Grigory Petrov

İdeal Öğretmen

Kitap eklendiğinde bana bildir
Bu kitabı okumak için Bookmate’e EPUB ya da FB2 dosyası yükleyin. Bir kitabı nasıl yüklerim?
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
zengin bir kültürel muhtevaya sahip bir medeniyetin üyeleri olarak, elbette istisnalarımız olsa da, kendi dışımızdaki toplumları, onların kültürlerini ve tarihlerini pek iyi bilmiyoruz. Belki kendi zenginliğimizin bize yeterli gelmesi bizi bu noktada pek 'dışarı'yla ilgilenmekten alıkoyuyor.
b3713569266alıntı yaptı10 ay önce
zengin bir kültürel muhtevaya sahip bir medeniyetin üyeleri olarak, elbette istisnalarımız olsa da, kendi dışımızdaki toplumları, onların kültürlerini ve tarihlerini pek iyi bilmiyoruz. Belki kendi zenginliğimizin bize yeterli gelmesi bizi bu noktada pek 'dışarı'yla ilgilenmekten alıkoyuyor.

Kuşkusuz, bu eksikliğimizi gidermenin en iyi yolu, o toplumların insanlarıyla kitaplardan değil de, belli bir ilişki zemini geliştirip yüz yüze tanışmak ve onları daha iyi tanımaya gayret etmekten geçer. Eğer bu mümkün olmuyorsa, o zaman ikinci iyi yol, o toplumların halk tabanındaki yapılarını, dertlerini, çelişkilerini ve aynı zamanda ideallerini açığa vuran yine o toplumun ferdlerinin elinden çıkan hikâye ve romanları okumaktır.
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Vasilef, bu tür sözleri hemen her yerde, o kadar çok kişiden duymaktaydı ki... Ümidinin iyice zedelendiği bir gün, hanımına şöyle dedi:

"Bu adamların hepsi sanki taştan birer duvar!.. Ne söylersem etki etmiyor. Kafaları sersem, kalpleri ise merhametsiz. Hepsi de gururlu mu gururlu!.. Ancak bir gün gelecek ve bu halkı isyan ettirecekler. O zaman hem kendilerini, hem de bütün Rusya'yı mahvedecekler! Büyük bir felâkete sürükleyecekler."

Zaman onu ne kadar da haklı çıkardı...
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Milyonlarca halkın yürekleri öfke ve kin ile doludur. Bir gün milletin, sabrı tükenebilir. İnsanların kalbinde biriken öfke ve intikam duyguları taştığında, suların taştığı gibi, birden bire patlar. Kendisini kuşatan bütün engelleri devirir. O zaman korkunç bir felâket olacaktır. Cahil olan halk bu durumlarda öyle taşkınlıklar ve vahşetler yapar ki, bu yaptığına sonra kendisi de pişman olur ama o zaman iş işten geçmiş olur."
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
"Halk topluluğu, devletin temelidir," derdi. "Eğer temel çürük ise, devlet binası da zayıf demektir."
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Hayatın bitmek bilmez binbir işlerinin arasında sahip olmamız gereken gerçek düşünceleri kaybediyoruz. Hiç durmaksızın en iyi yemek ve içecekleri, en rahat oturacak ve yatacak yerleri hazırlamayı düşünüyoruz. Hepimiz budalaca, giyinip süslenmeye ve değerli vaktimizi zevk ve eğlence içinde geçirmeye çalışıyoruz.

Memleketimizde artık maneviyatla uğraşan neredeyse hiç kimse kalmamış gibidir. Yarınlarımızı düşünen idealist insanlar kayboldu.

Herkesin aklında yalnız bir şey var, o da; nerede ve nasıl daha fazla kazanç sağlayabileceğini düşünmekten ibarettir. Herkes zevk ve sofaya dalmış bir haldedir. Şimdi insanlar, bir yangın ânında felâketzedelere yardım etmek yerine, yağmacılık yapıp, mal kaçıran soygunculara benziyorlar.

Kocaman Rus ülkesi ise, eski ve ahşap bir bina gibi, günden güne sallanmaya ve çökmeye başlıyor. Fakat insanı en çok üzen nokta şudur ki, bu manzara karşısında hiçbir kimsenin kalbi sızlamıyor, büyük bir felâkete ve çöküşe doğru hızla giden ülkemizi kurtarmak için hiç kimse ciddi birjdaliyette bulunmuyor. "
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Ruhun korkaklığı, insan iradesinin zayıflığını gösterir.
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Bir kimse sana vurduğu zaman, öfkelenip sen de intikam almak için ona vurmak istediğinde kendini kaybetme. Yalnız düşmanına karşı değil, kendi nefsinin arzularına karşı da sağlam dur! Bir suçlama ile karşılaştığın zaman bile kendine hâkim olmayı bil!..

At yarışlarını bilirsiniz... Bir yarışı kazanabilmek için iyi bir binicinin seçilmesi çok önemlidir. Ünlü biniciler yıllarca çalışarak, bindikleri atı idare etmenin inceliklerini öğrenirler. Siz de kendi kendinizi idare etmenin metotlarını öğrenin. Kalbinizin, duygularınızın, arzularınızın ve iradenizin dizginlerini sakın ama sakın elden bırakmayın.

Kendinize zarar verecek alışkanlıklar edinmeyin!

Çünkü bir insanda bir alışkanlık kökleşti mi, o insan artık o alışkanlığın kölesi olur. Sizler hiçbir kimsenin ve hiçbir şeyin kölesi olmayın!

Eğer bir süre tembellik yakanıza yapışır ya da herhangi zarar verici bir oyun, bir eğlence sizi kendine çekmeye başlarsa, o anda duygularınıza ve olur olmaz isteklerinize hâkim olun. Hayatınıza en faydalı olabilecek bir şekilde çalışmaya ve hareket etmeye kendinizi mecbur bilin. Bir kötülük yaptığınıza inanıyorsanız, bunu kendi kendinize itiraf etmekten ve bunu telâfi etmekten çekinmeyin. İleriki yıllarda sizi utandıracak şeylerden şimdiden uzak durmakla manen güçlü olun."
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
"Bazı kimseler küçük servetlerle yetinirler. Halbuki çok fazla kabiliyet sahibi olanlar, çok düşünmek ve çok çalışmak sayesinde çok daha fazlasını kazanabilirler.

Yalnız her konuda olduğu gibi bu konuda da bir antrenman, bir ön hazırlık gerekir. Örneğin insanın bedenini güçlendirmek için çeşitli egzersizler yapılır. Kas ve adalelerini güçlendirmek için özel antrenmanlar olur da, insanların aklını, kalbini, ruhunu ve duygularını güçlendirmeye özgü çalışmalar neden olmasın ki?"
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Eğer yeryüzünde yaşayan bütün insanlar, çalışmak isteseler ve gerçekten çalışmaya başlasalardı, dünyamız bir cennet olurdu. Burada herkes her istediğini bol bol bulabilirdi. O zaman yeryüzü daha başka, daha güzel olurdu. İnsanların yaşayışı da değişir; yani her bir insan daha akıllı, daha iyi, daha mutlu olurdu."
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Düşmanın elindeki en kıymetli toprakları fethedip alan kimseye ne derler? 'Fatih' derler, 'kahraman' derler değil mi? Ben bundan daha fazla bir şey yapmak istiyorum. Benim doğduğum şehirde on milyona yakın insan yaşıyor. İşte ben bütün bu halkı cehaletin ve bilgisizliğin koyu karanlığından kurtarmak istiyorum.

Bir defacık olsun düşününüz; on milyonluk bir halk topluluğu. Eğer bu insanlar aydınlatılacak olursa bu büyük topluluğun arasından ne kadar değerli bilginler, sanatkârlar, edebiyatçılar, kâşifler kısacası milletimize diğer bir çok dallarda faydalı olabilecek insanlar ortaya çıkacaktır değil mi?"
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Büyük bir mabet hayal ediniz. Fakat bu mabet büyük, çok büyük olsun!.. Bizim ülkemiz kadar büyük olsun!. Bu ülkede yaşayan halkların hepsi birlikte o mabetteki büyük bir avizeye benzer. Milletin her bir ferdi, bu avizenin bir mumu gibidir. Bütün mumların hep birden parladığını ve hiç sönmeden yanmaya başladığını düşününüz. Böyle bir manzaranın seyri ve hayali bile insana ne kadar büyük bir zevk verirdi?
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Bir insan, gerçek manâsıyla canlı bir mum gibi değil midir? Eğer bu mum yanmazsa, etrafını aydınlatmazsa, insan hayatının kıymeti nedir?
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Eğitim yılları az ve eğitimi kalitesiz olan küçük okullar, bir kibrit çöpünün alevine benzer. Işığı birkaç saniye sürer. Yanınca, etrafında ancak birkaç metrelik bir alanı aydınlatır. Milletin kafasındaki karanlığı yırtmak için deniz feneri kadar ışık saçan büyük lambalar ve projektörler gereklidir. İşte ben, bu kararımla, doğduğum ve büyüdüğüm köyde büyük bir eğitim ve öğretim meşalesini tutuşturmak istiyorum
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Toprağımızın içinde zengin madenler vardır. Yalnız, bu madenler çok defa yerin derinliklerinde bulunur. Bir kısım gayretli ve çalışkan insanlar onu yeryüzüne çıkarmak için ümit ve sebatla çalışıp, derin kuyular kazarlar. Dünyamızın manevî zenginlikleri de bunun gibidir; halkımızın ruhunda gizlenen servetler de böyledir. Kömür, tuz, demir kendi kendine yeryüzüne çıkmaz. İnsan, yeri kaza kaza onları meydana çıkarabilir.

İşte ben de, halkımızın akıl ve vicdanında gömülü ve gizli olan kıymetli cevherleri meydana çıkarmak için doğduğum köye gidiyorum
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Fakat bu toprakların üstünde yaşayan insanlar çok fakir durumdadırlar. Bu insanlar, bu topraklarda pek az şey üretiyorlar. Kendilerine gerekli olan şeylerin büyük bir kısmını, başka ülkelerden satın alıyorlar. Yabancıların ürettikleri âletleri kullanıyorlar. Vatandaşlarımız makineler, kumaşlar, hazır elbise ve ayakkabılar satın alıyorlar; cam, ilâç ve sabun alıyorlar; her cins damızlık hayvan, temiz tohumluk buğday satın alıyorlar; hatta kâğıt, mum ve boya malzemelerini bile dışarıdan alıyorlar.

Acaba daha neler satın almıyoruz? Bir düşünün ve bunu siz söyleyin!.. Bütün bunlara karşılık biz ne üretiyoruz peki? Çok az şey değil mi? Kurşun kalemden tutun da, iğne iplik ve düğmelere varıncaya kadar en basit şeyleri dahi dışarıdan alıyoruz. Eğer dışarıdan getirttiğimiz düğmeler olmasaydı, pantolonlarımızı bile ilikleyemeyecektik. Dış ülkelerde dokunan ve dikilen mendiller olmasaydı, burnumuzu silecek bir bez parçası bile bulamayacaktık. İthal edilen bıçak, kaşık ve çatallar olmasaydı, neredeyse sofrada yemek bile yiyemeyecektik.

Kısacası, 'Bunu da biz ürettik' diyebileceğimiz hiçbir şeyimiz yok! Yurdumuza her şey dışardan ithal ediliyor. Hem de nasıl? Ateş pahasına değil mi? Bu eşyalar çok pahalıya mâl olduğundan, bedellerini peşin ödeyemiyoruz. Yabancı mallarım ancak taksitle satın alabiliyoruz. Bunun sonucunda da bu eşyaların fiyatları da kat kat yükseliyor. Ama biz gene yersiz ve abartılı övünmelere devam ediyoruz: 'Bizim ülkemiz dünyanın en zengin ülkelerinden biridir' diyoruz. Buna karşın insanlarımızın nasıl bir hayat yaşadıklarına dikkatle bakın!.. Düşünün ki, yüz milyonlarca insan ve koskoca bir millet eğitimin nimetlerinden tamamen mahrum ve yoksun bir durumdadır.
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Yüz milyonluk bir ulusu oluşturan insanlar, yeni doğmuş köpek yavruları gibi, gözlerinin açılmasını bekliyor. Bütün bir millet hâlâ kördür. Kör doğan köpek yavrularının gözleri bile bir iki hafta sonra açılır.
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Beyler! Hata ediyorsunuz! Ben sizin sandığınız gibi, engin bilgilerimi ve büyük yeteneğimi fırlatıp uçuruma atmaya gitmiyorum. Ben bu bilgilerimle halkın arasında gizli kalmış yeni yetenekleri keşfetmeye, onları bulup çıkarmaya gidiyorum.

Hepiniz çok iyi bilirsiniz ki, toprağın altından petrol çıkarmak isteyenler, yeryüzünü delerler. Bazen de bu işi yaparken çok derinlere kadar inerler. Bu amaç uğrunda çok paralar, çok emekler harcarlar...

İşte ben bugün, milletin ruhunun derinliklerinde binlerce yıllardan beri gizli kalmış olan büyük yetenekleri bulup ortaya çıkarmak için köylere gidiyorum. Hepiniz bilirsiniz ki, dünyaya gelen kedi ve köpek yavrularının gözleri ilk günlerde kapalıdır. Bunlar hiçbir şey görmezler. Yavruların gözleri yavaş yavaş ve sonradan açılır.

Şimdi bir kez de nüfusu yüz milyonun üzerinde olan milletimizin hâlini siz düşünün! Allah bunlara birçok yetenekler verdiği halde, maalesef bu yeteneklerin birçoğu gelişemeden kalmıştır. Dünyaya en büyük edebiyatçıları yetiştirmiş, yüz milyondan fazla nüfusa sahip olan bir ulusun, bugün kendi yazarlarını okuyacak insanları bile yoktur. Bu milletin yüzde altmışı, bugün okuma yazma nimetinden yoksundur.

Ülkemizdeki okulların sayısı ise çok azdır. Var olan okullarda ise genelde iyi bir öğretmen yoktur. Bu okullara giden çocuklar öğrendiklerini papağan gibi ezberleyerek öğrenmişlerdir.

Okullarda çocuklara doğru dürüst bir eğitim vermiyorlar. Hayatı anlamanın metodunu öğretmiyorlar; insanların ruhlarında gizlenmiş olan duyguları uyandırmıyorlar. Milyonlarca insanımızın beyinleri, işlenmemiş çorak topraklar gibi duruyor, hiçbir meyve vermiyor.

Çevremizde konuşulan sözlere kulak verecek olursanız, herkesin milletinin zekâsıyla övündüğünü duyarsınız. Hemen herkes, "Bizim toprağımız, dünyanın en zengin toprağıdır" diye övünür durur.

Gerçekten de bu vatan topraklarının altı, en kıymetli madenlerle doludur. Orada her şey vardır; kömür, demir, tuz, petrol, kurşun, bakır... Ormanlarımız geniştir ve büyüktür. Birçok fabrikalara çok az bir masrafla enerji sağlayacak sularımız, çağlayanlarımız vardır..."
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Fakat tam da bu noktada, ben Nietzsche'nin 'Erdem nedir?' tartışmasında, Hegel'e verdiği cevabı hatırlıyorum. Hegel, erdem için "geçmişte yaşayan insanların şu anda yaşayan insanların önüne koydukları ödev ve yükümlülükleri yerine getirmek" tarifini yaptığında, Nietzsche'nin cevabı şu olmuştur: "Erdem, geçmişte yaşayan insanların şu anda yaşayan insanların önüne getirip koydukları bağlardan kurtulabilmek ve bağımsız olabilmektir."
Xuraman Memmedovaalıntı yaptıgeçen yıl
Birincisi, eğer çocuklar keşfedilmeyi bekleyen bir hazine ise, olabilecek en erken yaşta bu keşif yapılmalı ki çocuğun istidadı en yüksek seviyesine çıkarılabilsin. İkincisi ise küçük yaştaki çocuklara eğitim verirken yapılacak bir hata, onların kişiliği, öğrenme hevesleri, ahlâkî ve manevî gelişimleri üzerinde kritik ve bir o kadar da telafisi zor sonuçlar doğurur. Öyleyse bu çocukların öğretmenleri diğerlerine göre çok daha donanımlı ve bilgili olmalıdır. Ki bir toplumun en değerli hazineleri olan çocuklar ahlâk, kişilik, dikkat, motivasyon ve üretkenlik gibi temel taşlar noktasında 'hayat şişelerinin' içine bu taşları zamanında koymuş olsunlar.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)