Bir Kadının Hayatından 24 Saat” alıntıları – Stefan Zweig adlı yazardan

ben bir bireyim, neden gönüllü olarak savcı rolünü üstlenmem gerektiğini anlamıyorum. Ben savunmadan yanayım. Şahsen insanları infaz etmektense onları anlamayı seviyorum!
Hiçbir heykeltıraş, hiçbir şair, ne Michelangelo ne de Dante, nihai çaresizliği, dünyadaki nihai sefaleti, yağmurda sırılsıklam olan, tek bir hareketle kendini korumaya alamayan, gayretsiz, yorgun görünen bu canlı insan kadar çarpıcı bir şekilde hissettiremezdi.
Hakikatin yarısının hiçbir değeri yoktur, tamamı olmalıdır.
Şahsen ben, bir kadının içgüdülerinin peşinden özgürce ve tutkuyla gitmesini, bilinen örneklerdeki gibi kocasını onun kollarındayken, gözlerini kapayarak aldatmasından daha dürüstçe buluyordum.
birbirine kenetlenip birlikte uçuruma düşen biz iki insan, biri ölmeyi göze almış, öbürü her şeyden habersiz iki insan
Yüzme bilmeyen insanların, boğulmak üzere olan birini kurtarmak için köprüden atlamalarını açıklamak mümkün mü?
“kolayca baştan çıkarılabilenler”den daha güçlü, daha edepli ve temiz hissetmek bazı insanların hoşuna gidiyordu.
Çoğu insanın hayalgücü sığdır. Eğer bir şey onları doğrudan etkilemiyorsa, sivri oklarını duyularına sertçe saplamıyorsa, hayal güçleri pek çalışmaz; ama gözlerinin hemen önünde, duygularına hemen dokunabilecek bir yerde küçücük bir şey bile meydana gelse birden aşırı heyecanlanırlar. O zaman, pek nadir gösterdikleri duygudaşlıklarının yerini bir ölçüde yakışıksız ve abartılı kaçan bir coşku alır.
Fransızların dediği gibi crime passionel (tutku suçları) suç değilse, o zaman devletin adliyesine ne gerek var?
Bu durumda ahlaki hükümlerin bir anlamı kalmaz ve ahlaki konulardaki aşırılıklar haklı görülür.
sözleri beni biraz kışkırttı, üstelik Alman hanımın bana verilen bu dersi, bir yanda gerçek kadınlar var, öbür yanda “fahişe mizaçlı olanlar” –kendisi Madame Henriette’in böyle biri olduğu kanısındaydı– diyerek katmerlemesi sabrımı taşırdı ve saldırganlaştım. Bir kadının, hayatının bazı saatlerinde kendisi istemeden ve bilmeden, gizemli güçlerin eline düştüğü gibi bariz bir gerçeğin reddedilmesi, sadece insanın kendi içgüdülerine, doğasındaki şeytani niteliğe karşı duyduğu korkuyu saklar, dedim, görünüşe göre kendilerini “kolayca baştan çıkarılabilenler”den daha güçlü, daha edepli ve temiz hissetmek bazı insanların hoşuna gidiyord
Çoğu insanın hayalgücü sığdır. Eğer bir şey onları doğrudan etkilemiyorsa, sivri oklarını duyularına sertçe saplamıyorsa, hayal güçleri pek çalışmaz; ama gözlerinin hemen önünde, duygularına hemen dokunabilecek bir yerde küçücük bir şey bile meydana gelse birden aşırı heyecanlanırlar.
oguz hilmi
oguz hilmialıntı yaptı2 yıl önce
Geçerken herkesi tek tek hem alçakgönüllü hem candan bir tavırla selamlıyordu, hep hazırda bekleyen zarafetinin her fırsatta hiç zorlanmadan ortaya çıkışını seyretmek de gerçekten çok hoştu. Vestiyere giden bir hanım görünce mantosunu almak için hemen koşuyor, bütün çocuklara güler yüz gösteriyor ya da şakalaşıyor, hem cana yakın hem ketum davranıyordu – kısacası, neşeli yüzleri ve gençliklerinin verdiği çekicilikle başka insanların hoşuna gitmiş olmanın sağladığı duygu deneyimlerine dayanarak, bu özgüveni hemen şirinliğe dönüştürebilen o şanslı insanlardan biri gibi duruyordu.

Hjjjkk

nurzdmr
nurzdmralıntı yaptı2 yıl önce
Hakikatin yarısının hiçbir değeri yoktur, tamamı olmalıdır.
nurzdmr
nurzdmralıntı yaptı2 yıl önce
insanları infaz etmektense onları anlamayı seviyorum!”
Sılace
Sılacealıntı yaptı2 yıl önce
yumruk yemiş bu zavallı insan o karanlık odada bir başına kaldı, ışıkları yavaşça sönen, fısıldayan, tıslayan, hafifçe mırıldanan, usulca söylenen binada kıvrandı, içini çeke çeke ağladı.
Çoğu insanın hayalgücü sığdır. Eğer bir şey onları doğrudan etkilemiyorsa, sivri oklarını duyularına sertçe saplamıyorsa, hayal güçleri pek çalışmaz; ama gözlerinin hemen önünde, duygularına hemen dokunabilecek bir yerde küçücük bir şey bile meydana gelse birden aşırı heyecanlanırlar.
Bir kadının, hayatının bazı saatlerinde kendisi istemeden ve bilmeden, gizemli güçlerin eline düştüğü gibi bariz bir gerçeğin reddedilmesi, sadece insanın kendi içgüdülerine, doğasındaki şeytani niteliğe karşı duyduğu korkuyu saklar, dedim, görünüşe göre kendilerini “kolayca baştan çıkarılabilenler”den daha güçlü, daha edepli ve temiz hissetmek bazı insanların hoşuna gidiyordu. Şahsen ben, bir kadının içgüdülerinin peşinden özgürce ve tutkuyla gitmesini, bilinen örneklerdeki gibi kocasını onun kollarındayken, gözlerini kapayarak aldatmasından daha dürüstçe buluyordum.
Yanımda yabancıyla geriye, kiliseye gittim, tuğladan yapılma küçük bir köy ibadethanesiydi. İçerdeki kireçli duvarları gri ve boş boş parlıyordu, kapısı açıktı, bir demet sarı ışık mekândaki karanlığı kesiyordu, küçük mih
yansısının içine girdiğim gibi hiçbir oyuna böyle bütün benliğimle
bookmate icon
Tek ücret. Yığınla kitap.
Sadece bir kitabı değil bütün bir kütüphaneyi satın alırsınız… hem de aynı fiyata!
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)