Hakan Günday

Ziyan

Kitap eklendiğinde bana bildir
Bu kitabı okumak için Bookmate’e EPUB ya da FB2 dosyası yükleyin. Bir kitabı nasıl yüklerim?
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Gözlerimi ve kulaklarımı kapadım, diyordu. Artık istediğiniz kadar ihanet edebilirsiniz. Sizi görmüyor ve duymuyorum. Umurumda değilsiniz!
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Ziya Hurşit’in son sözü, “Hürriyetsiz bir memlekette yaşamaktansa, namusuyla ölmek daha hayırlıdır,” olmuştu.
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Protagoras’a göre, insan, her şeyin ölçüsüdür. Peki, insanın ölçüsü nedir? Her şey mi? Diğer insanlar mı? Partiküllerin hareketleri mi? Evrenin kanunları mı? Işığın hızı mı? Kilogram mı, metre mi? İnsanın hacimsel ağırlığı mı? Hücre sayısı mı? Kromozom sayısı mı? Hayatı boyunca kaç kez ölmeyi düşündüğü mü? Kaç kez nefes alıp verdiği mi? Hiç biri...
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Gerçekte Mozart’ın, eserlerini hiçbir zaman bestelemediğini, sadece ruhuna işlenmiş olan melodileri nota kâğıdına döktüğünü ispatlamaya çalışan makaleler.
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Sonsuzluk simgesinin anlamını çözeceğim kadar uzun. ∞’ nin anlamını! Soldakinin sonsuz hayat dairesi, sağdakininse sonsuz ölüm dairesi olduğunu kanıtlayacak kadar uzun. Dairelerin kesiştiği noktadaysa ölümlü hayat ya da hayatlı ölümün, yani zamanın doğduğu evrenin olduğunu kendime anlatabilecek kadar uzun bir sekiz yıl...
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Mustafa Kemal’i gördüğüm ilk anda anlamıştım. Onun da başına gelecekti. Kutsallaşacaktı. Hiçbir hamlesi hiçbir yerde tartışılamayacak, sözleri dogmalara dönüşecek, İstiklal Savaşı’ndan geriye kalan tek isim olacak, ilkelerinden heykeller yapılacak, ekonomisi için çırpındığı ülkesinin değeri düşmüş banknotlarına yüzü resmedilecek ve hatta politikasının aleyhinde fikir beyan etmek bile kanunen yasaklanacaktı. O kadar etkileyici ve güçlü bir kişiliği vardı ki, bütün bunlar olacaktı. Önce düşmanı sonra saltanatı yenmiş olan Mustafa Kemal, en sonunda da kendisiyle savaşacaktı. Özgürleştikçe körleşen halk, onu ve devrimini çiğ çiğ yiyecekti. Tarihe bir V harfi çizdirecek kadar keskin bir dönüş yaptırmış olmasına rağmen, halkı tarafından delik deşik edilecek ve geriye sadece fotoğrafları kalacaktı.
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Şimdi benim ne cennet, ne cehennem umurumda
    Bakarım evrene, şaşar şaşar kalırım
    Ne tapılan tanırım, ne taptıran tanırım...
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Tevfik Fikret’in bir şiirini hatırladım.
    Beşerin böyle delaletleri var
    Putunu kendi yapar, kendi tapar
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Eyleme geçmeyen arzu, ölümcül bir hastalıktır”
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Fools look to tomorrow. Wise men use tonight.
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Bahriye Nazırı Churchill’e “Hava bozmazsa iki haftaya kadar İstanbul’dayız” mesajını çeken Amiral Carden’ı, üç gün sonra Çanakkale Boğazı’na gömen Mustafa Kemal.
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Dünyayı deviren bir pehlivan bile olsan, dizlerin kesilmiş gibi devrilirsin. Devlet öyle bir binadır ki çöktüğü zaman altında sadece halk kalır. Yıkıntılarının arasından çıkan tek ceset, halka ait olandır. Devleti yönetenlerse hayatta kalmak için pazarlık yapar. Buna, can pazarlığı denir. Mide bulandıran bir alışveriştir.
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Savaş kaybetmek, cepheye gitmemiş olanlar için bile ağır bir tokat gibidir. Öyle bir tokattır ki yanağından başka her yerin acır. Kalbin, beynin, ciğerlerin. Gözlerinden gelen yaşlar, bağırmak için açtığın ağzına girer. Kendi gözyaşını yutarsın. Bazıları içer, bazıları tükürür. Savaş kaybetmek, geride kalanları aynaya baktırır. Aynaları parçalayıp kendilerini kesecek kadar...
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Ölüm ölümse hırıltı hayattır. Hırladığın sürece hayattasın! Hırladığın kadar!”
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Beslenme, barınma ve üreme!” Tam olarak böyle söylemişti bomba imha uzmanı rütbeli.
    “Bu üç güdüsüne sahip çıkamayan, arazide bubi tuzağına yakalanır. Ya serin bir gölge, ya bir şişe su ya da porno bir dergi. Her şey tuzaklanabilir! Her şey. Ama özellikle bu üç güdüye hitap eden şeyler. Anlayacağınız, zevkine düşkün adamı öldürmek kolaydır.”
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Kendi başına doğuran mucizelerin kadını Kibele dönemi biteli çok oluyor. Spermlerinin marifetini anlayan erkeğin çağındayız. Sik çağı! Boyundan büyük siki olan bereket tanrısı Priapos’un kullarının çağı! Bu çağda mal, sahibini zayıflatır. Bu çağda savaşları, kaybedecek kadını olmayanlar kazanır. Bu yüzden erkek, olabildiğince derine gömer kadını. Gökte, kadına ait ne varsa onu taşıyan şeytan, yerde, erkeğe ait ne varsa onu taşıyan kadın. Aralarında kalmıştır, sıkışmıştır erkek. Kızgındır. Bu yüzden gömer kadınını. Eşit olamayacağını bildiği için üstüne çıkar, tepinir. Çünkü sikini doğrultamazsa doğurtamayacağını, ama bir kadının kısır da olsa zevkten delirebileceğini bilir! Erkek, kadından nefret etse de peşinden koşan, yakaladığı yerde de yumruklayan bir doğa kazasıdır. Kendisinin de iddia ettiği gibi, sahip olduğu her şey sikinden küçüktür. Aklı, kalbi, insanlığı, her şeyi
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Eğer beş duyun, onları kullandıkça eskiseydi, eğer duyup koklayacaklarının bir sınırı olsaydı, bu kadar müsrif olmazdın. Seçmek zorunda kalırdın. Neyi tadacağını, neye dokunacağını seçmek. Ama ne yazık ki böyle değil. Gözler, göre göre bozulmuyor, kulaklar duya duya sağırlaşmıyor. Dilin, konuşa konuşa kopmuyor
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Doğu’da kızlar, kadın doğar. Ecellerinden önce ölürler. İlk yemeği anasının memesinden gelen ve yediği çanağa tükürmekte sakınca görmeyen erkek, o kadar çok kadın gömer ki toprak bile artık dişidir. Bu yüzden Toprak Ana diye bilinir. Perilerin şanı buradan gelir. Diri diri gömüle gömüle toprağı bile kadın yapmışlardır. Bu yüzden verimsiz ve çoraktır. Buna da, kadının intikamı denir.
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Bizim yaşama karşı duyduğumuz yabancılaşma, canlı yaşamdan tiksinecek, onun adını bile duymak istemeyecek ölçüdedir.’
    PatronaHalilalıntı yaptı2 yıl önce
    Babamın biçtiği gelecek üzerime olmuyordu. Ben, onun gibi değildim. Babamın sözünden çıkmayan ağabeylerim gibi değildim. Ben, içinde karanlığın ağır bastığı bir çocuktum. Karanlık basınca kendini tanıyamayan bir çocuk. Düzenli ve öngörülebilir hayatın bana sunduğu hiçbir şeyi kendime yakıştıramadım. Adını koyamadığım bir duygu vardı içimde. Parçalama ve parçalanma duygusu. Gitmek istiyordum. Hayatın sonuna kadar gitmek. Tarif edilecek gibi değil! Her neyse... Sonuçta, benim için artık çok geçti. Danzig’in sokaklarını ezberlemek dört haftamı aldı. Frauengasse, Beutlergasse, Junkergasse, Dominikanerplatz...
    Sıra Oliva’ya geldi. Danzig’in batısına. Sonra Danzig’in kıyı bölgesi Zoppot’a. Üniversiteden kaça kaça, Baltık Denizi’ne gelmiştim. Gidecek bir yer kalmamıştı. O gri ve ıslak çukura bakarken bir karar verdim. Sahip olduğum bütün eşya
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)