Kitaplar
Ömer Lekesiz

Ateşten Kelimeler

Kelime ki, İncil'e göre ilk yaratılan, Tora'da ilk altı günde yaratılanlara ad olan, Kur'an'a göre, «kün»le olanları adı kalem olan bir ney'den yazan, açan, kapatan, dağıtan, toplayan, uzak kılan, yakın kılan, özetleyen, yayan…
Kelime ki, nefesin ses, sesin söz olup vücuttan yarılışıyla gerçekleşen bir varoluştan; kalemin yüreğinden akıla, akılan dile akan; döküldüğü dilden koptuğu anda yine yarılan, tekrarlandıkca kendi içinde tekrar yarılan; her yeni yarılışta yokluğa daha çok katılan…
Kıyamet ki kelimelerin tekrar toplanışından; kovanına dönen arılar misali yarılmışın kendi cevherine, parçanın bütününe Sur-u İsrafil ile koşuşundan.
Kelime ki, Adem'in bildiği değil, ona bildirilen… Ona bildirilenden bir miktar biliştir Adem'in kimi kızlarına ve oğullarına bir nasip, bir kısmet olarak sunulan; Hafız'ın bir saraçtan, Mevlana'nın bir manavdan, Yunus'un bir dervişten daha fazla kelimeye yazgılanışı bundan.
Kelime ki, Allah'ındır, O'nu söyleyiş, O'na söyleniş, O'na yöneliş, O'na İsa oluştan.
106 yazdırılmış sayfalar
Yayınlanma yılı
2013
Bunu zaten okudunuz mu? Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?
👍👎

Alıntılar

    Yüksel Özalıntı yaptıgeçen ay
    Ailem, çevrem, işim, kariyerim… Üzgünüm. Terketmiyor, terkettiriliyorum. Ki, terkettirildiğim senden önce kendimim. Artık hiçbir şey seninleyken güzel olduğunca güzel olmayacak. Benim diyebileceğim bir hayatım olmayacak. Seni bana terkettirenlere adanmış bir yaşantıyı yaşayacağım. Zor ve ağır sözlerimi çoğalttırma ki bana, aklında merhametini dilenen görüntümle kalmayayım.”
    Caferağa’nın taş duvarlarından tırnaklarınla taş söküyormuşçasına dinleyişini, kaybetme düşüncesini de kaybedişini; neden, niçin, nasıl, ne zaman, neyle, nice sorularını özel sözlüğünden silişini; Afife’nin yalvararak kendisinden uzaklaştırdığı Sehalattin gibi dilini en olmadık zamanda söylenmeyecek şarkılara emanet verişini…
    Tartışamayışını, susuşunu, donup kalışını… Andan da kısa bir anda Rabbinden dilediğin yardımla toparlanıverip, masada ne bıraktığına bakmaksızın kalkışını; oradan hızla ayrılışını hatırlasan, hatırlasan…
    Bir pire için bir yorgan yakan sen çocuk-kadın, o kalkışla ömrünün on yıllık tarihini yakan!
    Ve şimdi oturduğun taştan, senden taraf olmamı istercesine “Bana ürkek ve mahçup, dolu gözlerle baksan”.
    “Göze ulaşmak için kaş engelini aşmak gerekir” diyene karşı şu replikleri tekrarlasan: “Ya benim zamanımdan konuşsaydın? Diğer engelleri saymaktan kaşa gelemeyip bitap düşerdin hazret! Ben, saymaya cesaret etmekle bitap düşen
    Yüksel Özalıntı yaptıgeçen ay
    kolundaki müzmin ağrıya dokunuyormuşçasına ilahi şifadır diye şükrettiğin;
    dizlerine değiyormuşçasına dizlerinden derman devşirdiğin;
    susamışsın da su getirmişçesine teşekkür ettiğin;
    cevabı zor bir sorunu çözmüşçesine aklını nimet bildiğin;
    üşüdüğünde bir yorgan gibi sarındığın,
    sevindiğinde ilk heyecanını paylaştığın,
    bunaldığında varlığından ilk ferahlık duyduğun;
    som bir yokluk olan yalnızlığında bir veli olarak tutunduğun;
    uzayan yollarında yoldaşın olarak bulduğun;
    karşılaştığın nankörlüklerde, hoyratlıklarda, ihanetlerde hayırhah bir arkadaş, ezelden bir şehirli, ebedi sadık bir dost olarak kendisine koştuğun;
    mahrem kelimelerin aklından taşmaya başladığında onları onun engin mahremiyetine emanet olarak sunduğun;
    hayaliyle halvette bulunduğun;
    saygısında saygının, aşkında aşkın künhüne vakıf olduğun;
    dilinden kelime, zihninden imgeler kaptığın;
    tebessümüyle sarhoş, sohbetiyle mest olduğun…
    o gerçek ve o hayal adamın sana söylediklerini kelime kelime hatırlasan:
    Yüksel Özalıntı yaptıgeçen ay
    em’e değen pervaneyi, yanmanın tadına alıştıran ilk acıdır haz.
    Zemzem’in bebek İsmail’in topuklarına erişmek için arzı delme arzusudur haz.
    Su-ağaçla adlandırılmış peygamberin kundağını taşıyan Nil’in serinliğidir haz.
    İstiridyenin, nisan yağmurundan düşecek bir damlayla kapanma dileğidir haz.
    Başına buyruk olma emriyle sorgusuz kılınmış tek emirdir haz.

    Adını zikretmekten uyuyamadığın;
    adını zikredek uyandığın;
    sitem etsen de, kızsan da gerçekten daha gerçek olan hayalini yanından uzaklaştırmadığın;
    kitap raflarını deviriyormuşçasına, kitaplarını ortalığa savuruyormuşçasına kızgınlıklarına naz hali yüklediğin, masa lambanı kapatıyormuşçasına karanlığını örtündüğün;
    gecenin bir yarısında adını çağırdığını sanıp, “ne?” ünleyişiyle dört yanında arandığın;
    birlikte oturuyormuşçasına yanından kalkmak için izin dilendiğin;
    dar yolunu kapatmışçasına kendisinden geçit istediğin;
    kederlendiğinde başını ellerinin arasına almışçasına minnetlerini ilettiğin;
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)