Cahit Zarifoğlu

Bir Değirmendir Bu Dünya

    gulerfarukkalıntı yaptı3 yıl önce
    Nasıl istersiniz insanlardan düşüncelerinin, duygularının aynı olmasını, aynı kişileri sevmesini ve onlara uymasını? Nasıl, kimin adına ve niçin? Böyle sorular atılabilir mi ortaya?
    b0024646905alıntı yaptıgeçen yıl
    Ve Beyaz Saray’ın ve Kremlin’in bahçesindeki zafer kütüğüne bir çivi daha çakılacak.
    sinemalıntı yaptıgeçen yıl
    Susmakla konuşmak arasında nasıl ince çizgiler hassasiyetler var. Bakarsın konuşmak şeytandan, bakarsın susmak.

    Ey gönlüm, ben bunların tümünü sana söyledim.

    Ama dil yine eksik etti. Başkaları kendilerine bilip, seni arif belledi.
    sinemalıntı yaptıgeçen yıl
    Hadis-i şeriflerinde Efendimiz münakaşayı menetti. Haksıza susmasını emretti. Sevap kazanır, dedi. Haklı olsa bile susmasını, münakaşaya son veren olmasını emretti. Sevabının iki kat olacağını söyledi.
    sinemalıntı yaptıgeçen yıl
    Gözünüz yukarıda olmasın. Sonra haset eder, kıskanır, nankörlük edersiniz. Aşağıya bakın da halinize şükür edenlerden olun.” (Hadis, Mealen)
    Ziya Kalafatalıntı yaptıgeçen yıl
    Bir günlük yakıt yokluğu, aspirin yerine gripin tavsiyesi, kürk mantodaki tüy dökümü, barbut masasındaki tatsız şakalar, pokerde ters dönen şanslar, hipodromdaki müşterek-bahis hileleri, çocuklarımızın on yerine dokuz alışları, süte su katılması, çorbadaki tuz eksikliği...

    Say sayabildiğin kadar. Evet, tüm bunlar bizi, hepimizi, bütün bencilleri zıvanadan çıkarmakta, asıl şirazemizi bozmakta, yataklara düşürmekte, asabi tansiyon illetine giriftâr etmekte... Etrafımız için, sıhhatimiz için zehir-zemberek olmaktayız.

    Bu kadar basit meseleler için bile, bu hassasiyyet neden? Neden kendimizin dışındaki dev hadiselerin farkında bile değiliz? Yahut, şuurlu Müslüman’ın fark etmeğe mecbur olduğu hassasiyyet içerisine giremiyoruz? Kör olası bencillik burada da hükmünü icra etmekte, herkes yine kendini ve sadece kendini görmektedir.
    Ziya Kalafatalıntı yaptıgeçen yıl
    kendi sofralarımızı düşünüyoruz. Aradığımız ilaçlar kendi hastalıklarımızın ilaçları. Kar ve su, sanki bu uğursuz zemheride sadece bizim ayakkabılarımızdan içeri sızmakta... Genç dullar, üç günlük yetim yavrular sanki sadece bizim ailelerimizde...
    sinemalıntı yaptıgeçen yıl
    Kalble ilgili bir sırrımız var, olmalı. Bakılamadığı için karartılan, yumuşatılıp ılıklaştırılan, romantikleştirilen veya beşerîleştirilen yalazlara kanmayan, onlara başını çevirip bakmayan bir yol takipçisi bulunmalı. Aksi takdirde ebediyen yitmiş olacak. O damar, o öz, şurada bir yerlerde ve gözüm, bana şahdamarımdan yakın bir hissin yolcusunda.
    sinemalıntı yaptıgeçen yıl
    Yani kısacası diploma değil, diplomalar almakta acze düşmeye, şu bu dersten takıntılı olmaya, minicik hedeflerin önünde bocalayıp durmaya utanmıyor musunuz?..
    sinemalıntı yaptıgeçen yıl
    -Hayâlperest olmayın. Ayağınız yer tutmaz, sallanırsınız. Fakat hayâliniz geniş olsun. Geniş düşünün. Büyük düşünün. Size gösterilen hedefleri zihninizle aşın.

    Nedir gösterilen hedefler?

    Mesela diploma. Mesela yaklaşan bir imtihanın başarılması. Falan dersin bellenmesi, hazmedilmesi, belki de hazmedilmesinden çok o dersten iyi not alınması. Kötü, küçük, yozlaştırıcı hedefler bunlar. Böyle kıtıpiyoz hedefler olduğu için de daracık odalarda at yarışı yaptırılan jokeyler (biniciler) gibi koşamamak, hırslanmak, buhrana kapılmak, bıkmak ve yorulmak var.
    sinemalıntı yaptıgeçen yıl
    Çocuklara bazen şöyle diyorum:

    Hayâlperest olmayın. Hep sükut-ı hayâle uğrarsınız. Ayağınız yer tutmaz. Gerçeklerden kaçar kaçar hayâllerinize sığınır, hayâl kurduğunuz sürece de doyar, tatmin olur, ama başarmanız gereken küçücük işleri bile altedemezsiniz.
    sinemalıntı yaptıgeçen yıl
    Hazreti Peygamber, namazda iken, bir çocuğun ağladığını duysa, onun ıstırabını dindirmek için namazı hafif tutardı. Böylece İslâm’da sevgi ve merhamet hissi, aile içi bir duygu alışverişi olmaktan başlayarak, dünyaya, insanlara, hayvanlara ve bütün yaratılanlara bakışın temeli, çıkış noktası oldu...
    sinemalıntı yaptıgeçen yıl
    Çiçeği bir dekor olsun için ekenlerin çiçekleri tutmazmış da, onları, bizzat onlar için sevgi ile ekenlerin çiçekleri tutarmış.
    sinemalıntı yaptıgeçen yıl
    Bakıyoruz da gönlümüze, kırık.

    Sevgimiz kime neye belli değil, bölük pörçük.

    Yazdığımız aşk mektupları sefil
    sinemalıntı yaptıgeçen yıl
    Kişi kimi ve neyi seviyorsa, gönlünün sultanı o.
    sinemalıntı yaptıgeçen yıl
    Efendiler kendimize gelelim!

    İşe evimizden başlayarak kendimize gelelim. İşte küçük formülümüz. Geniş bir İlmihal kitabı temin et, sindire sindire oku! Karını, bacını, çocuklarını karşına diz, her gece muntazaman oku ve anlat! Ailecek İslâm’ı öğren! Öğreniyor muyuz acaba diye kontrol et! Öğrenilenleri tatbik et, tatbik ettir!

    O zaman gör bakalım evinde televizyon barınabiliyor mu? Üzerine vazife olmayan İslâmî konularda cahilane tartışmalara girebiliyor musun? Dünyanın dört bir tarafında din kardeşlerin şehid olurken, sen tıka basa yemek yeyip, lanetli televizyonun karşısına kurulup geğirebiliyor musun?

    Efendiler!

    İlmihal okuyun. Evlerinizi Müslümanlığın öğrenildiği, konuşulduğu ve yaşandığı Müslümanhaneler haline getirin. Bu akşam evinize dönünce etrafınıza Müslüman gözüyle bir bakın, acaba İslâm’a aykırı neler var? Eşyalarınıza, eşinizin, çoluk çocuğunuzun kılığına kıyafetine, eline yüzüne, ağızlarından çıkana, oturup kalkmalarına bir nazar edin. Bakın düzeltilecek ne çok şey var. Ama ilkin öğrenmek gerek düzeltmek için. Okuma yazma öğrendiniz, Liseler, Üniversiteler bitirdiniz, kendinizi allâme bilirsiniz ama belki Müslümanca taharetlenmeden bile haberiniz yok.

    Kendinizi ve evinizi tepede tırnağa İslâm’a göre yeniden tertip etmediğiniz sürece, İslâm tek millettir, diye düşünmenin anlamı kalmaz.

    Tek bir milletiz, tek bir gövdeyiz de neden Afganistan’da, Filistin’de, Filipinler’de ciğerimizi deştikleri halde acısını duymuyoruz, hiç düşündünüz mü?

    Sözü kısa keselim. Sırtımızdaki kamburu silkelemek için, gövdemizin her bir yanında açılan yaraların, Filipinlerin, Afganistanların acısını duymak için, düşmanın bileğini kesmek için, çok şey değil, sadece bir ilmihal kitabı bulup okuyun, öğrenin ve evcek uygulayın diyoruz. Bunun adeta bir mucize olduğunu göreceksiniz.
    sinemalıntı yaptıgeçen yıl
    Günaydın gibi mukaddesat düşmanı veya tahripçisi yayınları da okur.
    sinemalıntı yaptıgeçen yıl
    Bizler için muhakkak ki en başta okunması gereken ve ölünceye kadar tekrar tekrar okunması gereken kitaplar ilmihallerdir.
    sinemalıntı yaptıgeçen yıl
    Bunun yabancılaşmaya, kendinden kopmaya etkilerini bir yana bırakalım. Çocukların ve gençlerin, muhtevasını, ne söylendiğini anlamadan dinledikleri müziklerin, onların içlerinde açtığı oyukların, çukurların derinliğini ölçebilmekte miyiz?
    sinemalıntı yaptıgeçen yıl
    Kur’an-ı Kerim’in Arapça öğretilmeden sadece okunmasının öğretilmesini, anlamının bilinmeden öğrenilip okumasını anlamak mümkündür ve her şeye rağmen makul bir yoldur. Ancak yarım asırdan beri halka, İngilizce, Fransızca, İtalyanca veya İspanyolca şarkıların, yine yabancı dillerde operaların niçin dinletildiğini anlamak mümkün değildir.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)