalıntı yaptı6 ay önce
    Onun için Yunus Emre’ye kulak ver:
    “Er, yarın Hak divanında belli olur!”
    Yüksel Özalıntı yaptı7 ay önce
    İnsanlık tarihi içerisinde zamana en çok direnen Aristoteles’tir, onun da işi zamanla bitmiştir…
    Yüksel Özalıntı yaptı7 ay önce
    aramazov Kardeşler’ bu açıdan çok önemlidir.
    “Tanrı yoksa ahlâk da yoktur. Ne için uyacağım ki kurallara?” diyor.
    “Sadece ‘ben’ varım.” diyor.

    Nietzche de oradan çıkıyor zaten. Nietzche çok mühim bir adam, çok mühim bir ayıraç bizim için.
    Benim için şahsen…

    “Siz hepiniz sahtekârsınız, hep kurmaca şeylerle uğraşıyorsunuz; benim realitem içgüdülerimdir.” diyor.
    Gayet net!
    “Onlar da beni hiçbir zaman bırak
    Yüksel Özalıntı yaptı7 ay önce
    bırakmazlar. Ölene kadar bırakmazlar.” diyor.
    Adamın söylediği bu: (hâşâ)” İsa en büyük sahtekârdır.” diyor.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)