Kolektif

Gelecekten Beyin Öyküleri

    b5492138293alıntı yaptıgeçen yıl
    Geleceği inşa etmek için önce onu hayal edebilmek gerekiyordu
    b9086205039alıntı yaptı2 ay önce
    Dünyayı saran bu fısıltıların nedeni çok geç olmadan açıklandı. Herkes dünyanın sonunun küresel ısınma, su kaynaklarının tükenmesi gibi çevresel felaketlerden geleceğini beklerken uzayda biriken seslerimiz dünyayı ele geçirmişti. Pat diye gelmişti gürültü. Gürültü kirliliğinin uzayın kaldıramayacağı boyutlara ulaşması ve yeter artık diyerek çöpümüzü bize geri göndermesi öngörülebilir bir şey değildi
    b9086205039alıntı yaptı2 ay önce
    Kelimeler biriktiriyordu. Kavanozda kelimeler...
    O şey olduğunda ilk önce konuşma yasağı getirildi. Tabii birtakım düzenlemelerle. Sonuçta bazı insanların konuşmaması düşünülemezdi. Politikacılar, bilim insanları, polisler, hukukçular, doktorlar, haber spikerleri, gazeteciler, CEO’lar ve öğretmenler, basında “gürültü yasağı” olarak geçen düzenlemelerden muaf tutuldu. Memurlar, teknik direktörler, sanatçılar gibi birkaç meslek grubuna da genişletilmiş haklar tanındı. Sıradan vatandaş içinse yasaklar acımasızdı. Tek bir ses çıkarmaları bile tutuklanmaları için yeterliydi. İnsanlar hayatlarına nasıl devam edeceğini bilemiyordu. “Nasıl öksüreceğiz peki?” diye yazmıştı biri örneğin, devletin bu yeni düzenlemeden sonra açtığı destek hattına. Cevap “Öksürmeyeceksiniz.” olmuştu. Bu yasakların uygulanamazlığı bir hafta içinde anlaşıldı. Meclis yeniden toplandı ve normal vatandaşlara da kısıtlanmış konuşma hakkı tanınmasında uzlaştı. Artık ayda iki bin kelime kullanma hakkı verilmişti ve öksürme, hapşırma, yüksek sesle yellenme gibi gürültüler de ifrata kaçmamak kaydıyla serbest bırakılmıştı. İnsan doğasının önüne, eh, bir yere kadar geçebiliyordunuz.
    Bugün artık o şeyin üzerinden tam bir yıl geçti. O şey, dünyayı saran fısıltılardı. Televizyon kanalları “Fısıltıların yıl dönümünde hangi noktadayız?” konulu tartışma programlarıyla doluydu. Bir hükümet sözcüsü, ülkemizin bu konuda dünyada parmakla gösterilen bir politika izlediğini ve bir yılda fısıltıların yüzde dört onda yedi oranında azaltılmasında büyük rol oynadıklarını anlatıyordu. “Biliyorsunuz, ben konuşma sınırlamalarından muafım, görevim gereği. Ama kendimi bu davaya öylesine adadım ki inanın sayın başkanımızı bilgilendirirken bile mümkün olduğunca kısa cümleler kuruyorum.”
    “Başkanımız da hakeza... Zaten zat-ı âlilerinin dünyamıza musallat olan bu fısıltılarla ilgili hassasiyeti herkesin malumu, boşuna konuşup gürültü kirliliğine yol açmak bize yakışmaz.”
    b9086205039alıntı yaptı3 ay önce
    Genç kadın, bekleme salonunun önünden geçerken gözü tanıtıma takıldı, eşinin elini bırakıp izlemeye koyuldu. Şöyle diyordu: “Artık estetik ameliyatlara, bezdirici diyetlere, bir kalıba girmeye son! Bu, kendinizi değiştirmeniz ve mutluluk için eşsiz bir fırsat: İstediğiniz herkes olabilirsiniz! Kendinizi değiştirmeyin, fikrinizi değiştirin! Beyninize takılacak küçük bir çiple istediğiniz bütün özellikleri kazanabilir; kendinizi daha hırslı, daha çalışkan, daha popüler yapabilirsiniz. Eğer bu konuda fikir almak isterseniz, Nöroteknoloji bölümümüze uğrayın.” Reklam değişti, şimdi de hastanenin ünlü Nöroteknoloji uzmanlarından birisi konuşuyordu: “Birçok hastalığı, özellikle psikolojik problemleri, ilaçsız tedavi ettik. Misal; depresyon hastaları, duygu-durum bozuklukları, kişilik bozuklukları ve daha niceleri tek bir çiple, on beş dakikalık cerrahi bir müdahaleyle son buluyor. Suçlular üzerinde yaptığımız sayısız modellemeyle artık onları çok daha iyi insanlara çevirdik ve şehrimizdeki hapishane kapanma noktasına geldi. Suç oranları azaldı, hastane başvuruları azaldı, daha sağlıklı bir toplum olduk. Geçmiş yıllarda hep ‘Olumlu düşünün, ne düşünürseniz osunuz.’ diye bir akım vardı. İnsanlar bir şeye odaklanıyor ve onun gerçekleştiğini hissetmeye çalışıyorlardı. Eğer böyle hissederseniz gerçekliğe bir adım daha yaklaşırdınız, falan filan... İşte bu sistem o fikirden çıkıyor ama size düşünün ve bekleyin demiyor. Tek bir hareketle sizi tamamen değiştiriyor. Sizin kişilik özellikleriniz, huylarınız, hayata bakış pencereniz... Zihninizin içine yerleştirdiğimiz bu çip, yerleştikten sonra sarmal bir dokuya dönüşüp zihnin kıvrımlarına doğru saçaklanıyor. İstediğiniz özelliklere sahip beyinler nasıl çalışıyorsa onu taklit edip, o bölgeleri uyarıyor. Örneğin; yaratıcı olmak isteyen bir mimar, çizim yapmayı her düşündüğünde beyninin yaratıcılık kısmına küçük uyarılar geliyor ya da hiperaktif çocuğunuz, yaşıyla oranlanan aktivite sınırının üzerine çıkarsa uyarılar devreye giriyor ve sakinleşiyor. Kendinden memnun olmayan bireyler, kendini olduğu gibi sevmeyi öğreniyor. Kendini dışlanmış hisseden bir birey artık öyle hissetmiyor ve farklı düşündükçe, farklı hissettikçe diğer hayatların eksenine daha kolay girebiliyorlar.”
    b9086205039alıntı yaptı3 ay önce
    Sonuçta, ani bir kararla ilan ettiğimiz [n]Beyin 1. Bilimkurgu Öykü Yarışması, Türkiye’nin dört bir yanından gelen birbirinden ilginç hikâyelerle, bana ve [n]Beyin ekibimize büyük umutlar verdi. Elinizdeki kitap, bu yarışma sonucunda seçilen ilk yirmi bir öykünün bir araya getirilmesinden oluştu.
    Bu kitapta okuyacağınız öyküler, Türkiye’den ve dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan Türk asıllı yazarlarımızdan bizlere ulaşan 147 öykü arasından seçildi
    b9098161636alıntı yaptı3 ay önce
    Hayal kurmuyoruz. Geleceği çoğunlukla neredeyse bir “kurban” gibi düşünüyor; ondan genellikle endişe duyuyoruz.
    b5755065428alıntı yaptı4 ay önce
    irbirimize sorduğumuz “Bizde neden bilimkurgu edebiyatı yok denecek kadar az” sorusunun bu temel problemle olan ilişkisini kavramam zaman aldı. Ama bir gün, Ankara’
    b5755065428alıntı yaptı4 ay önce
    Yıllar boyunca arada sırada birbirimize sorduğumuz “Bizde neden bilimkurgu edebiyatı yok denecek kadar az” sorusunun bu temel problemle olan ilişkisini kavramam zaman aldı. Ama bir gün, Ankara’daki [n]Beyin ekibimizle daha fazla neler yapabiliriz diye istişare ederken aklımıza birdenbire “bilimkurgu yarışması düzenleme” fikri geldi.
    b5755065428alıntı yaptı4 ay önce
    birbirimize sorduğumuz “Bizde neden bilimkurgu edebiyatı yok denecek kadar az” sorusunun bu temel problemle olan ilişkisini kavramam zaman aldı. Ama bir gün, Ankara’
    b7958764846alıntı yaptı5 ay önce
    Suç oranları azaldı, hastane başvuruları azaldı, daha sağlıklı bir toplum olduk.
    Aziz Tatlidedealıntı yaptı6 ay önce
    Dâr-ı dünyada böyle bir sîmanın daha olduğuna inanmıyordum
    Aziz Tatlidedealıntı yaptı6 ay önce
    Sadece bir iyi vardır, bilgi; ve sadece bir kötü vardır, o da cehalet” diyerek insan ırkına ayna tuttuğunda ise adı Sokrates’ti. Zehirle öldürüldü!
    Aziz Tatlidedealıntı yaptı6 ay önce
    Öyle bir sustu ki başım şişti suskunluğundan.
    b0159689911alıntı yaptıgeçen yıl
    Kocası oldukça boğucu ve sıkıcı bir tipti. O sırada Ahmet’i hatırladı, kocasının bir zamanlar arkadaşıydı, son zamanlarda fazla görüşmüyorlardı ama arkadaşlardı işte. Birden ona karşı büyük bir çekim hissetti. Sanki Ahmet’le daha önce görüşmüşlerdi. Evet, görüştüklerini hatırlıyordu. Mahrem görüşmelerdi bunlar. Burak’tan ayrılıp Ahmet’le olmayı düşünüyordu, anımsamıştı. O kadar yoğun anılardı ki, Simge bu anıların Eylül’ün
    aaaaalıntı yaptıgeçen yıl
    Beyninize takılacak küçük bir çiple istediğiniz bütün özellikleri kazanabilir; kendinizi daha hırslı, daha çalışkan, daha popüler yapabilirsiniz. Eğer bu konuda fikir almak isterseniz, Nöroteknoloji bölümümüze uğrayın.”
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)