Adem Suad

100 Meşhur Aşk

    Chinara Jalilovaalıntı yaptı3 yıl önce
    Kadın olsun, kitap olsun, cildine aldanmayıp
    içindekilere bakılmalıdır…
    şəms.alıntı yaptı2 yıl önce
    Eros, öç almak ister ve iki ok hazırlar. Biri altın suyuna batırılmıştır ve saplandığı kişiye tutku ve sonsuz aşk verecektir. Diğer ok ise, saplandığı kişiyi aşk ve tutkudan tamamen uzaklaştıracaktır. Altın ok, Apollon’un kalbine saplanır ve Dafni’ye umutsuzca âşık olur. Fakat ne yazık ki diğer ok, Dafni’nin kalbine saplanmıştır. Dafni, Apollon’dan sürekli kaçar ve aşkını reddeder.

    Bir gün Dafni yine kaçarken Apollon’a yakalanır ve babası Peneus’tan yardım ister. Peneus, Dafni’yi defne ağacına dönüştürür ve Dafni, sonsuza dek defne ağacı olarak kalır.

    Apollon ise, defne ağacından aldığı yapraklarla kendine bir taç yapar ve bu tacı başından hiç çıkartmaz. Tüm Apollon heykellerinin başında gördüğümüz defne yapraklarından yapılmış tacın sebebi budur.
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    John Lennon ve Yoko Ono
    şəms.alıntı yaptı2 yıl önce
    Ethel Greenglass Rosenberg ve Julius Rosenberg
    şəms.alıntı yaptı2 yıl önce
    “Artık demir almak günü gelmişse zamandan,

    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;

    Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

    Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,

    Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.

    Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!

    Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!

    Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;

    Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

    Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden,

    Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden.”
    fidanasiflialıntı yaptıgeçen yıl
    Öyle bir aşk yaşadım ki
    Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
    Bazıları seyrederken hayatı en önden,
    Kendime bir sahne buldum oynadım.
    Öyle bir rol vermişler ki
    Okudum okudum anlamadım.
    Kendi kendime konuştum bazen evimde,
    Hem kızdım hem güldüm hâlime,
    Sonra dedim ki “Söz ver kendine;
    Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
    Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
    Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
    Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.”
    fidanasiflialıntı yaptıgeçen yıl
    ün ağarırken
    Tek başıma oturmuşum
    Henüz daha gözlerimi
    Bir an bile yummamışsam
    Sen yoksan yine
    Bense yorgun ve yalnızsam
    Hele bir de...
    Bir de canım
    Hasretine kapılmışsam
    Ve gözümde tütüyorsan
    Buram buram...
    İşte o an bir fırtına kopar
    Sanki o an yer yerinden oynar
    Hoyrat bir rüzgâr eserken
    Sallanan gemi misali
    Sallanır durur içimde dünya.”
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    İtiraf

    I

    Size açabilmeliydim içimi

    Geceler yalnız size

    Ve yüzüm kızarmadan

    Çocukluğumun küçük aşklarını

    Anlatabilmeliydim

    Geceler yalnız size.

    II

    Benim de aşklarım oldu

    Ve alabildiğine günahlarım.

    Hâlbuki bigünah olmak istedim

    Bütün ömrümce.

    III

    Anam,

    Ben topaç çevirirken sokakta,

    Benim güzel oğlum,

    Paşa olacak derdi...

    Hâlbuki ben hâlâ

    Topaç çeviriyorum sokakta.

    Rüştü Onur
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Katharine Hepburn ve Spencer Tracy
    şəms.alıntı yaptıgeçen yıl
    Juan ve Evita Peron
    şəms.alıntı yaptı2 yıl önce
    Vladimir Vladimiroviç Mayakovski ve Lili Brik
    şəms.alıntı yaptı2 yıl önce
    Kaynak: Aşka Gittim Dönmeyeceğim, Adem Özbay
    şəms.alıntı yaptı2 yıl önce
    Mona Rosa

    Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

    Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.

    Kanadı kırık kuş merhamet ister.

    Ah senin yüzünden kana batacak.

    Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

    Ulur aya karşı kirli çakallar,

    Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa.

    Mona Rosa bugün bende bir hâl var.

    Yağmur iğri iğri düşer toprağa,

    Ulur aya karşı kirli çakallar.

    Açma pencereni perdeleri çek,

    Mona Rosa seni görmemeliyim.

    Bir bakışın ölmem için yetecek.

    Anla Mona Rosa ben öteliyim.

    Açma pencereni perdeleri çek.

    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi,

    Bende çıkar güneş aydınlığına.

    Bir nişan yüzüğü bir kapı sesi

    Seni hatırlatır her zaman bana

    Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi.

    Zambaklar en ıssız yerlerde açar

    Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.

    Bir mumun ardında bekleyen rüzgâr,

    Işıksız ruhumu sallar da durur.

    Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

    Ellerin, ellerin ve parmakların

    Bir narçiçeğini eziyor gibi.

    Ellerinden belli olur bir kadın,

    Denizin dibinde geziyor gibi.

    Ellerin, ellerin ve parmakların.

    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

    Saat on ikidir söndü lambalar

    Uyu da turnalar girsin rüyana,

    Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar.

    Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.

    Akşamları gelir incir kuşları,

    Konarlar bahçemin incirlerine.

    Kiminin rengi ak kiminin sarı.

    Ah beni vursalar bir kuş yerine.

    Akşamları gelir incir kuşları.

    Ki ben Mona Rosa bulurum seni

    İncir kuşlarının bakışlarında

    Hayatla doldurur bu boş yelkeni

    O masum bakışların su kenarında.

    Ki ben Mona Rosa, bulurum seni.

    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

    Henüz dinlemedin benden türküler.

    Benim aşkım uymaz öyle her saza.

    En güzel şarkıyı bir kurşun söyler.

    Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

    Artık inan bana muhacir kızı,

    Dinle ve kabul et itirafımı.

    Bir soğuk, bir mavi, bir garip sızı

    Alev alev sardı her tarafımı.

    Artık inan bana muhacir kızı.

    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak,

    Meyveler sabırla olgunlaşırmış.

    Bir gün gözlerimin ta içine bak

    Anlarsın ölüler niçin yaşarmış.

    Yağmurlardan sonra büyürmüş başak.

    Altın bilezikler o kokulu ten

    Cevap versin bu kuş tüyüne.

    Bir tüy ki can verir gülümsesen,

    Bir tüy ki kapalı geceye güne.

    Altın bilezikler o kokulu ten.

    Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

    Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.

    Kanadı kırık kuş merhamet ister,

    Ah senin yüzünden kana batacak.

    Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.

    Sezai Karakoç
    şəms.alıntı yaptı2 yıl önce
    Prens Khurram (Shah Jahan); genç, zarif Arjumand Banu Begum’a (Mumtaz Mahal), daha henüz on dört yaşında iken âşık oldu. Hâlihazırda iki karısı olmasına rağmen, Mumtaz Mahal, prensin hayatının aşkı idi. Birlikte her yere seyahat ettiler ve Mumtaz, on dördüncü çocuklarını doğururken ölünce, Shah Jahan “Taj Mahal”i onun anısına inşa ettirdi.
    şəms.alıntı yaptı2 yıl önce
    Ve Lou’nun Nietche’ye yazdığı şiir:

    “Bir ben biliyorum

    yorgun gözlerinin altındaki halkaların

    ebem kuşağı olduğunu ve

    istediğinde yedi renk bakabileceğini

    siyah saçlarındaki akların aslında

    hırçın dalgaların gelgitlerinden oluşan

    köpüklerin bulaşığı olduğunu.

    Bir ben biliyorum

    yüreğinin severken,

    ölmekten değil de öldürmekten korktuğu için

    tir tir titrediğini

    kayboluşlarında kendini bulup

    her şeye yeniden başlama hevesini

    yalnızlığının nasıl kursağında bıraktığını.

    Bir ben biliyorum

    dağların eteklerine ziller takıp

    hızla doruklara kaçışından olduğunu

    ruhunun serin esintisinin

    hayatın çarmıhına

    yalpalarda çürüyen tahtaların

    paslı çivileriyle gerildiğini.

    Bir ben biliyorum

    her kundaklama sonrası

    ormanlarının zehrini

    bir hışımla genzine çektiğini

    bu yangınlarla

    ciğerinin de yandığını

    yine de hiç ağlamadığını…

    Bir ben biliyorum

    bu şehrin goncalarını bile sevmediğini

    inim inim inleyen gecelerinde

    demlenemediğini

    bir ben tanıyorum

    ve bir ben seviyorum adamım seni bu şehirde adam gibi!”
    şəms.alıntı yaptı2 yıl önce
    Nietzsche’nin, Lou Salome’ye gönderdiği bir mektuptaki “Hayat” isimli şiiri:

    “Öyle bir hayat yaşıyorum ki

    Cenneti de gördüm, cehennemi de

    Öyle bir aşk yaşadım ki

    Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.

    Bazıları seyrederken hayatı en önden,

    Kendime bir sahne buldum oynadım.

    Öyle bir rol vermişler ki

    Okudum okudum anlamadım.

    Kendi kendime konuştum bazen evimde,

    Hem kızdım hem güldüm hâlime,

    Sonra dedim ki “Söz ver kendine;

    Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,

    Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,

    Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.

    Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.”

    Öyle bir hayat yaşadım ki

    Son yolculukları erken tanıdım

    Öyle çok değerliymiş ki zaman,

    Hep acele etmem bundan, anladım...”
    şəms.alıntı yaptı2 yıl önce
    Mısır tarihinin en tartışmalı ve en önemli kralı olarak bilinen IV. Amenhotep, geleneksel dinden ayrılıp tek tanrılı dine geçmiş ve sadece güneş tanrısı Aton’a inanmayı seçmişti.
    şəms.alıntı yaptı2 yıl önce
    Napolyon, bu fırtınalı aşk tecrübesi ardından şunu söylemiştir:

    “Aşk ve muharebe birbirinden çok farklıdır. Birinde kaçan, diğerinde kovalayan kazanır.”
    şəms.alıntı yaptı2 yıl önce
    Nicholas, Rusya’nın gelecekteki Sezar’ı, güzel Alman prensesi Alexandra’ya âşık oldu. Aile baskılarına rağmen birlikteliklerini saklamadan yaşamaktan çekinmediler. Bolşevikler, Rus kraliyet ailesini esir aldığında, Alexandra ve Nicholas, 1918 yılında, birlikte idam edildi.
    şəms.alıntı yaptı2 yıl önce
    George Sand, 19. yüzyıl Fransa’sının en ünlü kadın yazarıydı. Roman, öykü, oyun, deneme, siyasi yazı ve anı tarzında çalışmalarıyla, yerleşmiş geleneklere karşı çıkan, Fransız romantik idealizminin de simgesi olan üretken bir yazardı.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)