Kitaplar
Muhammed Emin Yıldırım

Suffa Meclisleri Kur’an Dersleri

Lale Sabuncularalıntı yaptıgeçen yıl
İnkâr edenler dediler ki: ‘Bu/Kur’ân, olsa olsa O’nun (Muhammed’in) uydurduğu bir yalandır.”
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
Ya Rabbi! Vahyi ahlakımızın kaynağı kıl. Peygamberine nasip ettiğin gibi bize de ahlakı Kur’ân olabilmeyi nasip et. Yaşayan Kur’ân’lar olmamıza yardımcı ol. Kitab’ın insana dönüşmüş şekilleri olmamızı sağla. Bizim ile Kur’ân’ı öyle bütünleştir ki bizi öldürmeye gelenler, bizde onun nurunu görüp onunla dirilsin, bize düşmanlık edenler onun rahmeti ile bize karşı iyi birer dost olsun.
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
Kur’ân insana sürekli hesabı hatırlatarak “hesabını verebileceğin ameller işle” demektedir.
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
“Kur’ân’ın gölgesinde hayat bir nimettir. Bu nimeti ancak tadanlar bilir. Ömrü yükselten, safiyete ulaştıran ve mübarek kılan bir nimet.” (Seyyid Kutub)
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
Evladım! Kur’ân indiği gibi okunmalıdır. Maharet çok okumak değil, asıl maharet okunan o ayetler üzerinde tefekkür etmektir.
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
Efkâr-ı umumiye bir tefsir-i Kur’ân istiyor. Evet, her zamanın bir hükmü var. Zaman dahi bir müfessirdir. Ahval ve vukuat ise, bir keşşaftır. Efkâr-ı âmmeye hocalık edecek, yine efkâr-ı âmme-i ilmiyedir. Bu sırra binaen ve istinaden isterim ki: Müfessir-i azîm olan zamanın taht-ı riyasetinde, herbiri bir fende mütehassıs, muhakkikîn-i ulemadan müntehap bir meclis-i meb’usan-ı ilmiye teşkiliyle, meşveretle bir tefsiri telif etmekle sair tefasirdeki münkasım olan mehasin ve kemâlâtı mühezzebe ve müzehhebe olarak cem etmelidirler.
[Bediüzzaman Said Nursî, Muhakemat, s. 29]
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve herkes, yarına ne hazırladığına baksın. Allah’tan korkun, çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir
Haşr 59/18, 19
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
Ebû Hureyre (ra) rivayet ediyor, diyor ki: “Allah Resûlü (sas) buyurdu ki: “Kul bir günah (hata) işlediği zaman kalbinde (siyah) bir nokta belirir. O günahtan elini çekip tevbe ve istiğfar ettiği zaman, o nokta silinir ve kalbi yine parlar. Aynı günahı tekrar işlerse o siyahlık artar. Nihayet o siyahlık tüm kalbini kaplar, işte Allah’ın: ‘Hayır; bilakis kalplerinde kazandıkları günah, yer etmiş ve (pas) iz bırakmıştır!’ kavlindeki (Mutaffifîn 83/14) pas budur.”
[Tirmizî, Tefsirü’l-Kur’ân, 74]
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
Kur’ân’ın bu iki hayat için de rehber olduğunu çok güzel ifade eden Bediüzzaman, bizim serlevha olarak aldığımız şu söz ile konuyu özetler: “Kur’ân, İslâm âleminin güneşi olduğu gibi, ahiret âleminin de haritasıdır!” [
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
“Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah’ın Kitab’ı ve Resûlü’nün sünneti!”[İmam Mâlik, Muvatta, Kader, 3]
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
içinizden birini şehre gönderin de baksın hangi yiyecek daha hoş ve helâl ise ondan size azık tedarik etsin.” [Kehf 18/19] dedi. Gençler yiyeceği getirince kadın bana: “Kendilerine şöyle denilir: “Geçmiş günlerinizde yaptığınız güzel işlerden dolayı afiyetle, yiyin, için!” [Hakka 69/24] dedi. Anladım ki o yiyecekleri bana ikram etmek için getirmiş.
Bütün bu gördüklerim karşısında gençlere dedim ki: Şayet annenizin bu durumunu bana söylemezseniz, bu yemekten asla yemem!” Gençler dediler ki: “Annemiz, ağzından Cenâb-ı Hakk’ın gazabını çekecek yanlış bir söz çıkar korkusuyla kırk yıldır bu şekilde sadece Kur’ân’la konuşur.” [Ahmed el-Hâşimi, Cevâhiru’l-Edeb, I, 261]
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
mukabelesinde bulundu. Yürürken şiir okumaya başladım. Bu kez: “Artık Kur’ân’dan kolayınıza geleni okuyun.” [Müzzemmil 73/20] dedi. Şiir okumak haram değil ki!” deyince: “Ancak akıl sahipleri düşünüp, ibret alırlar.” [Bakara, 2/269] ayetiyle cevap verdi.
Bir süre yolculuğa devam ettikten sonra, evli olup olmadığını sordum. “Ey iman edenler! Açıklandığı takdirde hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın!” [Mâide 5/101] ayetini okudu. Bu sorumdan memnun olmadığını anladım. Derken bu hanımın kafilesine arkadan yetiştik. Kendisine kafile içinde kimsesinin olup olmadığını sordum. Bu defa da bana: “Mal mülk, çoluk çocuk... Bütün bunlar dünya hayatının süsleridir.” [Kehf 18/46] dedi. Anladım ki, çocukları var. Onların isimlerini sordum. “Allah İbrâhim’i dost edinmiştir.” [Nisâ 4/125] “Allah Mûsâ’ya da hitap ederek konuştu.” [Nisâ 4/164] ve: “Yahya! Kitaba var kuvvetinle sarıl!” [Meryem 19/12] ayetlerini okudu. Anladım ki üç tane oğlu var, isimleri de İbrahim, Musa ve Yahya. Bende: “Ey İbrahim, ey Musa, ey Yahya!” diye kafileye doğru seslendim. Nur yüzlü üç genç “Buyur!” diye çıkageldiler. Kadın onlara para verdi ve: “Şu akçeyi verip
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
92] ayetiyle cevap verdi. Kendisine, deveme bindirip kafilesine ulaştırma teklifinde bulundum. “Hayır olarak daha ne yaparsanız Allah muhakkak onu bilir.” [Bakara 2/215] ayetiyle mukabelede bulundu. Devemi yanına getirdim. Tam binecekken: “Mümin erkeklere bakışlarını kısmalarını söyle.” [Nûr 24/30] ayetini okudu. Gözlerimi başka tarafa çevirdim. Tam binecekken deve ürküp kaçtı, bu arada elbisesi birazcık yırtıldı. “Başınıza gelen her musibet, işlediğiniz günahlar sebebiyledir.” [Şûrâ 42/30] ayetini kendi kendine söyledi. Biraz sabretmesini ve devesini tutup bağlayacağımı söyleyince: “Biz çözümü ihtiva eden hükmü Süleyman’a bildirdik.” [Enbiyâ 21/79] ayetini okuyarak, deveyi sevketme konusunda benim daha başarılı olduğumu ima etti. Peşinden deveye bindi ve: “Bunları bizim hizmetimize veren Allah yüceler yücesidir, her türlü eksiklikten münezzehtir. O lutfetmeseydi biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz sonunda Rabbimize döneceğiz.” [Zuhruf 43/13-14] ayetlerini okudu. “Deh” deyip deveyi hızlandırdım. Bu defa: “Yürürken ölçülü, mûtedil yürü! Konuşurken sesini ayarla, bağırarak konuşma! Unutma ki seslerin en çirkini, eşeklerin sesidir.” [Lokmân 31/19]
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
bir şeyler verme teklifinde bulundum. Bu defa: “Sonra gece girinceye kadar orucu tamamlayın.” [Bakara 2/187] ayetini okudu. Anladım ki oruç tutmuş. Kendisine, içinde bulunduğumuz zaman diliminin Ramazan ayı olmadığını hatırlattım. Buna karşılık o: “Her kim de, farz olmadığı halde gönlünden koparak bir hayır işlerse, mükâfatını görür. Zira Allah şükrün karşılığını verir. O, az amele çok mükâfat verir ve her şeyi bilir.” [Bakara 2/158] ayetiyle cevap verdi. Yolculukta orucun açılabileceğini hatırlatınca: “Bununla beraber, eğer işin gerçeğini bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” [Bakara 2/184] ayetini okudu. Neden benim gibi konuşmuyorsun diye sordum: “İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın. [Kâf 50/18] ayetini okudu. Bu sefer hangi kabileden olduğunu sordum. “Bilmediğin şeyin peşine düşme! Çünkü kulak, göz, kalp gibi azaların hepsi de sorguya çekilecektir.” [İsrâ 17/36) ayetiyle cevap verdi. Hata ettiğimi, dolayısıyla kusura bakmayıp hakkını helâl etmesini istedim. “‘Bugün kınanacak değilsiniz, Allah sizi bağışlar. O, merhametlilerin merhametlisidir.” [Yûsuf 12/
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
Kur’ân’la Konuşan Kadın
Tebe-i tâbiîn devrinin önemli simalarından Abdullah b. Mübarek (v. 181/797) başından geçen bir hatırayı şöyle anlatıyor: “Hacca gidiyordum. Irak-Suriye topraklarından geçerken tek başına yolculuk yapan bir kadınla karşılaştım. Ona selâm verdim. Ancak selamımı: “Onlara merhametli Rabbin söylediği selam vardır!” [Yâsîn 36/58] ayetini okuyarak aldı. “Buralarda ne yapıyorsun?” diye sordum. “Allah kimi şaşırtırsa onu doğru yola getirecek yoktur.” [A’raf 7/186] ayetini okuyarak cevapladı. Yolunu kaybettiğini anladım ve nereye gitmek istediğini sordum. Soruma: “Bir gece, kulu Muhammedi, Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren O zatın şanı ne yücedir! O bütün eksikliklerden münezzehtir!” [İsra 17/1] ayetiyle karşılık verdi. Anladım ki, geçtiğimiz hac mevsiminde haccını tamamlamış, Kudüs’e gidiyor. “Ne zamandan beri böyle yolunu kaybettin?” dedim. “Tam üç gündür…” [Meryem 19/10] şeklinde cevap verdi. İhtiyacı olacağı düşüncesiyle yiyecek-içecek
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
Sahâbenin Kur’ân anlayışının en önemli özelliği hiç şüphesiz duydukları her ayeti üzerlerine almaları, başkalarına bakmadan: “Bu ayet benin hakkımda inmiştir; bu ayet bana bir şeyler söylemektedir.” deyip, gereğini yerine getirme noktasında ki gayretleridir.
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
“Sana gelen iyilik Allah’tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gönderdik; şahit olarak da Allah yeter. Kim Resûl’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, seni onların başına bekçi göndermedik!”
Nisâ 4/79, 80
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
Talâk, 65/2] okudu: “Kim Allah’tan hakkıyla korkarsa Allah ona bir çıkar yol kılar ve onu ummadığı yerden rızıklandırır.”
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
Eğer Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerleriyle savması olmasaydı elbette yeryüzü altüst olurdu. Lâkin Allah bütün insanlığa karşı lütuf ve kerem sahibidir.”
[Bakara 2/250, 251]
Murat Özarpacıalıntı yaptı3 yıl önce
‘Nice az sayıda bir birlik Allah’ın izniyle çok sayıdaki birliği yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir’ dediler.
[Bakara 2/249]
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)