Turgay Keskin

Hafıza Teknikleri

Beynimizle ilgili günümüzde birtakım gelişmiş bi­limsel bilgiler mevcuttur; ancak hâlâ beyinle ilgili sırlar tamamen bilinmemekte ve araştırmalara konu olmaya devam etmektedir. İlk yapılan araştırmalarda, insanın; beyni­nin %10’unu kullandığı sanılı­yordu. Son araştırmalar ise bir insanın beyninin %0,5 ile %1,5 unu kullanabildiğini göstermek­te. Bu araştırmalar, beynimizin kullanılmayan büyük bir kısmı­nın olduğunu göstermektedir. Beynimizi etkili kullanabilmemiz için önce onu tanıma­lı, çalışma şeklini öğrenmeli ve asıl gücünün ne olduğu­nu bilmemiz gerekir.

Beynimizin tam kapasite kullandığımızda neler ya­pabileceğimizi tam olarak bilmesek de, sandığımızdan çok daha fazlasını yapabilecek bir kapasiteye sahip oldu­ğumuzu biliyoruz.

20.yüzyıldan itibaren hızlanan, insanı keşif yolcu­luklarında, insan zekasının sadece IQ’ dan oluşan tek tip bir beyinsel gerçek olmadığı, her insanın kendine has bir dünya olduğu ve çok farklı yeteneklerini geliştirebildiği zeka türlerinin olduğu saptanmıştır.

Beyin ve hafıza hakkında merak ettikleriniz ve daha fazlası bu kitapta.
223 yazdırılmış sayfalar
Yayınlanma yılı
2014
Bunu zaten okudunuz mu? Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?
👍👎

İzlenimler

    Rovshan Cavadovbir izlenim paylaşıldı4 yıl önce
    😄LOLZ

    Oxumağa dəyər.Maraqlı şeylər öyrəndim.

    b4769802357bir izlenim paylaşıldı9 ay önce
    👍Okumaya değer

    En beğendiğim kitaplardan biri,okumaya değer

    Ayşegül Batakbir izlenim paylaşıldı2 yıl önce
    🚀Elden Düşmeyen

Alıntılar

    Recep Demiralıntı yaptı4 ay önce
    Öğretmenlerin bu tür sorunların önüne geçmek için bazı tedbirler alması gerekir.
    • Sınıfta kısa süreli hafızayı gereksiz yere meşgul edecek çok fazla uyarıcı bulundurmamak.
    • Kısa süreli hafızayı geliştirici alıştırmalar yaptırmak.
    • Konuları sistematik, küçük kümeler halinde ve yavaş bir şekilde anlatmak.
    • Ortalama yedi kelimeyi aşmayan cümlelerle konuşmak ve yazmak.
    • Aynı anda çok sayıda ya da birbiriyle çelişen bilgiler vermemek.
    • Kısa süreli hafızada işlenecek bilgi miktarı sınırlı olduğu için, kapasiteden daha fazla bilgi vermek bilginin kaybolmasına yol açar. Önce kısa süreli hafızadaki bilgilerin uzun süreli hafızaya transferi sağlanmalı, ikinci aşamada tekrar kısa süreli hafızada işlemek üzere bilgi sunulmalıdır. Sınıfta bir konuyu anlattıktan sonra kısaca tekrar etmek ve konuyla ilgili uygulamalar yapmak bu konuda yararlı olabilir.
    • Öğrencilere nasıl not tutulacağını, önemli yerlerin altını çizmeyi ve bilgileri nasıl bir paragraf halinde düzenleyeceğini öğretmek.
    • Bir konu anlatıldıktan sonra öğrencilere ne öğrendiklerini sormak (Selçuk, 2000).
    b2233000939alıntı yaptı5 ay önce
    Beyin; alt beyin, üst beyin, sinir sistemi diye üç kısımdan oluşur. İnsan beyninin diğer canlılardan farkı, üst beynin gelişmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

    Alt beyin daha çok otomatik fonksiyonları denetler. Kalbimizin atması, kan basıncı, hormonlar alt beyin tarafından idare edilir.

    Üst beyin ise, daha çok entellektüel işlevlidir. Bilgiler burada kaydolunur, değerlendirme burada yapılır, davranışlar buradan idare edilir.

    Peki, üst beyin alt beyni kontrol edebilir mi? Yapılan araştırmalar, bunun mümkün olduğunu göstermiştir. Biz, mutlu olmayı düşününce mutlu oluyor, hastalığı kafamıza takınca da hasta oluyoruz. Yani, düşünce tarzımız; hem yaşantımızı, hem de bedenimizi etkilemektedir.

    O zaman şu ortaya çıkar: Beynimizin bizim için en önemli tekniği, olumlu düşünmenin ileri şekillerini uygulamasıdır.

    Olumsuz zihni kurgu, yani olumsuz düşünce ise beynimizi kendimize karşı olumsuz çalışmaya programlayacaktır. Örneğin bir futbolcu, üç kez kaleciyle karşı karşıya kalmasına rağmen topu dışarıya atmıştır. Bir dahaki maçta aynı hatayı yapmak istememektedir. Bunun için beynini şöyle programlamıştır: “Topu dışarı atmayacağım. Topu dışarı atmayacağım.” Bunu kendi kendine defalarca söylemiş ve maça çıkmıştır.

    Sonuç: Topu yine dışarı atmıştır.

    Burada futbolcunun yaptığı hata, topu kaleye atmaya değil, dışarı atmamaya şartlanmasıdır. Bu durumda beyin, kalenin içine değil, dışına kilitlenmiştir. Bu olumsuz uyarıcı da, başarıya değil, başarısızlık korkusu yüzünden başarısızlığa götürmüştür.

    Olumlu düşüncede temel nokta, beyni olumlunun üzerine programlamaktır. Yani, başarısız olmamayı değil, sadece başarmayı düşünmelisiniz.

    Bunu hafıza noktasında düşünürsek, unutmayı değil, hatırlamayı seçmeli, ona kilitlenmelisiniz.

    Başarının en önemli anahtarlarından birisi, beynin olumlu düşünceye programlanmasıdır. Bu ise, gerçek bir özeni gerektirmekle beraber, aslında zevkli bir uğraştır.

    Olumlu düşünmenin getirileri
    b2233000939alıntı yaptı5 ay önce
    Harvard Üniversitesi’nden Gardner’in “Çoklu Zekâ Teorisi” bu yeni görüşe ışık tutmuş ve günümüzde kabul görmüştür. Gardner’e göre yedi tip zekâ her insanda doğumla birlikte geliyor ve değişik düzeylerde bulunuyor… İnsan isterse ve uygun eğitimlerden geçerse yaşam boyunca tüm zekâ tiplerini geliştirebiliyor. Klasik eğitimlerde üzerinde durulan sözel ve matematiksel-mantıksal zekâ türü, insanın diğer zekâ türlerinin gelişmesine katkıda bulunmuyor. Bu yedi tip zekâyı Gardner, şöyle sınıflandırmıştır:

    1) Sözel, Dilsel Zekâ: Okuma, yazma, konuşma, dinleme özelliklerini etkili bir şekilde kullanabilme yeteneğidir. Sözlü olarak öykü anlatan, ya da sunuculuk yapan ve politikacı olan kişilerle şair oyun yazarı, editör, gazeteci gibi dil zekâsı sergileyen bireyler bu grupta yer alırlar.

    2) Matematiksel-Mantıksal Zekâ: Sayılar ve mantıksal çerçeveler konusunda sebep-sonuç ilişkilerini güçlü bir şekilde kullanabilme yeteneğidir. Bilim adamları, matematikçiler, muhasebeciler, mühendisler, bilgisayar programcıları, istatistikçiler ve benzeri işlerle uğraşanlar mantıksal-matematiksel zekâsı güçlü olan bireylere örnek sayılabilir.

    3) Görsel Zekâ: Çevredeki nesneleri daha dikkatli görebilme, hafızada tutma, hayalinde canlandırma, görsel dünyayı doğru olarak algılama yeteneğidir. Bu grupta yer alan kişilere örnek olarak mimarları, denizcileri, pilotları, heykeltıraşları, ressamları, dekoratörleri ve tasarımcıları verebiliriz.

    4) Müzik, Ritim Zekası: Seslere, melodilere, tınılara, ritimlere hassaslık gösteren, enstrüman çalma, şarkı söyleme, beste yapma gibi kapasiteleri gelişkin bir yetenektir. Müzisyenleri, orkestra şeflerini, enstrüman üreticilerini bu grupta ele alabiliriz.

    5) Bedensel, Kinestetik Zekâ: Beden hareketlerini, jest, mimik özelliklerini, el, parmak, ayak, kol ve bacak hareketlerini koordineli ve kendini tam ifade edecek şekilde kullanabilme yeteneğidir. Bu gruptakiler, düşünce ve duygularını ifade ederken ve problemleri çözerken bedenlerini etkin bir şekilde kullanırlar. Örnek olarak, sporcular, heykeltıraşlar, mimarlar, pandomim sanatçıları, cerrahlar, teknisyenler, aktörler, el işleri ile ilgilenenler bu grupta yer alabilirler.

    6) Kişiler arası, Sosyal Zekâ: Sosyal ortamlarda bulunma, girişkenlik, başkalarının ruh, his ve duygularını anlama ve etkileme yeteneğidir. Bu grupta yer alan kişiler, liderler, psikologlar, öğretmenler, turizmciler olabilir.

    7) İçsel, Öze Dönük Zekâ: İç dünyasına konsantre olabilme, kendini tanıma, yönetme ve yönlendirme yeteneğidir. Din adamları, psikologlar, filozoflar öze dönük zekâları güçlü bireylere örnek verilebilir.

Kitap raflarında

    Nihat Nihatmasalli
    KITABLAR
    • 22
    • 2
    ozumdeniz5357
    OLASILIKSIZ
    • 6
    • 2
    Asuman Öztrk
    -.-
    • 35
    • 1
    b3684690763
    Beyin
    • 3
    • 1
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)