Tarkan Özhan

Borsaya Teknik Bakış

ÖNSÖZ / GİRİŞ

Ekonomik Analiz

Hisse fiyatları genel ekonomik koşullardan etkilendiğinden dolayı ekonomik analiz temel analizin ilk aşamasını oluşturur. Hisse senetlerine yapılan bir yatırımın kârla sonuçlanma olasılığının, güçlü ve büyüyen ekonomilerde daha yüksek olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla bu aşamada hisse senedi yatırımı için genel ekonomik konjonktürün uygun olup olmadığı belirlenmeye çalışılır. Zira ekonomik konjonktürdeki canlanma beklentisi hisse senedi yatırımı için uygun bir ortam iken, ekonomik konjonktürdeki daralma (resesyon) beklentisi hisse senedi yatırımlarından çıkılması için uygun bir ortama işaret eder. Ekonomik konjonktürdeki canlanma veya daralma beklentisi göstergelerden hareketle şekillenir. Ancak bu göstergeleri okuyabilmek ya da a değerlendirebilmek için, önce genel olarak ekonomi ve ekonominin dinamikleri noktasında bilgi sahibi olmak gerekir.

Basitçe ifade edilmeye çalışılan genel ekonomideki gelişmeler ve sorunlar yakından takip edilerek gelecek hakkında yapılan tahminler, yatırımcılar açısından büyük önem taşır. Ekonomik analizde ilk olarak dünyadaki ekonomik, sosyal ve politik gelişmeler değerlendirilir. Daha sonra ise bu gelişmelerin ülke ekonomisine olası etkileri değerlendirilir. Daha önce de ifade edildiği üzere, bu tür değerlendirmeler ekonomik göstergelerden hareketle yapılır. Dolayısıyla ekonomik analizde hangi ekonomik göstergelerin kullanılabileceği ve bu göstergelerin nasıl değerlendirileceği konusu en önemli aşamadır. Bu göstergeler ekonomik konjonktür hakkında bir fikir verecektir.

Yazar Hakkında

[Tarkan Özhan, 1969-]

ÖĞRENİM DURUMU: Trakya üniversitesi

Bölüm: Fen Fakultesi Kimyager

MESLEĞİ: Borsacı, Trader, Portfoy Yönetimi

Aktif Çalışma süresi; 25 yıl
162 yazdırılmış sayfalar
Orijinal yayın
2016

İzlenimler

    Ufuk Başkakbir izlenim paylaşıldıgeçen ay
    👍Okumaya değer

    Erdem Yeşilyurtbir izlenim paylaşıldıgeçen yıl
    👍Okumaya değer
    💡Çok Şey Öğrendim

Alıntılar

    Ufuk Başkakalıntı yaptıgeçen ay
    enflasyon artmadığı halde, kullanılabilir gelir oldukça azaldı. Böyle bir durumda varlık enflasyonunun iyi olduğunu söylemek ne kadar mümkün? “reel ekonomi” ile “varlık enflasyon ekonomisi” arasındaki farklara daha yakından bakalım. Reel ekonomi, insanların günlük hayatlarındaki gelir ve harcamaları ifade eder. Eğer ekonomide büyüme varsa, gelirler ve fiyatlar artış eğilimi gösterir. Artan talep neticesinde de işletmeler sermaye harcamalarını arttırırlar. Ekonomi iyice ısındığında yani yeterince büyüdüğünde, merkez bankalarının sıkı para politikalarıyla bir yavaşlama (resesyon) gelir. Resesyon, sistemi temizleyerek yeni genişlemelere uygun ortamı hazırlar. Bu tipik ekonomi çevrimidir.
    Varlık enflasyon ekonomisinde ise durum tamamen farklıdır. Varlık fiyatları arttıkça likidite yaratılır. Yani bankalar kredi vererek “yoktan para varetme” mekanizmalarını çalıştırlar. Bir yatırımcının 50.000 lira kredi kullanarak, 100.000 liralık bir ev satın aldığını düşünelim. Kolay para politikası devam ettiği sürece yani kredi kanalları açıksa, evin fiyatının bir süre sonra 200.000 liraya yükselmesi normal bir durumdur. Bu durumda yatırımcı evini satıp kredi borcunu kapattıktan sonra elinde 150.000 lira para kalacaktır. Başlangıçtaki 50.000 lirası ile 100.000 lira kazanmış olacaktır. Yani 2 katlı bir kaldıraç etkisi yaratmış demektir.
    Eğer elindeki bu parayla yeniden ev almak isterse, arz talep gereği fiyatlar artacaktır. Bu da daha fazla kredi kullanmayı gerektirecektir. Risk ve borçlanma artarken ekonomik çevrim de balon patlayıncaya kadar devam edecektir
    Ufuk Başkakalıntı yaptıgeçen ay
    Varlık enflasyonunun bilinen en yaygın örneği ev fiyatları. Düşen faizler yükselen ev fiyatlarından yararlanmak isteyen insanları konut kredisi almaya itti. Hane gelirlerinin önemli kısmı ev taksiti ödemeye ayrıldı. Fakat balonun patlamasıyla düşen ev fiyatları önce potansiyel varlığı silip süpürdü
    Ufuk Başkakalıntı yaptıgeçen ay
    Forer etkisi
    Sıradan bir insanın yatırım tavsiyeleri gibi riskli önerileri kabul etmesinin ardındaki yanılsama hatası psikolog Bertram Forer’in 1948 yılında yaptığı bir deneyde oldukça etkili şekilde ortaya konmuştur. Forer, daha önceki derslerde yaptığı bir kişilik testinin sonuçlarını kapalı bir zarf içinde öğrencilerine dağıtır. Daha sonra öğrencilerinden, test sonuçlarının kendilerine ne kadar uygun olduğunu göstermek için 0 (hiç uygun değil) ile 5 (son derece uygun) arasında bir puan vermelerini ister. Öğrencilerden biri zarfı açar ve metni okumaya başlar. Ama o anda bilmediği şey diğer öğrencilerin de aynı metni okuyor olduğudur:
    ‘Başkalarının sizi beğenmesine ihtiyaç duyuyorsunuz. Kendinizi eleştirmeye meyillisiniz. Kullanamadığınız büyük bir potansiyele sahipsiniz. Bazı zayıflıklarınız olsa da genellikle onların üstesinden gelebiliyorsunuz. Dışarıya özgüvenli gözükürken içinizde tereddütler duyuyorsunuz. Bazen doğru kararı vermek konusunda şüphe duyuyorsunuz. Kısıtlamalar içinde kalmak sizi mutsuz ediyor. Başkalarının düşüncelerini ciddi kanıtlar olmadan kabul etmiyorsunuz. Bazen dışa dönük ve sosyal, bazen içe kapanıksınız.’
    Kişisel olduğu düşünülen ama herkes için aynı olan ve bir astroloji falından rasgele alınan bu cümlelere verilen ortalama puan 4,26 idi. Yani neredeyse hemen hemen herkes buradaki özellikleri kendisi ile ilişkili bulmuştu. Test daha sonra başka öğrenci gruplarına yapılsa da sonuçlar daima 4,20 düzeylerinde gerçekleşmişti. Bu benzer sonuçların nedenleri araştırıldığında deneklerin şu hataları yaptıkları görülmüştür. Büyük çoğunluk için geçerli analizlerin sadece kendilerine özel olduğunu sanmışlardır. Kişilik analizini yapanın otoritesine güven duymuşlardır

Kitap raflarında

    Karabey Turan
    Borsa Ekonomi
    • 17
    • 5
    ildantarik
    Kişisel gelişim
    • 24
    • 4
    Sakina
    Buissness
    • 7
    • 2
    Mehmet Sarıalioğlu
    Ekonomi
    • 4
    • 2
    huseyin serın
    Finans
    • 4
    • 1
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)