Defterler

josé Saramago-Defterler

Kitap eklendiğinde bana bildir
Bu kitabı okumak için Bookmate’e EPUB ya da FB2 dosyası yükleyin. Bir kitabı nasıl yüklerim?
Kırmızı Kedi Yayınevi / Çağdaş Dünya Edebiyatı Dizisi
Bu kitap şu anda mevcut değil
336 yazdırılmış sayfalar

İzlenimler

    👍
    👎
    💧
    🐼
    💤
    💩
    💀
    🙈
    🔮
    💡
    🎯
    💞
    🌴
    🚀
    😄

    Kitabı ne kadar sevdiniz?

    Giriş yap veya Kaydol

Alıntılar

    Misir Məmmədlialıntı yaptı5 yıl önce
    Bu son defterinde Afrika'da ölümün kara ama öldüren silahların beyaz olduğunu söylüyor; belki açlıktan ölüm de beyazdır, kim bilir, ölenlerin olduğu yere gitmezsek, öldürenleri veya öldürmeyi emredenleri görmeyiz, kurt bütün kuzuları yerken biz yerel tartışmalarımıza dolaşır kalırız. Ve Tanrı, dinler, o son derece İnsanî icatlar, ateistliğini itiraf etmiş olan, agnostik olmayı orta yolcu partiden olmayla bir sayan, bir var olma ve olmama hali olarak gören Saramago'nun girdiği başka bir konu ve kendi militan ateistliğinden büyük tektanrıcı dinlere bir üçüncü Tanrı icat etmelerini öneriyor; ne Hıristiyanlıktan olsun ne İslamiyetten; herkesin tapınabileceği bir ekümenik* Tanrı olsun, böylece din savaşları sona ersin ve ailelerinin başkaları onları eğitsin ve şehit olsunlar diye teslim ettikleri o kara giysili çocukların korkunç görevi sona ersin diye. Bu Yemen'de oluyor ve çocuklar bizim çocuklarımız gibi, aynı şekilde bakıyorlar, yokuş aşağı salıp oynayacakları bilyeli bir oyuncak arabaları olsun istiyorlar. Belki yarın onlardan biri Tanrı adına öldürürken ölecek, ama Saramago mezar taşım yazmak için orada olmayacak, ne adı, ne gözlerinin rengi bize ulaşmayacak olan çocuğunkini değil, bizi düşünmeye sevk eden, bizi yücelten ve belki zorlamalara hayır demek için bizi özgürleştiren akıl yerine içgüdüleri kışkırtan kiliselerin mezar taşını. "Hayır", birkaç satır sonra bize eşlik edecek olan yazarın yeğlediği kelime, biraz sabredin.
    Misir Məmmədlialıntı yaptı5 yıl önce
    Ütopyaların da başına geldiği ve gelmeye devam edeceği gibi, umut, zamanlar boyu, hep kuşkucuların düşlediği bir tür cennet oldu. Sadece kuşkucuların da değil. Ateşli müminler, ayinlere ve komünyonlara devam edenler, şu başlarının üstünde Tanrı'nın kendilerini yağmurdan ve güneşten koruyan merhametli elini taşıdıklarına inananlar, öteki dünya için vaat ettiği nimetlerin hiç değilse küçük bir kısmını bu dünyada vermesini dilemeyi unutmazlar. O yüzden, gezegenin eşitliksiz mal dağıtımında kendine düşenle, özellikle maddi olanlarla tatmin olmayan kişi, şeytanın her zaman kapının ardında olmadığına ve zenginliğin bir gün, çok da gecikmeden, pencereden içeri gireceği umuduna sarılır. Her şeyini kaybeden, ama en azından kederli yaşamını koruma şansına sahip olan kişi, yarının bugünkü kadar talihsiz olmamasını ummak gibi son derece insani bir hakkın yardımına koşacağını düşünür. Bu dünyada adalet olduğunu varsayarak, tabii
    Misir Məmmədlialıntı yaptı5 yıl önce
    Basit adalet (mahkemelerinki değil, insanlar arası ilişkilerde hâkim olması gereken o temel saygının adaleti) her şeyi yerli yerine koyma işini üstlenirdi. Eskiden, sadaka verilmeyen dilenciye, ikiyüzlülükle eklenerek, "sabretmesi" söylenirdi. Sanırım, aslında, birine umut etmesini tavsiye etmenin sabretmesini söylemekten pek farkı yok. Koltuklarına yeni kurulmuş politikacıların sabırsızlığın devrim karşıtı olduğunu söylediklerini duymak pek sık karşılaşılan bir durumdur. Belki öyledir, muhtemelen, ama ben daha çok, aksine, birçok devrimin fazla sabır yüzünden kaybedildiğini düşünüyorum. Gerçekten de, umuda hiç karşı değilim, ama sabırsızlığı tercih ediyorum. Bizim umutla beslenmemizi tercih edenlerin bir şeyler öğrenmesi için sabırsızlığın dünyada dikkat çekmesi zamanı geldi. Ütopyalarla beslenmemizi tercih edenler için de aynısı...

Kitap raflarında

    Vusala Mammadova
    Türkcə kitablar
    • 131
    • 41
    Gurkan Hanoglu
    🙏
    • 10
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)