Halil Cibran

Meczup

Kitap eklendiğinde bana bildir
Bu kitabı okumak için Bookmate’e EPUB ya da FB2 dosyası yükleyin. Bir kitabı nasıl yüklerim?
şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
Doğduğum şehirde, bir kadın ve kızı yaşıyordu; ikisi de uyurgezerdi.

Bir gece, dünya sessizliğe gömülmüşken, anne ve kızı, uykuda olsalar da, yürürlerken sisler altındaki bir bahçede karşılaştılar.

Anne konuştu ve şöyle dedi: “İşte! İşte benim düşmanım! Gençliğimi mahveden, hayatını benim hayatımın yıkıntıları üzerine kuran sensin! Seni bir öldürebilsem!”

Kız da konuştu ve şöyle dedi: “Hey gidi iğrenç, bencil ve yaşlı kadın, özgür benliğimle ben arasına giren, hayatımı kendi solgun hayatının bir yankısı haline getirmek isteyen sen değil misin! Öldüğünü bir görebilsem!”

O anda bir horoz öttü, iki kadın da uyandılar. Anne, tatlı tatlı, “Sen misin, canım!” dedi kızına. Kızı da cevap verdi incelikle: “Evet, sevgili anneciğim!”
Murat Özarpacıalıntı yaptı2 yıl önce
Çünkü bizi anlayanlar içimizdeki bir şeye de egemen olurlar.
Sevinc Abbaszadəalıntı yaptı4 yıl önce
Binlerce ifadesi olan bir yüz ile sanki kalıptan çıkmış gibi tek bir ifadesi olan bir yüz gördüm.
Ardındaki çirkinliği saklayamayan bir yüz ile ne kadar güzel olduğunu keşfetmek için maskesini kaldırmam gereken bir yüz gördüm.
Kırışmış, ama hiçbir anlam taşımayan bir yüz ile üstünde her şeyin apaçık göründüğü yalın ve yapmacıksız bir yüz gördüm.
Kendi gözlerimin örmüş olduğu ve gizli gerçekliği açığa vuran bir dokunun içinden baktığım için tanıyorum ben o yüzleri.
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Kusursuz bir soyun bağrında yaşıyorum, ben en kusurlu olan.

Ben, insani bir kaos, karmakarışık öğelerden oluşan bir yıldız bulutu, kusursuz dünyalarda yaşıyorum - yasaları kesin, düzenleri sıkı, düşünceleri uyumlu, düşleri düzenli, görüşleri kabul görmüş, bilinen insanların dünyasında.

Onların erdemleri ölçülüdür, Ey Tanrım; kötülükleri de ölçülüp biçilmiştir; loş alacakaranlığın içinden geçen (ne kötülük ne de erdem olan) anlamsız ayrıntılar bile kaydedilmiş ve sınıflandırılmıştır.
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Ama, ben niçin buradayım, Ey Tanrım? Doymaz bir tutkunun taze çekirdeği, ne doğuyu ne de batıyı soran azgın bir fırtına, yanıp dağılan bir gezegenin yolunu şaşırmış bir parçası olan ben, neden burada olmalıyım?

Niçin buradayım? Ey yitik ruhların Tanrı’sı, tanrılar arasında yitik olan Tanrı, sana soruyorum!
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Ve Hüznüm’le ben, sevdik birbirimizi; bizi kuşatan dünyayı da sevdik, çünkü Hüznüm’ün müşfik bir kalbi vardı ve benim kalbim de Hüzün sayesinde müşfikti.
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Arzu doyurulmadığında, tutku amaçsız kaldığında hangi huzurdan söz edilebilir ki?
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
İlk kül rengi şafağın bizi birbirimize göstermesinden önce nice yüzyıllar geçti; bunca dünyanın doğumunu, tekâmülünü ve ölümünü görmüş olsak bile, biz her zaman ateşli ve genç kaldık
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
kendi yalnızlığımızın içinde biriz, bizi birbirine bağlayan aşk da derin, güçlü ve gariptir.
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Sadece gülümsediğimi hatırlayın. Ne kefaret ödüyorum -ne kendimi kurban ediyorum- ne de şeref peşindeyim; kendimi bağışlatacak hiçbir şeyim de yok. Susamıştım - içmek için bana kanımı verin, diye size yalvarmıştım. Çünkü, bir meczup kendi kanından başka neyle giderebilir ki susuzluğunu? Dilsizdim, açılmış yaralarım aracılığıyla konuşmak istedim. Günlerinizin ve gecelerinizin tutsağıydım - ve daha engin gündüzlere ve gecelere doğru bir kapı aradım.

Ve şimdi, gidiyorum - çarmıha gerilen öbür insanların gittiği gibi. Çarmıha gerilmiş olduğumuzdan pişman olduğumuzu sanmayın; çünkü giderek sayıları çoğalan insanlar tarafından çarmıha gerilmek zorundayız; en büyük topraklar ve en büyük gökler arasında.
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Bana kulak verdiler ve çarmıha gerildim. Hem çarmıha gerilmem yatıştırdı beni.

Ve yer ile gök arasında asılı kaldığımda, beni görmek için başlarını kaldırdılar. Daha önce başlarını hiç yukarı kaldırmadıkları için aşka gelip coştular.
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
O zaman, en büyük denizi aramak üzere, bu denizi terk ettik.
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Işığın çıplak kutsallığımı ortaya çıkarmasına da izin veremem
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Kendi gözlerimin örmüş olduğu ve gizli gerçekliği açığa vuran bir dokunun içinden baktığım için tanıyorum ben o yüzleri.
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
“Senin gibiyim, ey Gece! Karanlık ve çıplak; gündüz-düşlerimin ötesinde ateşten yolda yürürüm ve ayağımın yere bastığı yerde, dev bir meşe ağacı görünür.”

“Hayır, benim gibi değilsin, ey Meczup! Kumda bıraktığın ayak izinin ne kadar büyük olduğunu görmek için arkana bakmaya devam ediyorsun.”

“Senin gibiyim, ey Gece! Sessiz ve derin; yalnızlığımın yüreğinde bir çocuk tanrıça, henüz dünyaya gelenin içinde de, Cennet Cehennem’e dokunur! ”

“Hayır, benim gibi değilsin, ey Meczup! Çünkü sen acının karşısında hâlâ titriyorsun, uçurumların şarkısı da ürkütüyor seni.”

“Senin gibiyim, ey Gece! Yabanıl ve korkunç, çünkü kulaklarım ele geçirilmiş halkların feryatlarıyla, unutulmuş topraklar için inleyişlerle dolu.”

“Hayır, benim gibi değilsin, ey Meczup! Cüce-benliğini dost bilmeye devam ediyorsun ve dev-benliğinin suç ortağı olamıyorsun. ”

“Senin gibiyim, ey Gece! Kıyıcı ve korkunç, çünkü kalbim denizde tutuşan gemilerin alevleriyle aydınlanmış, dudaklarım ölü savaşçıların kanıyla ıslanmıştır.”

“Hayır, benim gibi değilsin, ey Meczup! Çünkü kardeş bir ruhun arzusuyla dolusun, kendin de bir yasa değilsin hâlâ.”

“Senin gibiyim, ey Gece! Sevinçli ve hoşnut, çünkü gölgemde oturan kişi taze şaraptan sarhoştur, beni izleyen gölgemde sevinçle günah işler.”

“Hayır, benim gibi değilsin, ey Meczup! Çünkü senin ruhun yedi katlı örtüyle kaplanmış, yüreğini de elinde taşımıyorsun.”

“Senin gibiyim, ey Gece! Sabırlı ve tutkulu, çünkü binlerce ölü sevgili göğsümde, solmuş öpücüklerimin kefeniyle gömülmüş yatar.”

“Gerçekten, ey Meczup, benim gibi misin? Benim gibi misin? Bir savaş atı gibi kasırgaya binebilir misin? Bir kılıç gibi yıldırımı kavrayabilir misin?”

“Senin gibi, ey Gece! Senin gibi, güçlü ve yüce, tahtım da yıkılmış tanrılar yığınının üstünde kurulu; önümden de, yüzüme bile bakamadan, sadece giysimin eteğini öpen günler geçip gider.”

“Benim gibi misin, kalbimin en karanlık çocuğu? Anlayabilir misin yabanıl düşüncelerimi, o engin dilimi konuşabilir misin?”

“Gerçekten, biz ikiz kardeşiz, ey Gece! Çünkü sen ifşa ediyorsun evreni, ben de ruhumu!”
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
“Hayır, benim gibi değilsin, ey Meczup! Cüce-benliğini dost bilmeye devam ediyorsun ve dev-benliğinin suç ortağı olamıyorsun.
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Hayır, benim gibi değilsin, ey Meczup! Çünkü sen acının karşısında hâlâ titriyorsun, uçurumların şarkısı da ürkütüyor seni.”
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
“Hayır, benim gibi değilsin, ey Meczup! Kumda bıraktığın ayak izinin ne kadar büyük olduğunu görmek için arkana bakmaya devam ediyorsun.”
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
benim ölmez cesaretim,

Sen ve ben, birlikte güleceğiz kasırgayla,

Ve ikimiz, mezarlar kazacağız içimizde ölenler için,

Şevkle tutunacağız güneşe,

Tehlikeli olacağız!
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Önceki akşam, tapınağın mermer basamaklarında, iki erkek arasında oturan bir kadın gördüm. Yüzünün bir yanı solgun, öbür yanı kıpkırmızıydı.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)