Kitaplar
Timurlenk

Timur'un Prensipleri

    b6003388419alıntı yaptıgeçen yıl
    Irak-ı Acem ve Irak-ı Arab’ı ele geçirdi.
    b2851253356alıntı yaptı2 yıl önce
    Fetihlerime başlarken dört düstur kabul ile onlara daima riayet ettim:

    1. Sevkiyatta çok ihtiyatla hareket ettim. Buna uzun, etraflı düşüncelerden ve incelemelerden sonra karar verdim.

    2. Teşebbüslerimin hedefine ulaşması için çok dikkatli ve ihtiyatlı davrandım. Muhtelif milletlerin seciye ve âdetlerini öğrendim ve bu âdet ve alışkanlıklara göre hareket ettim. Her memlekete kendilerine uygun bir vali atadım.

    3. Doğuştan mümtaz; ihtiyat ve dirayetiyle meşhur 313 adama bağlı idim. Bunlar birbirine o kadar bağlı idiler ki sanki hepsi tek bir adamdı. Plan ve projeleri, harekâtı ve icraatları birdi. Hiçbir şeyi başarıya ulaşmaksızın yapmazlardı.

    4. Bugünün işini asla yarına bırakmadım. Yumuşaklık, şiddet, ağırlık ve süratle hareket etmeyi bilirdim. Siyasete muhtaç bir meselede hiçbir zaman siyaset yerine kılıç kullanmadım.
    b2851253356alıntı yaptı2 yıl önce
    Kaniyim ki akıllı düşman, akılsız dosttan iyidir.
    b2851253356alıntı yaptı2 yıl önce
    Tecrübe bana gösterdi ki hakiki dost şudur: Asla gücenmez, dostunun düşmanları onun da düşmanıdır. İcap edince hayatını feda eder. Benim emirlerimin çoğu böyle idi ve benim bencilliğimden hiç şikâyet etmediler.
    b2851253356alıntı yaptı2 yıl önce
    Nezarete getireceğim bir vezirde arayacağım nitelikler:

    Bir vezirde dört nitelik arıyorum:

    a. hisler ve yüksek ruh.

    b. Çok ince bir zekâ ve geleceği tahayyül edebilen bir akıl

    c. Asker ve ahali ile hoş geçinme ehliyet ve tecrübesi.

    d. Barışçı ve af taraflılığı.

    Bu nitelikteki bir adam hükümet işlerine girmeye layıktır. Böyle bir adam iyi bir vezir ve hâkim bir danışman olabilir. Ona hükümet, ordu ve halk idaresi bırakılabilir.

    Ondan dört şey esirgenmemelidir:

    a. Güven

    b. Saygı

    c. İcraatında serbestlik.

    d.Yeterince yetki (nüfuz ve kudret) ve sorumluluk.
    b2851253356alıntı yaptı2 yıl önce
    6. SINIF

    Hikmet ve sır saklamaları ile devlet hükümet hizmetlerine girmeye liyakati olanlar arasında bir miktar seçtim ve kendime danışman yaptım. Onlara en gizli işlerimi, fikirlerimi açtım ve görüşüp tartıştım.

    7. SINIF

    Vezirler ve kâtipler:

    Bunlar divanımın süsü idiler. Bunlar benim imparatorluğumun aynası idiler. En uzak illerde askerler arasında, halk arasındaki olayları bana aynen iletirlerdi.

    Muhafazayı hazineye; cengâverlerimin ve tebaamın emniyet ve asayişine dikkat ederlerdi. İmparatorluğumda bir fenalık olsa, hâkimane hareketleriyle ona çözüm yolu bulurlardı. Ekonomik yönden halkı aydınlatır ve teşvik ederlerdi.

    8. SINIF

    Tabipler, müneccimler, mühendisler:

    Bu adamlar imparatorluğun şeref ve saadetine yardım ettiler. Bu sebeple bunları da gerektikçe çağırırdım. Mahir tabiplerin yardımıyla hastalara baktırttım. Müneccimler bana yıldızların mesut ve meşum6 cihetleriyle göklerdeki değişiklikleri öğretti. Mühendisler ve mimarlar muhteşem binaların planlarını yaptılar. Ayrıca bana bahçe resimleri yaparak uygulattılar.

    9. SINIF

    Müverrihleri7 yanıma çağırdım. Bana peygamberlerin ve evliyaların hayatlarını öğrettiler. Bana bütün dünyanın hükümdarlarını ve hükümetlerinin gelişme ve çöküşlerinin sebeplerini anlattılar. Bu padişahların hâl ve hareketleri, nutukları ve amelleri benim için büyük bir tecrübe kaynağı oldu. Keza müverrihlerden eski zaman tarihini ve yer üstünde husule gelen ihtilal ve inkılâpları öğrendim.

    10. SINIF

    Din bilginleri:

    Bunlar bana ahreti anlattılar. Onlardan çok şeyler öğrendim. Onlarla konuşmak bana hem faydalı hem de hoş vakit geçirtti.

    11. SINIF

    Barışta ve harpte askerlerimin silahlarını yapan ve onlara bakan usta işçiler.

    12. SINIF

    Tüccarlar ve kervanbaşları:

    Her tarafa tüccar ve kervanbaşları gönderdim. Tataristan’da, Çin’de, Hindistan’da, Mısır şehirlerinde, Frenk ellerinde bulacakları nadir şeyleri bana getirmelerini de emrettim. Keza oraların ahvalinden, adaletlerinden bilhassa hükümdarların tebaaları hakkındaki hâl ve hareketlerinden beni haberdar etmelerini de emrederdim. Uzak memleketlerden gelen her seyyaha iyi muamele ile oralardan haber alırdım.
    b2851253356alıntı yaptı2 yıl önce
    İmparatorluğumun yükselmesi bu 12 sınıf halkın üzerine bina edildi. Ben onlara burçların 12 işareti ve emir idaremin 12 ayrı gözüyle baktım.

    1. SINIF

    Bilginler, şeyhler, feylesofları yakınıma aldım. Kapım onlara daima açıktı. Onlar benim süsüm ve şerefim oldular. Birçok meseleleri önce onlarla görüşmeyi usul tuttum. Onlardan mümkün olduğu kadar faydalanmayı esas tuttum.

    2. SINIF

    Akıllı olup hikmet ile sebatı birleştiren ve kendileriyle görüşebilecek adamlarla tecrübeli, güngörmüş ihtiyarlar. Bunlar danışmanlarımdı. Bunlara kendime eşitmişler gibi muamele ettim. Çünkü onlar, bana tecrübelerinden bahis ile istifade ettiriyorlardı.

    3. SINIF

    Din adamları:

    Barış ve harp zamanlarında kendileri ile bana daima faydalı olan görüşmelerde bulunurdum.

    4. SINIF

    Emirler, reisler ve subaylar:

    Bunlarla samimi olarak senli-benli konuşur liyakatlerine göre terfi ettim. Bana birçok defa kılıç çeken bahadırlar da benim dostlarımdı. Cenk, hücum ve tehlikeli zamanlarda çekilmeye dair sualler sorardım. Düşman saflarını nasıl kırabileceklerini ve kırdıktan sonra onları nasıl şaşkına düşüreceklerini, onlara nasıl yürüyüp mağlup edeceklerini sorardım. Bu cengâverlerin sadakatine itimat ile onların istişarelerine daima müracaat ettim.

    5. SINIF

    Ordum ve halkım:

    Her ikisini eşit değerde tuttum. Cengâverlerimin en bahadırına bir otağ, bir bir ok kılıfı verirdim. Vilayet ve krallıkların idare adamlarına ve maliye büyüklerine keza aynı şekilde iyi muamele ederdim. Onlara verdiğim hediyeler hiçbir zaman karşılıksız kalmadı.

    Ordum daima tetikteydi, maaşlarını ve tahsisatını istemeden alırlardı. Yıldırım Beyazıt’la kavgada orduma yedi senelik tahsisatı birden verdim. Ordumla halkı öyle iyi tutuyordum ki birbirlerine asla zararlı olmazlardı. Askerlerimi yerlerinde bulundurmaya itina ettim. Hiçbiri benim çizdiğim hududu aşmaya cesaret edemedi. Onları nispetsiz terfiler ve fazla tenziller karşısında bulundurmadım. Bana iyi ve seçkin hizmette bulunanı büyük mükâfata nail ettim. Bir er, yerinde bir ihtiyat ve yerinde cesaret gösterirse onu iyice yokladıktan sonra zekâ ve liyakatine göre terfi ettirdim.
    b2851253356alıntı yaptı2 yıl önce
    Timur işte bu mektup üzerine “Pirimin mektubunu alınca dediklerini yapmak için acele ettim, imparatorluğun işlerine nizam verdim. Kanunlar ve nizamlar yaptım. Bunlar hükümetini güçlendirdi ve hükümetime yeni bir haşmet verdi. Tebaamı 12 ye ayırdım.” demiştir.
    b2851253356alıntı yaptı2 yıl önce
    . “Timur bilmelidir ki idare-i hükümet Allahü tealâ hükümetinin bir kopyasıdır. Amirler, muavinler, mebuslar ve muhafızlar var. Herkes kendi dairesinden hariç işlere karışmaz, mevzuata dikkat et. Emirlerini, amirlerini, maiyetlerini ve reisleri gözaltında bulundur. Her biri vazifelerini yapsın ve sana itaate daima hazır bulunsun. Herkese eşitlikle ve adilane hâl ve mevkiler tayin et ki imparatorluğunda akıl ve hakkaniyet hüküm sürsün. İşlerinde ve tebaan arasında nizamı ihmal edersen hükümetinin alt ve üst olması gecikmez. Her adamı ve her şeyi yerli yerinde kullanmak sana düşer. Hak uğruna sarf olunan para hiçbir vakit israf sayılmaz. Tebaanı 12’ye ayır. İmparatorluğunun gerekli süsleri olsunlar.”
    b2851253356alıntı yaptı2 yıl önce
    Hutbülkuttab Şeyhzeyneldin Ebubekir isminde sâdâttan5 bir zat, Timur’a müstakbel haşmetinden evvelce haber vermişti. Timur da bu zatı pîr bilmiş ve bu zata saygı ile bağlanmıştı. İşte bu zat, bir mektubunda Timur’a şunları yazmıştı:
    b2851253356alıntı yaptı2 yıl önce
    “Çocuklarım, milletin huzurunu temin için benim sizlere bıraktığım vasiyeti ve düsturları unutmayınız. (ki bu vasiyetler ve düsturlar Timur’un nizamlarıdır) Halkın dertlerine derman bulunuz. Zayıfları koruyunuz. Bilhassa fakirleri zenginlerin zulmünden koruyunuz. Her işinizde rehberiniz adalet ve iyilik olsun. Eğer benim gibi uzun müddet saltanat sürmek isterseniz kılıcı ihtiyat ve liyakatle kullanınız. Aranıza anlaşmazlık tohumu girmemesine çok dikkat ediniz. Çünkü yakınlarınız, arkadaşlarınız ve düşmanlarınız bundan istifade için aranıza anlaşmazlık sebepleri saçmaya çalışacaktır. Vasiyetimdeki idare usulü esaslarına sadık kalırsanız taç daima sizin başınızda kalır. Ölüm döşeğinde olan babanızın sözlerini daima hatırlayınız.” diyerek öldü. (19 Mart 1405).
    b2851253356alıntı yaptı2 yıl önce
    Ya bilginin kölesi olacağız ya da bilgiye sahip devletlerin. Tercih sizin.
    b2851253356alıntı yaptı2 yıl önce
    Unutulmamalıdır ki bir orduyu güçlü kılan en önemli özellik, sahip olunan harp araç ve gereçleri değildir. Orduları güçlü hatta en güçlü kılan özellik, komuta kademesinin sahip olduğu bilgi ve bu bilgiyi pratiğe dönüştürme becerisidir. Bu özellik ise sadece akla dayalı BİLGİYE ulaşmak ve ona egemen olmakla kazanılır.
    b2851253356alıntı yaptı2 yıl önce
    Savaşlar kazanılabilir, tarih şimdi isimleri belleklerde yer etmeyen çok sayıda zafer kazanmış imparatorların öyküleriyle doludur. Oysa Timur’u farklı kılan, onu diğerlerinden çok başka bir yere taşıyan en önemli özelliği ki, bu ona babasından kalan en önemli mirastır da, bilim ve bilim adamlarına duyduğu saygıdır.

    Onun zamanında imparatorluk sınırları içinde çok sayıda medrese ve kütüphanelerin yapılması bu saygının somut bir ifadesidir.
    b2851253356alıntı yaptı2 yıl önce
    Timur, yaşadığı sürece her şeyin başının akla dayalı bir eğitim ve öğrenimden geçtiğini unutmamış.
    Xuraman Memmedovaalıntı yaptı2 yıl önce
    önemli esaslarındandır ki hükümdar icap edince başkalarının nasihat ve tekliflerini dinler ve kabul eder, fakat onları tahtta yanı başına kadar çıkarmamalıdır. Hükümdar herkes tarafından öne sürülen isabetli tavsiyeleri kabul etmekle beraber, onları hükümette evvela kendine eşit ve sonra kendinden daha yüksek kılacak kadar gevşek davranmamalıdır.
    Xuraman Memmedovaalıntı yaptı2 yıl önce
    kanunlar üzerine istinat etmeyen bir hükümet uzun müddet yaşayamaz. Böyle hükümet çıplak olup kendini gören herkese karşı gözlerini yere diken, herkes yanında hiç hürmet ve itibarı olmayan adama benzer. Keza öyle hükümet; tavanı, kapısı, avlu ve duvarları olmayan ve her önüne gelenin içeriye dalabildiği bir eve de benzetilebilir.
    Juan Arenasalıntı yaptı2 yıl önce
    TİMUR’UN

    PRENSİPLERİ

    TİMURLENK

    Yayına Hazırlayan
    A. Basad
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)