9Kitap rafları
0İzlenimler
17Alıntılar
9Kitap rafları
0İzlenimler
17Alıntılar

Madam Bovary” alıntıları – Gustave Flaubert adlı yazardan

Söz tel çekme makinesi gibidir, duyguları uzattıkça uzatır.
Gerçekten, akşamları lamba yandıktan sonra, bir kitap alıp ocak başına geçmekten daha güzel şey var mıdır dışarıda rüzgâr camları sarsarken!
Üzüntülü üzüntülü oturduktan sonra sizi belli belirsiz şen bir hava sarıverir
Birinin ölümünden sonra ortalığa bir şaşkınlık yayılır gibi olur; hiçliğin böyle birdenbire çıkagelmesini anlamak, ona boyun bükerek inanmak çok güçtür çünkü.
gözleriniz kamaşmıştır.
Gözleri kamaşmış gibi yaptı, elini yüzünden geçirdi; sonra elini Emma’nın elinin üzerine bıraktı. Emma elini çekti.
Rodolphe:
– Bir gün karşımıza çıkıverir, diye yeniden aldı, bir gün, birdenbire, umut kesildiği sırada. O zaman, yeni ufuklar açılır. İçinizden bir ses “İşte o,” diye haykırır sanki. O kişiye bütün geçmişinizi açmak, her şeyinizi vermek, herşeyinizi onun uğruna kurban etmek gereğini duyarsınız! Konuşmaya gerek yoktur; birbirinizi seziyle anlarsınız. Birbirinizi rüyalarınızda görmüş gibisinizdir.
Rodolphe bunu söylerken Emma’ya bakıyordu. En sonunda, işte karşınızdadır. Nicedir aramış olduğunuz hazine. Parıldar, ışıldar. Yine de içinizde bir kuşku vardır, inanmaya korkarsınız. Karanlıktan aydınlığa çıkmış gibi, gözle
Emma:
– Mutluluk hiç bulunur mu ki, diye sordu.
Rodolphe:
– Bulunur, dedi.
– Bir gün karşımıza çıkıverir.
Ona göre, aşk yıldırımlarla, şimşeklerle birdenbire gelirdi; insanın üzerine göklerden boşanan, yaşayışını altüst eden, bütün güçlerini elinden birer yaprak gibi yolan, gönlünü olduğu gibi uçurumlara sürükleyen bir kasırga. Bilmiyordu ki oluklar tıkanmışsa evlerin taraçasına yağmurdan göller oluşur.
Emma:
– Yalnız, en sonunda insanı bıktırırlar da, diye bir çıkış yaptı. Ben şimdi, tersine, bir solukta okunacak, içinde korku olan romanlara bayılıyorum. Basmakalıp kişileri, doğadaki gibi ılımlı duyguları hiç sevmiyorum.
Avukat kâtibi:
– Gerçekten, dedi, o gibi eserler yüreğe dokunmadıkları için sanatın gerçek amacından uzaklaşıyorlar. Hayatın düş kırıklıkları arasında ne hoştur insanın kendisini kafasında yüce kişilerle, temiz sevgilerle, mutluluk sahneleriyle özümsemesi! Hele bana gelince, burada böyle dünyadan uzak yaşarken, tek oyalandığım şey bu. Yonville’de öyle az ilgi kaynağı var ki!
Emma:
– Tıpkı Tostes’teki gibi, kuşkusuz, dedi. Onun için, bir kitaplığa yazılmıştım.
Eczacı bu son sözleri duymuştu.
– Hanımefendi iltifat buyururlarsa ben de en büyük yazarlardan oluşan bir kitaplığı emirlerine sunabilirim, dedi. “Voltaire, Rousseau, Delille, Walter
Emma:
– Yalnız, en sonunda insanı bıktırırlar da, diye bir çıkış yaptı. Ben şimdi,
Emma, o kocaman kara gözlerini iri iri açarak:
– Değil mi, dedi.
Léon anlatıyordu:
– Hiçbir şey düşünmezsiniz. Saatler geçer. Görür gibi olduğunuz ülkelerde hiç kımıldamadan dolaşırsınız. Zihniniz, anlatılanlara dolanarak, ayrıntılara dalar ya da serüvenlere takılıp gider, romanın kişilerine karışır. Onların giysileri içinde yüreği atan sizsinizdir sanki.
Emma da:
– Doğru! Doğru, diyordu.
Léon:
– Hiç başınıza geldi mi, diye sordu. Eskiden aklınızdan geçmiş belli belirsiz bir düşünceye bir kitapta rastlarsınız, uzaktan gelen bulanık bir hayalin, en ince duygunuzun hepten ortaya serilişi gibi.
Emma:
– İçimde öyle bir şey duyduğum oldu, diye karşılık verdi.
Léon:
– İşte ben bunun için en çok ozanları severim, dedi. Ayaklı, uyaklı dizeler düzyazıdan daha içlidir, daha iyi ağlatır.
Emma:
– Yalnız, en sonunda insanı bıktırırlar da, diye bir çıkış yaptı. Ben şimdi,
Size de öyle gelmiyor mu, diye sordu, o uçsuz bucaksız engin üzerinde insanın ruhu alabildiğine yüzer gibi olur, denize bakarken ruhunuz yükselir, sonsuzluk düşünceleri, yüksek düşünceler uyanır?
Emma’ya öyle geliyordu ki, yeryüzünde ancak bir tür toprağa özgü olan, başka toprakta iyi yetişmeyen bir bitki gibi, mutluluk üreten yerler vardır.
yana itiveriyordu. Çünkü onda, bir sanatkâr yaradılışından çok, duygusal bir yaradılış vardı; güzel görünümler değil, duygulanmalar peşindeydi.
Her şeyden kişisel bir yarar çıkarmaya bakıyordu; yüreğini hemen alevlendirmeye yaramayan bir şeyi bir
Dyg Aydmr
Dyg Aydmralıntı yaptı2 yıl önce
Sınıfa yeni katılan öğrenci kapının arkasında, köşede kalmıştı; öyle ki pek görünmüyordu bile. Sanırım bir köylü çocuğuydu. On beş yaşında kadar vardı.
Dyg Aydmr
Dyg Aydmralıntı yaptı2 yıl önce
Ders çalışma vaktindeydik, müdür içeriye girdi; arkasından, büyük adam gibi giydirilmiş yeni bir öğrenci geliyordu. Hademe de büyük bir sıra getiriyordu.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)