Wilhelm Reich

Dinle Küçük Adam

Kitap eklendiğinde bana bildir
Bu kitabı okumak için Bookmate’e EPUB ya da FB2 dosyası yükleyin. Bir kitabı nasıl yüklerim?
Muradovalıntı yaptı3 yıl önce
«Yasal olmayan bir ana»yı ahlâksız bir varlık olarak mahkûm eden sen değil misin, Küçük Adam? «Nikâh bağı»yla doğmuş «yasal» çocuklarla «ni-kâhsızlar»dan doğmuş «yasal olmayan»
çocuklar arasında katı bir ayrım gözeten sen değil misin? Ah zavallı yaratık, sen kendi ağzından çıkan sözlerin anlamını bilmiyorsun: İsa'ya tapıyor, ona büyük saygı gösteriyorsun. İsa, elinde evlilik cüzdanı olmayan bir anadan doğmadır
Muradovalıntı yaptı3 yıl önce
Korkunç bir geçmişin mirasçısısın sen Küçük Adam. Mirasın, avucunun içinde alev alev yanan bir elmastır.
Muradovalıntı yaptı3 yıl önce
saçma bir anıdan başka bir şey kalmayacak senden geriye.
Muradovalıntı yaptı3 yıl önce
Senin içinde bulunan ama öldürdüğün doğal yapındır kaya, çocuğunun bedensel sevgisi, karının düşlediği sevgi, on altı yaşındayken kurduğun yaşam düşleridir. Yanılsamalarını kaldır at, yerine hakikatin bir parçasını koy. Komşu-
88
na boşver, içinden gelen şeyi dinle; komşun da bundan hoşnut olacaktır. Bütün dünyadaki çalışanlara, bütün meslekdaşlanna, yalnızca yaşam için çalışmaya kararlı olduğunu, artık ölüm için çalışmayacağını
bildir. Cellatlarının ipine koşup idam edileceğine, insan yaşamının ve iyi şeylerin korunması için bir yasa yarat. Böyle bir yasa, evinin altındaki kayanın bir parçası olacaktır. Küçük çocuklarının sevgisini, şehvet-
düşkünü, doyumsuz kadın ve erkeklere karşı koru. Dedikodu kumkumalarını eleştir; onu herkese göster, tanıt ya da sevgiye hasret yetişkinler okuluna değil de bir ıslahaneye gönder. Çalışma konusunda yol gösterici durumuna geldin-se, artık seni sömüreni, ondan daha fazla sömürme yarışını bırak.
Sırtındaki smokini, kafandaki silindiri fırlat bir kenara; karını kucaklamak için kimseden izin belgesi isteme. Başka ülkelerdeki insanlarla ilişki kur, çünkü onlar da, iyi ve kötü yanlarıyla sana benziyorlar.
Bırak çocuğun doğa (ya da «tanrı») nın yarattığı gibi büyüsün. Doğayı düzeltmeye kalkışma. Bunun yerine, onu anlamaya ve korumaya çabala. Boks maçı yerine kitaplığa, eğlenceler merkezi Coney Island'a gideceğine yabancı ülkelere git. Ve en önemlisi, DOĞRU DÜŞÜN, içinden gelen ve seni tatlı tatlı
okşayan sesi dinle. Yaşamını kendi ellerinde tutuyorsun, kimseye güvenip de bir başkasının, hele seçtiğin Führerlerin eline sakın verme onu. DOĞALLIĞINI YAŞA! Olduğun gibi görün. Pek çok büyük adam söyledi sana böyle davranman gerektiğini.
89
Eğlenceler merkezi Coney Island
Dinle, Küçük Adam, şimdi sana birkaç ciddi ve önemli kehanette bulunacağım: Bütün dünyanın yönetimini eline geçirmektesin ve bu yüzden korkudan tir tir titremektesin. Çünkü önümüzdeki yüzyıllar boyunca dostlarını öldürecek, bütün halkların, proleterlerin ve tüm ülkelerin Führerlerini, efendilerin olarak selâmlayacaksın. Her geçen gün. her geçen hafta, her geçen onyıl, bir efendiyi bırakıp, öteki efendiyi göklere çıkaracaksın; bu arada kendi bebelerinin yakanlarını, delikanlılarının perişanlığını, kadın ve erkeklerinin özlemlerini işit-
90
meyeceksin, ya da işitsen bile, kentsoylu bireyciliği deyip geçeceksin. Yüzyıllar boyunca, ya samın korunması
gereken durumlarda kan dökeceksin ve özgürlüğü, cellatların yardımıyla sağlayacağına inanacaksın; böylece kendini tekrar tekrar aynı bataklığın içinde bulacaksın. Yüzyıllar boyunca, kendilerini bir şey sanan lâf ebelerinin dediklerini yapacaksın ve YAŞAM, SENİN YAŞAMIN seni çağırdığında sağır kesilecek, duymayacaksın. Çünkü
yaşamdan korkuyorsun, Küçük Adam, çok korkuyorsun. Yaşamı öldüreceksin, bunu yaparken de, «bilmem ne»
uğruna, ya da «devlet», «ulusal onur» uğruna, ya da «Tanrının büyüklüğü» uğruna yaptığına inanacaksın. Bilmediğin ve de bilmek istemediğin tek bir şey var: Kendi zaval ılığını saatten saate, günden güne yaratmakta olan kendinsin; çocuklarını anlamıyorsun, yürekliliklerinin, özgüvenlerinin, istemlerinin gelişmesine fırsat vermeden öldürüyorsun onları, köreltiyorsun; sevgiyi çalıyorsun; hırslısın, başkalarına üstün olmak, onları yönetmek, güçlü olmak için can atıyorsun, iktidar delisisin sen; »efendi» olabilmek için kapında köpek besliyorsun. İşte bütün bunları bilmiyorsun sen Küçük Adam. Yüzyıllar boyunca yolunu sapıtacaksın, sonunda sen ve senin gibiler, genel bir toplumsal sefalet sonucu kitle halinde öleceksiniz, sonunda, ilk kez kendi içine baktığında, varlığının korkunçluğu ve çirkinliği, ince, zayıf bir kıvılcım halinde belirecek. Bu senin içinde yanan ilk kıvılcım olacak. Sonra, yavaş yavaş giderek ve karanlıkta el yordamıyla yolunu bulan biri gibi, dostunu —91
Yaşamdan korkuyorsun
yaşamın sevgi, çalışma ve bilgi üzerine kurulduğuna inanan adamı aramayı öğreneceksin, onu anlamayı ye ona saygı duymayı öğreneceksin. Bundan sonra yaşamın için kitaplığın boks maçından daha önemli olduğunu anlamaya başlayacaksın; ormanda düşüne düşüne yürümenin, 92
sokaklarda tören yürüyüşü yapmaktan daha önemli olduğunu, iyileştirmenin öldürmekten, sağlıklı bir özgüvenin ulusal bilinçten daha önemli olduğunu, Ve alçakgönüllülüğün, birtakım boş naralardan daha iyi olduğunu anlamaya başlayacaksın.
Belli bir ereğe varmak için her türlü aracın, aşağılık ve alçaklıkların, çirkin yöntemlerin bile geçerli olduğunu sanıyorsun. Yanılıyorsun: Amaç, ona varmak için yürüdüğün yoldadır. Bugün attığın her adım, senin yarınki yaşamındır. Hiçbir büyük ereğe, kötü ve aşağılık yöntemlerle varılmaz. Yaptığın her toplumsal devrim bunun doğruluğunu gösterdi. Ereğe giden yolun kötülüğü, iğrençliği ya da insancıllıktan uzak oluşu, seni de kötü ya da insanlıkdışı yapmakta ve böylece ereğe varmanı da olanaksız kılmaktadır.
«Peki. ama, Hıristiyan sevgisini yeşertme, Amerikan Anayasası'nı uygulama, vb. ereklerime nasıl varacağım?» Senin o Hıristiyan sevgin, Amerikan Anayasan, her gün ne yaptığına, her saat ne düşündüğüne, eşini nasıl kucakladığına, ve çocuğuna nasıl davrandığına, TOPLUMSAL SORUMLULUĞUN
olan işine ne gözle baktığına, senin yaşamını baskı altında tutan, seni sömüren kişi gibi olmamak yolunda ne gibi çabalar harcadığına bağlıdır.
Ama sen, Küçük Adam, sana anayasayla verilen özgürlükleri yanlış kullanıyor, anayasanın günlük yaşamda kökleşmesini sağlayacak biçimde davranmak yerine, onu ortadan kaldırma yolu'nda çaba harcıyorsun.
Muradovalıntı yaptı3 yıl önce
"Dâhi", insanın satışa çıkardığı ürünlerinin üzerine yapıştırdığı bir markadır
Muradovalıntı yaptı3 yıl önce
Bana göre yaşam, plazmanın ka-
47
sılmalanyla başlar, bir hahamın odasında değil.
Muradovalıntı yaptı3 yıl önce
«Bütün suç Yahudilerde, diyorsun.
— Yahudi nedir? diye soruyorum.
— Damarında Yahudi kanı bulunan kimse, diye yanıtlıyorsun sorumu.
— Yahudi kanıyla başka kan arasında ne ayrım var peki?»
Bu soru karşısında afallıyorsun; kafan karışıyor, sakınımlı bir tavırla şu yanıtı veriyorsun.
44
Kendine değgin şakaları duyuyor ve başkalarıyla birlikte bunlara kahkahalarla gülüyorsun Y
♦ni Yahudi ırkı demek istemiştim.
— Peki, ırk nedir?
— Irk mı? Bunu bilmeyecek ne var, nasıl ki Alman ırkı varsa, bir de Yahudi ırkı vardır.
— Yahudi ırkının özellikleri nelerdir?
— Canım işte, Yahudi'nin saçları siyahtır, uzun, kıvrık bir burnu ve keskin gözleri vardır.
Yahudiler çok hırslı ve anamalcıdırlar.
— Sen hiçbir Fransız ya da İtalyan'ı bir Yahudi'yle bir arada gördün mü? Üçünü bir birinden ayırabilir misin?
— Yani.. Pekayıramam. .
— Peki öyleyse Yahudi nedir? Kanın görü nümünde bir ayrılık yok; Fransız ya da İtalyan' dan değişik bir görünümü yok. . Sen hiç Alman Yahudilerini gördün mü?
— Elbette. Almanlara benziyorlar.
— Peki ya Alman nedir?
— Alman, Nordik Ari ırkındandır.
45
— Amerikan Yerlileri de Ari ırkından mı?
— Elbette.
— Onlar da Nordik mi?
— Hayır.
— Sarışın mı?
— Hayır.
— Bak gördün mü, Alman nedir, Yahudi nedir bilmiyorsun.
— Yahudi diye bir şey var ama.
— Elbette Yahudi var, nasıl ki, Hıristiyan ve Müslüman varsa, Yahudi de var.
— Tamam, Yahudilerin dini demek istemiş tim.
— Roosevelt Hollandalı* mıydı peki?
— Hayır.
— Roosevelt'e Hollandalı demiyorsun da Davut'un soyundan gelenlere neden Yahudi di yorsun?
— Yahudiler başka.
— Başka olan nedir?
— Bilmiyorum.»
Muradovalıntı yaptı3 yıl önce
Gerçekten büyük bir adamı algılayacak duyu organı yok sende. Büyük adamın nasıl olduğu, nasıl acı çektiği, ne özlemler duyduğu,
31
öfkeden nasıl kudurduğu ve senin için yaptığı savaş, sana yabancı. Bu dünyada seni ezmek ya da sömürmek yetisinden yoksun, senin özgür olmanı gerçekten isteyen, yani içinde gerçek ve içtenlikli bir istek duyan kadınların ve erkeklerin de yaşadığını anlayamazsın. Bu kadın ve erkeklerden hoşlanmazsın, çünkü onlar sana yabancıdır. Onlar yalın ve dolaysız insanlardır; sana göre taktik neyse, onlara göre hakikat odur. Sana küçümsemeyle değil, insanların yazgısı karşısında duydukları acıyla bakarlar; bakar, ve içini görürler. İçinin görüldüğünü sezer, bir tehlikenin geldiğini anlarsın. Sen onlara ancak şöyle sahip çıkarsın. Küçük Adam: Öteki Küçük Adamlar, bu büyük adamların gerçekten büyük olduğunu sana söylediği zaman. Büyük adamdan korkarsın, onun yaşama olan yakınlığından, yaşama karşı duyduğu sevgiden korkarsın sen. Büyük adam seni, düpedüz bir yaşayan hayvan olarak, yaşayan bir canlı olarak sever. Binlerce yıl acı çektiğin yetmiyormuş gibi durmadan acı içinde kıvranmam istemez. Binlerce yıl dırdır ettiğin yetmiyormuş gibi durmadan dırdır etmeni istemez. Seni bir yük hayvanı olarak görmek istemez, çünkü yaşamı sevmektedir büyük adam, senin acılardan, alçaklık ve rezilliklerden arınmanı
ister.
Gerçekten büyük olan adamları, seni kü-cümseyecek hale getiriyorsun, içinde bulunduğun durumun ve beş para etmezliğinin verdiği acıyla bir kenara çekiliyorlar, senden uzaklaşıyor ve en kötüsü, sana acımaya başlıyorlar.
32
Sen, Küçük Adam bir ruhbilimci, diyelim bir Lombroso olsaydın, büyük adama, bir çeşit suçlu damgası
vururdun; ya işlemek istediği sucu gerçekleştirememiş bir suçiu, ya da «sinirceli» derdin ona. Çünkü
büyük adam, sana benze-mez; yaşamının amacı yığın yığın para biriktirmek, ya da kızlarını toplumsal konumu iyi birileriyle doğru dürüst evlendirmek, ya da bir siyasal göreve atanmak, adının başına bir yığın büyük sözcükler eklemek ya da Nobel Ödülü almak değildir. Bu nedenle, büyük adam sa-Senin bombok, gevezeliklerle dolu «partinlerin
na benzemediğinden ona bir «dâhi» ya da «garip» dersin. Oysa o, bir dâhi olmadığını, yalnızca bir yaşayan .canlı olduğunu söyleyecek-
33
tir. Ona «toplumdışı», insandan kaçan biri gözüyle bakarsın, çünkü büyük adam, senin bomboş, gevezeliklerle dolu «parti »lerine gitmektense çalışma odasına kapanıp düşünceleriyle baş-başa kalmayı, ya da deney odasına kapanıp çalışmayı yeğlemiştir. Parasını senin gibi hisse senedine yatırmayıp bilimsel araştırmalarına harcadığı için deli dersin ona. Sen, o karanlık ve dipsiz yozlaşmışlığın içinde, Küçük Adam, yalın, dolaysız bir insanı, «normalliğin» bir basamak aşağısında bulunan kendinle, "homo nor-malis
"le kıyaslayarak «anormal» sayıyorsun. Onu kendi beş para etmez terazine koyuyorsun, senin normallik ölçülerine uymadığını görüyorsun. Sana karşı büyük bir sevgi besleyen, sana yardım etmeye hazır olan büyük adamı toplumsal yaşamdan çıkaranın kendin olduğunu göremiyorsun Küçük Adam. İster bir han odasında, ister sarayda olsun yaşadığı hayatı çekilmez kılan sensin.
Onu, onlarca yıl gücendirdikten, acı çektirdikten sonra bu duruma sokan kim? Sensin Küçük Adam. İster sorumsuzluğun, ister dar-görüşlülüğün nedeniyle olsun, ister yapay düşüncelerin, ister onyıllık bir toplumsal gelişme boyunca bile yaşayamayan «sarsılmaz aksiyomların» yüzünden olsun, onu bu hale koyan sensin. Yalnızca Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasmda geçen birkaç yıllık süre içinde doğru olduğuna ant içtiğin şeyleri düşün. Bunların kaç tanesinin yanlış olduğunu içtenlikle kabul ettin, kaç
sözünü geri aldın? Hiçbirini, Küçük Adam. Gerçekten büyük olan bir adam, dik-
34
katle, sakına sakına düşünür, ama önemli bir fikir elde etti mi de, uzun vadeli düşünür. Ken di düşüncelerin önemsiz ve geçici olduğu hal de, düşünceleri doğru ve uzun ömürlü olan bü yük adamı bir parya yapan sensin, Küçük Adam. Onu parya yapmakla, içine o korkunç yalnız lık tohumunu dikmiş
oluyorsun. Büyük işler üreten bir yalnızlık tohumu değil, senin tara fından yanlış anlaşılmaktan ve kötü
işlem gör mekten korkma tohumudur bu. Çünkü sen «halk», «kamuoyu» ve «toplumsal bilinç»sin. Bun lann sana yüklediği dev sorumluluğun ne ol duğunu içtenlikle, dürüst olarak düşündün mü hiç Küçük Adam? Şöyle bir an olsun durup da, uzun vadeli toplumsal olgular üzerine, doğa ya da insanlığın yaptığı
büyük işler, diyelim isa'nın yaptıkları üzerine doğru düşünüp dü şünmediğini —içtenlikle— sordun mu kendine? Hayır, düşüncelerinin yanlış olup olmadığını sormadın kendine hiç. Bunu yapmak yerine, komşunun düşüncelerin hakkında ne' söyleye ceğini, ya da dürüstlüğün sana çok .paraya pat layıp patlamayacağını sordun. İşte Küçük Adam, sen kendine yalnızca bunu sordun, başka hiç bir şeyi değil,
yalnızca bunu.
Böylece büyük adamı yalnızlığa ittikten sonra, ona yaptıklarını unuttun gitti. Kalktın, bir başka saçmalık yumurtladın, bir başka küçük bayağılık yaptın, bir başka derin yara açtın. Sen, unutursun Küçük Adam.
Ama büyük adam, doğası gereği unutmaz. Sanma ki, kin besler büyük adam,, sanma ki, öç alır, yalnızca NEDEN BÖYLESİNE BAYAĞI DAVRANIŞLARDA
35
BULUNDUĞUNU ANLAMAYA çalışır. Bu söylediklerim senin duygu ve düşüncelerine yabancıdır, biliyorum. Ama inan ki: Yüz kez, bin kez, milyon kez acı versen, —yaptığını bir an sonra unutsan da—kapanamayacak yaralar bile açsan, büyük adam, yaptığın yanlışlardan ötürü senin yerine acı çeker; bu yanlışların büyük olmasından değil, küçük ve değersiz olmalarından dolayı acı çeker. Seni bu gibi şeyleri yapmaya iten nedenleri bilmek ister. Seni düşkırık-36 Komşunun düşüncelerin hakkında ne söyleyeceğini ya da dürüstlüğün sana çok paraya patlayıp patlamayacağını sordun lığına uğrattı diye eşini neden suçluyorsun; beş para etmez bir komşunu hoşnut etmedi diye neden çocuğuna işkence ediyorsun; doğallığını yaşayan bir insana neden ters bakıyor ve onu sömürüyorsun; sona verileni alıyor, senden isteneni veriyorsun da neden sana sevgiyle verilen şeye karşılık vermiyorsun; neden, düşmek üzere olan birine bir çelme de sen takıyorsun, ya da düşmüşü
tekmeliyorsun; hakikati söylemenin gerekli olduğu durumlarda yalan söylüyorsun ve neden yalana karşı
olacağına hakikate karşı koyuyorsun. Büyük Adam bunları bilmek ister. Biliyor musun, sen, her zaman ha-
Değerli, onurlu olduğunu gösteren şeylerle böbürlenirken bile küçük görüyorsun kendini 37
kikate karşı olandan yanasındır, Küçük Adam.
Büyük Adam, senin hoşuna gitmek için, senin o beş para etmez dostluğunu kazanmak için, kendini senin düzeyine indirmek, senin gibi konuşmak zorundadır. Küçük Adam; senin özelliklerine bürünmek zorundadır. Ama senin özelliklerine sahip olsa, senin dilini kullansa, dostluğunu kazansa, artık büyük, gerçek ve sade olmayacaktır. Kanıt mı istersin; senin dilediğin gibi konuşan dostların asla birer büyük adam olmadılar.
Senin bir dostunun büyük bir başarı sağlayacağını sanmaz, buna inanmazsın. Aslında için-Havadaki mikroplar
38
den kendini küçük görüyorsun; hattâ —ya- da özellikle— değerli, onurlu olduğunu gösteren şeylerle böbürlenirken bile küçük görüyorsun kendini; kendini küçük gördüğün içindir ki senin dostun olan birine saygı duyamazsın. Seninle aynı masaya oturan ya da seninle aynı. evde yaşayan birinin herhangi bir büyük iş başaracağına inanamazsın. Senin yalan çevrende, Küçük Adam, düşünmek çok güçtür, insan ancak sana değgin düşünür, seninle birlikte değil. Çünkü büyük düşünceleri, geniş kapsamlı düşünceleri gırtlaklarsın sen. Dünyasını keşfetmekte olan çocuğuna bir ana olarak şunu söylersin: «O, çocuklara göre bir şey değil.» Bir biyoloji profesörü olarak şunu söylersin.-«Aklı başında bir öğrenciye yakışır mı
bu, havadaki mikropların varlığına inanmamak olur mu?» Ve bir öğretmen olarak, «Çocuklara gözle bakılır ama söylediklerine kulak verilmez,» dersin. Evli bir kadın olarak şöyle söylersin.- «Hıh! Bulguy-muş! Bıktım senin bulgularından! Herkes gibi gidip bir yerde çalışsan da doğru dürüst para kazansan olmaz mı!» Kendi görüşünü böylece dile getirmekten sakınmazsın, kocana inanmazsın, ama gazetelerde yazanlara, anlasan da anlama-san da olduğu gibi inanırsın.
Bak, beni dinle, Küçük Adam: İçinde bulunan iyi ve değerli şeyleri duyamaz oldun artık. Boğdun bu iyi duyguları, gırtlakladın. Başkalarında — çocuklarında, karında, kocanda, babanda -ve ananda —bulunduğunu sezinlediğin an kalkıp onlardaki iyi şeyleri de öldürüyorsun. Küçüksün sen ve küçük kalmak istiyorsun.
39
Ama gazetelerde yazanlara anlasan da anlamasan da olduğu gibi inanırsın Bunları nerden biliyorsun diye soruyorsun ha? Anlatayım:
Seni denedim, seninle deney yaptım, senin içinde bulunan kendimle deney yaptım, bir ruh doktoru ve sağaltıma olarak, seni küçüklüğünden kurtardım, bir eğitimci olarak çoğu kez seni dürüstlüğe, içinden geldiği gibi davranmaya, açıklığa ittim. İçinden geldiği gibi davranmaya karşı kendini nasıl savunduğunu biliyorum, gerçek varlığının sesini dinlemen istendiğinde nasıl büyük bir korkuya kapıldığını biliyorum.
Yalnız ve yalnız küçük değilsin sen, Küçük Adam. «Büyük anlar» da var yaşamında, «sevinçten uçtuğun»
anlar, «mutluluktan başının döndüğü» anlar da var. Ama daha yükseklere uçacak, mutluluğunu artıracak direnç yok sende. Uçmaktan korkuyorsun, yükseklerden ve derinliklerden korkuyorsun sen. Nietzsche yıllar önce çok daha güzel söyledi bunu sana. İçindeki insanı aşmak için seni bir 'Übermensch», bir üstün insan yapmaya çabaladı. Onun »Über-
40
mensch» dediği senin «Hitler» in oldu. Sense *Untermensch* (aşağı insan) olarak kaldın.
Artık bir Untermensch olmayı bırakmanı ve kendin olmanı istiyorum. Okuduğun gazetelere ya da kötü
yürekli komşudan duyduğun geçersiz görüşlere değil de kendine inanmanı istiyorum. Aslında yüreğinin derinliklerinde nelerin bulunduğunu, kendinin gerçekte nasıl olduğunu bilmiyorsun, biliyorum. O
derinliklerde, bir ceylan ya da senin Tanrın, sevdiğin ozan ya da inandığın filozof ya da akıl hocan neyse, sen de osun. Ne var ki, koca bir orduda bir er, bovling kulübünün ya da Ku-Klux-Klan Ör-Uçmaktan korkuyorsun, yükseklerden ve
derinliklerden korkuyorsun
41
gutunun bir üyesi sanıyorsun kendini. Böyle sanıyorsun ve bu yüzden böyle davranıyorsun. Bu da sana başkaları tarafından söylenmiştir: Ta yirmi beş yıl önce, Almanya'da Heinrich Mann söyledi sana bunu, Amerika'da Upton Sinclair söyledi, Dos Passos ve daha başka kimseler de söyledi. Ama sen ne Mann'ı
ne de Sinc-lair'i tanıyordun. Haydutlar şampiyonunu ve Al Capone'u bilirsin sen yalnızca. Kitaplığa gitmekle kavga izleme arasında seçme yapmak durumunda kalsan, hiç kuşkusuz kavgayı seçersin.
Muradovalıntı yaptı3 yıl önce
Diyeceksin ki, «Sana inanmaya kalkmadan ünce yaşam felsefeni bilmek isterim.» Yaşam felsefemin ne olduğunu duysan, tabanlarını yağlayıp Savcıya koşacaksın, ya da «Amerika' ya Karşı Etkinliklerle Savaş Komitesi »ne, ne bileyim, FBI'a, GPU'ya ya da «San Basın»a, Ku-Klux-Klan'a ya da «Dünya Proleterlerinin Liderleri »ne koşacaksın; ya da belki yalnızca koşacaksın. Oysa:
Ben bir Kızıl ya da Kara değilim, Beyaz ya da San değilim.
Bir Hıristiyan değilim ben, bir Yahudi, ya da Müslüman değilim. Ne Mormon'um ne de çokeşlilik savunucusuyum; eşcinsel, anarşist ya da boksör de değilim ben.
Kanmı elimde bir evlenme cüzdanı olduğu için ya da cinsel açlıktan kıvrandığım için değil, onu sevdiğim ve istediğün için kucaklanın.
Çocuklan dövmem, balık avlamam, bir ceylanı ya da tavşanı vurmam. Ama iyi bir nişan-cıyımdır, on ikiden vurmayı
severim.
Briç oynamam, kuramlarımı yaymak için kokteyl partileri de vermem. Öğretilerim doğruysa kendi kendilerine yayılacaklardır.
Çalışmalanmı herhangi bir sağlık bakanlı-
29
ğı yetkilisine sunmam, bunu yapmam için bu yetkilinin konuyu benden daha iyi bilmesi gerekir. Ve bulgularımın içerdiği bilgi ve karmaşıklıkları kimin daha iyi bildiğini, kimin bu konularda usta olduğunu da ben saptarım.
Akla uygun olduğu sürece bütün yasalara uyarım, ama katı ya da anlamsız kural ve yasalarla savaşırım. (Savcıya koşma hemen Küçük Adam, çünkü kendini bilen biriyse o da aynı şeyi yapıyordur.) Çocukların ve gençlerin sevgiden doğan bedensel mutluluğu yaşamalarını ve bunu yaptıkları için hiçbir tehlikeyle karşılaşmamalarını istiyorum ben.
Sözcüğün gerçek ve doğru anlamıyla dindar olabilmek için, insanın sevgi yaşamını yoket-mesi, bedensel ve ruhsal bir yoksulluğa gömülmesi, bedenini sürekli olarak kasılı ve gergin tutması gerektiğine inanmıyorum.
Senin «Tanrı» dediğin şeyin gerçekten varolduğunu biliyorum, ama senin düşündüğün gibi değil: Tanrıyı, evrendeki ilk acunsal enerji olarak, senin gövdendekî sevgi, yüreğindeki içtenlik olarak, içindeki ve çevrendeki doğayı
benliğinde duyabilmek olarak görüyorum ben.
Hangi sudan bahaneyle olursa olsun, tıbbi ve eğitsel çalışmalarıma burnunu sokmaya kalkana, bir hasta ya da çocukla arama girmeye çalışana anında kapıyı gösteririm. Kamuya açık her mahkemede, utanmadan yanıt veremeyeceği yalın ve açık sorular sorarım ona. Yanıt verse de, ölünceye dek söylediklerinin utancıyla yaşayacaktır. Çünkü ben, insanın ciğerini oku-
30
yabilen ve çalışan bir kimseyim. Çünkü ben, bir hiç olmadığını, bu dünyada bir anlam taşıdığını bilen bir kimseyim.
Çalışma konusundaki görüşlerin değil, çalışmanın dünyayı yönetmesini İstiyorum ben. Kendime göre görüşlerim var benim, yalanla hakikati birbirinden ayırmasını bilirim; hakikati, günün her saatinde bir alet gibi kullanır, kullandıktan sonra da aynı bir alet gibi temizler, korurum.
Muradovalıntı yaptı3 yıl önce
Damları samanla örtülü, duvarları tezekle sıvalı
pis evlerde yaşamayı sürdürürsün. Ama kültür sarayınla övünmektesin.
Muradovalıntı yaptı3 yıl önce
Bir şeyi ne denli az anlarsan, o denli çok saygı gösteriyor, onun karşısında boyun eğiyorsun. Hitler'i Nietzsche'-den, Napolyon'u da Pestalozzi'den daha iyi tanıyorsun. Sana göre bir kral, Sigmund Freud'-dan daha önemlidir.
Muradovalıntı yaptı3 yıl önce
SEN KENDİ KENDİNİ KÖLELİĞE MAHKUM EDİYORSUN. Köleliğinin tek sorumlusu, yalnız ve yalnız sensin başka hiç kimse, ama hiç kimse değil. Tek sorumlu sensin.
Muradovalıntı yaptı3 yıl önce
Her seferinde aldatıldığım anlıyorsun, ancak bunu anladığında, iş işten geçmiş oluyor.
Bəhlul Vəliyevalıntı yaptı4 yıl önce
«Bütün suç Yahudilerde, diyorsun.
— Yahudi nedir? diye soruyorum.
— Damarında Yahudi kanı bulunan kimse, diye yanıtlıyorsun sorumu.
— Yahudi kanıyla başka kan arasında ne ayrım var peki?»
Bu soru karşısında afallıyorsun; kafan karışıyor, sakınımlı bir tavırla şu yanıtı veriyorsun.
44
Kendine değgin şakaları duyuyor ve başkalarıyla birlikte bunlara kahkahalarla gülüyorsun Y
♦ni Yahudi ırkı demek istemiştim.
— Peki, ırk nedir?
— Irk mı? Bunu bilmeyecek ne var, nasıl ki Alman ırkı varsa, bir de Yahudi ırkı vardır.
— Yahudi ırkının özellikleri nelerdir?
— Canım işte, Yahudi'nin saçları siyahtır, uzun, kıvrık bir burnu ve keskin gözleri vardır.
Yahudiler çok hırslı ve anamalcıdırlar.
— Sen hiçbir Fransız ya da İtalyan'ı bir Yahudi'yle bir arada gördün mü? Üçünü bir birinden ayırabilir misin?
— Yani.. Pekayıramam. .
— Peki öyleyse Yahudi nedir? Kanın görü nümünde bir ayrılık yok; Fransız ya da İtalyan' dan değişik bir görünümü yok. . Sen hiç Alman Yahudilerini gördün mü?
— Elbette. Almanlara benziyorlar.
— Peki ya Alman nedir?
— Alman, Nordik Ari ırkındandır.
45
— Amerikan Yerlileri de Ari ırkından mı?
— Elbette.
— Onlar da Nordik mi?
— Hayır.
— Sarışın mı?
— Hayır.
— Bak gördün mü, Alman nedir, Yahudi nedir bilmiyorsun.
— Yahudi diye bir şey var ama.
— Elbette Yahudi var, nasıl ki, Hıristiyan ve Müslüman varsa, Yahudi de var.
— Tamam, Yahudilerin dini demek istemiş tim.
— Roosevelt Hollandalı* mıydı peki?
— Hayır.
— Roosevelt'e Hollandalı demiyorsun da Davut'un soyundan gelenlere neden Yahudi di yorsun?
— Yahudiler başka.
— Başka olan nedir?
— Bilmiyorum.»
İşte sen böyle saçmalıyorsun, Küçük Adam. Saçmalarından silâhlı kuruluşlar oluşturuyor ve bir Yahudi'nin ne olduğunu bile söyleyemeyen sen, on milyon insanı, on milyon «Yahudi »yi doğruyorsun. İnsan bu yüzden sana gülüyor, bu yüzden ciddi bir işi olduğunda sana bulaşmamaya çabalıyor ve bu yüzden sen, batağa saplanıyorsun.
Bəhlul Vəliyevalıntı yaptı4 yıl önce
Haydutlar şampiyonunu ve Al Capone'u bilirsin sen yalnızca. Kitaplığa gitmekle kavga izleme arasında seçme yapmak durumunda kalsan, hiç kuşkusuz kavgayı seçersin.
Bəhlul Vəliyevalıntı yaptı4 yıl önce
Bir şeyi ne denli az anlarsan, o denli çok saygı gösteriyor, onun karşısında boyun eğiyorsun. Hitler'i Nietzsche'-den, Napolyon'u da Pestalozzi'den daha iyi tanıyorsun. Sana göre bir kral, Sigmund Freud'-dan daha önemlidir. İçimdeki Küçük Adam seni herkesin yöntemiyle, Führer'in araçlarıyla kazanmak isterdi. Seni «özgürlüğe götürecek şey» içimdeki Küçük Adam olacaksa, senden korkarım o zaman.
Bəhlul Vəliyevalıntı yaptı4 yıl önce
«Her ne pahasına olursa olsun hakikati söyle.»
Bəhlul Vəliyevalıntı yaptı4 yıl önce
Paris'teki savaşının sonu Petain ve Laval'e, Viyana Savaşı'nın sonu Hitler'e, Rusya'daki savaşının sonuysa Sta-lin'e vardı; Amerika'daki savaşının sonu da Ku-Klux-Klan yönetimine varabilirdi. Özgürlüğü, kendin ve başkaları adına korumak, ona bekçilik etmektense kazanmak gerektiğini ve de bunu sağlamanın yolunu pekâlâ bilirdin sen. Ben, bu gerçeği epeydir biliyordum. Ancak, her seferinde çalışıp didinip bir bataklıktan çıkmayı başardıktan sonra hemen bir başka bataklığa saplanmanın nedenini anlayamıyordum. Sonra yavaş yavaş ve el yordamıyla, seni köle yapan şeyin ne olduğunu buldum: SEN KENDİ KENDİNİ KÖLELİĞE MAHKUM EDİYORSUN. Köleliğinin tek sorumlusu, yalnız ve yalnız sensin başka hiç kimse, ama hiç kimse değil. Tek sorumlu sensin.
Bəhlul Vəliyevalıntı yaptı4 yıl önce
Başka bir biçimde yaşayabileceğini düşünmeye cesaret edemiyorsun: Koyun gibi güdülmek yerine özgür yaşamak, taktikler uygulamak yerine açık davranmak, bir hırsız gibi gecenin karanlığında sevmek yerine açık açık sevebilmek düşüncelerine yer vermiyorsun kafanda. Kendini küçümsüyorsun, Küçük Adam.
Bəhlul Vəliyevalıntı yaptı4 yıl önce
Şöyle bir yakınmayı hiç duymadım senin ağzından: «Gelecekte kendimin ve dünyamın efendisi olmak yolunda yürütüyorsunuz beni, peki ama, insamn nasıl kendi kendisinin efendisi olacağım anlatmıyorsunuz hiç, düşünce ve davramşlanmdaki yanlışları bana söylemiyorsunuz.»
Yönetimi elinde tutan kişilerin, «Küçük Adamı» yönetmelerine izin veriyorsun. Ama sen, hiç sesini çıkarmıyorsun.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)