43Okuyucular1kitaplık
0İzlenimler
12Alıntılar

Ailede Sevgi İletişimi” alıntıları – Vehbi Vakkasoğlu adlı yazardan

isvat
isvatalıntı yaptı2 yıl önce
Yücel şu dizelerle ne güzel ifade ediyor:
En uzak mesafe ne Afrika’dır,
Ne Çin,
Ne Hindistan,
Ne seyyareler,
Ne de yıldızlar geceleri Işıldayan…
En uzak mesafe
İki kafa arasındaki mesafedir,
Birbirini anlamayan…
isvat
isvatalıntı yaptı2 yıl önce
Güzellik duası
Her güne, güzelliğe niyet ederek başlayın. ”Bugün güzel şeyler olacak” diye düşünün; bir de güzellik duası yapın:
“Allah’ım, bugün beni iyiliklerle, güzelliklerle karşılaştır. Karşıma ya iyilik ve güzellik sunacağım biri çıksın ya da bana güzellik sunacak biri. Ya alayım ya da vereyim.”
isvat
isvatalıntı yaptı2 yıl önce
Zaten kaynana kelimesinin aslı, kaim-i valide’dir. Yani anne yerine kaim olan, ikinci anne. Kaim-i valide demek zorumuza gitmiş olmalı ki zamanla onun yerini, kayınvalide kelimesi almış.
isvat
isvatalıntı yaptı2 yıl önce
Gerçek manada kılıbığın anlamını bilen var mı acaba? Bu kelime aslen “kanı ılık” kelimesinden geliyor. Peki, “kanı ılık” olmak ne demek? Kanı ılık olmak kötü mü? Ilıktan öte sıcakkanlı olmak güzel. Buz gibi ve sopsoğuk olmak sevilir mi?
isvat
isvatalıntı yaptı2 yıl önce
Bununla ilgili bir alınganlık hikâyesi vardır.
Bir zamanlar, bir köyde, Ali adında saf bir delikanlı yaşarmış. Köyde Ali adını taşıyan çok insan varmış; ama bu Ali, başka bir Ali imiş. Onu köyde “Ördek Ali” diye tanırlar ve diğerlerinden bu lakap ile ayırırlarmış.
Ancak Ali, bu lakaptan hoşnut değilmiş. Nitekim yaşı biraz gelişip de ayağı yer tutunca köy meydanında herkese bunu duyurmuş ve demiş ki:
“Bundan böyle, kim bana, Ördek Ali, derse bacaklarını kırarım!”
Bazı gençler Ali’nin bu konuda ne kadar ciddi olduğunu anlamak için onu denemişler. Ali’nin elinden zor kurtulmuşlar. Gerçekten de Ali büyük bir hiddet ve şiddetle gençlerin üzerine yürümüş. Köylülerin araya girmesiyle, iki delikanlı canlarını zor kurtarmışlar.
Bu hadiseden sonra köyde hiç kimse ona Ördek Ali diyememiş.
Bir süre sonra Ali bir grup köylü ile birlikte ormana odun toplamaya gidiyormuş. Yolda köylülerden biri, Ali’ye bakarak “Bugün hava bulutlu” deyivermiş. Bunun üzerine Ali, birden bu kişinin üzerine atılmış. Diğer köylüler, “Amanın ne oldu? Neden kızdın?” diyerek onu tutmaya çalışmışlar.
Ali, ”Daha ne olsun! Duymadınız mı, bana, ördek, dedi!“ diye haykırmış.
Köylüler şaşırıp demişler ki:
“Ne ördeği be Adam! Ördeğin ’ö’sünü bile söylemedi. Sadece hava bulutlu, dedi.”
Ali, hiç bozuntuya vermemiş ve şöyle konuşmuş:
“Tamam işte! Siz de kabul ettiniz ördek dediğini. Köylülerin şaşkın bakışları arasında da şu açıklamayı yapmış:
“Hava bulutlu ne demek? Yağmur yağacak demek.
“Yağmur yağınca ne olur? Yerlerde sular göllenir.
“Peki, yerlerde suların göllenmesi ne demektir? Bu su birikintilerinde ördeklerin yüzmesi demektir.
isvat
isvatalıntı yaptı2 yıl önce
Bir Çin atasözü şöyle der:
“Eğer ruh aydınlanmışsa insanda güzellik vardır.
Eğer insanda güzellik varsa evde uyum vardır.
Eğer evde uyum varsa ülkede düzen vardır.
Eğer ülkede düzen varsa dünyada barış vardır.”
Istikbal Yurdu
Istikbal Yurdualıntı yaptı2 yıl önce
Sevgi birleştirir, eşleştirir
Gerçek ve derin sevgi, zaman içinde eşleri fiziken de birbirlerine benzetir. Huylarını, karakterlerini aynılaştırır. Nikâhın kerametlerinden biri de budur. Eş sevgisi, zaman içinde arkadaşlığa; netice olarak da dostluğa dönüşür.
Aşk Çağlayanı Mevlana, böyle dostluklara çok güzel örnekler verir:
“Bir dost canlısı, Dostuna gelmiş ve kapısını çalmış. “Kim o, diyen dostuna, ben, diye cevap vermiş. Dostluğu derinliğine yaşayan Dost, ona şöyle seslenmiş:
“Git! Soframda ham kişiye yer yok!
“Adamcağız, büyük bir mahcubiyetle çekilip gitmiş. Bir süre sonra yani gönlünü dostluğa iyice hazırlayınca tekrar gelip Dost kapısını çalmış.
“Kim o, sorusunu da ‘Sensin, sen!’ diye cevaplamış.
“Bu cevabı beğenen Dost, onu şu sözlerle kabul etmiş.
“Mademki sen, bensin, gel öyleyse. Bu evde iki ben’e yer yoktur.”
Evlilik hayatında da hedef, böyle bir dostluktur. Böylesine bir ve beraber olan eşler, değil bu dünyada, öteki âlemde de ayrılmayı istemezler.
Böylesine tek beden, tek ruh, tek varlık olmak, sevginin marifetidir.
Istikbal Yurdu
Istikbal Yurdualıntı yaptı2 yıl önce
Onların gözünde, para, servet, makam, şöhret, varlıklarının temel uzantılarıdır. Kendilerini onlarsız düşünemezler. Çünkü o kazanımlarıyla bir daha ayrılamayacak şekilde bütünleşmişlerdir.
Böyle bir zengin, parasını kaybedince kendisini kaybeder. Huzurunu ve sağlığını artık bir daha kazanamayacak şekilde yitirir.
Unvanını kaybeden bir ilim adamı ise artık bütün varlığını anlamsız bulur.
Rütbeleri sökülen bir asker ise canı sökülmüşe döner.
Şöhretinden kopan ve unutulan bir sanatçının da hayatı anlamsızlaşır. Oysaki atalarımız, “Mahkeme, kadıya mülk olmaz” demişlerdir.
Bu anlayıştaki insanlar, sahip oldukları serveti, makamı, unvanı ve şöhreti, varlıklarının ayrılmaz bir parçası olarak görürler. Eğer sahip olduklarından ayrılacak olurlarsa öz varlıklarından eksildiklerini; âdeta yaşayamaz hâle geldiklerini hissederler.
Böyle düşünen bir insan, başkalarıyla sağlıklı bir iletişim kurabilir mi?
Bu derece bencil ve maddeci olan biri, her şeyi kendi kazanımları için kullanır. Kazanımlarını korumak için çırpınır. Aklı, fikri ve duyguları, sadece bir noktada toplanmıştır. O da maldan, paradan, unvandan, şöhretten kopmamak telaşıdır.
Bu tavır, iletişimin önündeki en büyük engellerden biridir. Çünkü bu tür insanlar, maksatlarının aksiyle tokatlanırlar. En çok hırs gösterdikleri konudan, darbe alır ve yoksun kalırlar. Bu yüzden sevilmek için çırpınan, sevilmez. Alkış için yırtınan alkışlanmaz. Zira ”Hırs, hasaret (zarar) sebebidir“.
“Rabbena, hep bana” diyen, gözü ve gönlü başkasını görmeyen, nasıl iletişim kurabilir?
Böyle biri, iletişim sevgisi taşıyamaz. Sevgi iletişiminden ise tamamen habersizdir.
14- Muhatabının zihnini okumak da iletişimi engeller.
Istikbal Yurdu
Istikbal Yurdualıntı yaptı2 yıl önce
vah’larla inleyip duran insan, bugüne gelemez. Geçmişteki olaylara duyduğu pişmanlığın ateşiyle kavrulan, bugün için faydalı bir iletişim kuramaz.
Geçmişte olup bitmiş olaylar, acısı ve tatlısıyla artık kaderimizdir. İnançlı insan, kadere iman eder. Kadere inanan ise kederden emin olur. Olanda hayır vardır diye düşünür. Çünkü olanı olduran; yapan, yaptıran, aslında Allah’tır.
Hayır ise Allah’ın seçtiğindedir, biz anlayamasak da. İnançlı insan başına gelen olumsuzlukları tekrarlamamak, güzellikleri ise artırmak kararındadır.
İşte bu bakış açısından dolayı, inançlı insan geçmişin ne kayıplarına ne de kazançlarına takılmaz. Olan, her ne ise ondan bir hayır ve güzellik çıkarır. Böylece kendisini, mutlak bir şevk ve heyecan dalgasıyla hep mutlu hisseder.
Bu gönül duruluğundaki bir insanla, herkes iletişim kurmak ister. Çünkü onunla kurulan iletişim ve onun kurduğu iletişim, daima sevgi eksenlidir. Onu dinleyen değil, gören bile ferahlar, huzur bulur.
12- Ölçüsüz fedakârlık, sağlıklı ve kalıcı bir iletişimi engeller.
Kendi arzularını daima bastırarak sürekli başkalarınınkini önde tutan, hep uyan; âdeta kendi varlığını yok sayan bir yaklaşım ile kalıcı bir iletişim kurulamaz. Çünkü insanın gücü ve dolayısıyla da fedakârlığı sınırlıdır. Almadan vermek Allah’a mahsustur.
İnsan karşısındakinin sabrını ve fedakârlığını imtihan etmemelidir. Hep taviz almaya, daima aşırı fedakârlık beklemeye alışan, günün birinde ve belki de hiç beklemediği bir anda, iletişimi koparan yoğun bir hiddet, şiddet ve öfke seliyle karşılaşabilir.
13- Aşırı maddecilik ve dünyevîleşmek, bencilliği; bencillik de iletişimi bitirir.
Bu türlü maddeci ve bencil insanlar, sahip oldukları her şeyi varlıklarının bir parçası olarak görürler. Mal canın yongası değil; kendisi hâline gelir.
Istikbal Yurdu
Istikbal Yurdualıntı yaptı2 yıl önce
- Sabit fikirler ve değişmez kurallar, iletişimi önler.
Sabit fikirli insanlar vardır. Ne kadar delil getirseniz, açıklasanız, ispatlasanız, asla düşüncesini değiştirmez. Bu tür insanlar, fikirlerinin mutlak ve kesin olduğunu kabul ederler. Hiçbir şekilde esnek davranmazlar. Düşüncelerinin alternatifi bulunacağını hiçbir şekilde kabul etmezler.
İletişim kurmak isteyen insan, bu hâlini değiştirmelidir. Aksi hâlde ne kimseyle iletişim kurabilir ne de kendisiyle iletişim kurulabilir.
Sabit fikirli insanların, en çok tekrarladıkları cümlelerden biri şudur: ”Ben onu, bunu bilmem. Ben, bunu bilir, bunu söylerim.”
“Dediğim dedik, öttürdüğüm düdük” inadını ve ısrarını sürdürenler,
Istikbal Yurdu
Istikbal Yurdualıntı yaptı2 yıl önce
Tabii bu zihniyette olanlar sorumluluklarından da kolay sıyrılırlar. Kendisinden çok memnun görünen ve hiçbir değişime ayak uydurmayan adam, bu hâli sebebiyle yürümeyen işlerin sorumluluğundan kolayca sıyrılır ve topu başkasına atar. ”Ben değil, o değişsin!” der.
Böyle biri, ancak aşırı fedakâr, mütevazı biriyle iletişim kurabilir. ”Benim dediğim değil, senin dediğin olsun” diyen uysal bir insan, böyle biriyle, belki bir süre iletişim kurabilir. Ancak hep uyan, daima tabi olan, her defasında onaylayan ve kafa sallayan yumuşacık biri bile, nihayet birikmiş öfkelerini tutamayarak patlayabilir.
O zaman da iletişim bir daha sağlanamamak üzere, kopar. Yine Ziya Paşa’nın söyleyişiyle:
Yumuşak huylu atın çiftesi pek olur.
11- Sürekli pişmanlıklarla, şikâyetlerle yaşayanlar, sağlıklı iletişime mâni olurlar.
Hep geçmişte yaşayan, kaçırdığı fırsatlara yanan, faydasız ah,
Istikbal Yurdu
Istikbal Yurdualıntı yaptı2 yıl önce
düşünmediklerini söylemişler.
Aynı soru Türkiye’de sorulunca halkın % 80’i soruya çok iddialı cevaplar vermiş.
Çok ilginçtir ki Türkiye’nin ekonomik durumunu düzeltmek için önemli fikirleri olduğunu söyleyenlerin çok büyük bir bölümü de yoksulluk sınırında yaşayanların içinden çıkmış.
Bu durum Ziya Paşa’nın şu beytini hatırlatıyor:
Onlar ki verirler âleme, laf ile nizamat
Bin türlü teseyyüp bulunur hanelerinde.
Yani bazıları, evlerinde bin türlü başıboşluk varken dünyaya düzen vermeye çalışırlar. Oysaki önce kendimizden sorumluyuz. Sonra da evimizden, eşimizden ve çocuklarımızdan…
Zaten aklımız da bize, önce bizi gösteriyor. Yüce Yaratıcı da önce kendi durumumuzdan soracak bize. Fakat her nedense, bizim gözümüz başka yanda, başkalarında, sorumluluğumuzun en az bulunduğu, hatta hiç olmadığı taraflarda.
bookmate icon
Tek ücret. Yığınla kitap.
Sadece bir kitabı değil bütün bir kütüphaneyi satın alırsınız… hem de aynı fiyata!
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)