Ertuğrul Gazi, Tarkan Suçıkar
Kitaplar
Tarkan Suçıkar

Ertuğrul Gazi

Oku
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Kaynakların ittifakla bildirdiğine göre savaşçı, kahraman, mert ve cesur birisi olan Ertuğrul Gazi aşiretine yurt olabilecek, gazâ ve fethe müsait bir yer bulabilmek için son derece hareketli bir hayat yaşamıştır. Bu hareketli yaşam esnasında zaman zaman savaşların ve mücadelelerin içerisinde de yer almak durumunda kalan Ertuğrul Gazi, Türk tarihinin kahraman, cengâver ve gazi tanımlamasına tam anlamıyla uyan yiğit bir Türk Beyidir. Kaynaklarda onun katıldığı bildirilen savaşları şöylece sıralayabiliriz:
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Oğlu Ertuğrul ve Osman’ı yetiştiren o’dur. Hayme Ana’nın mezarı da zamanla başka eski türbeler gibi halk tarafından ziyaretgâh haline getirilmiştir. Bu şekilde Hayme Ana adına Türbe yapılan ilk Türk kadını oluştur.
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Ertuğrul Gazi öldüğü zaman, Osmanlılar’ın elinde 4.800 kilometre kareden fazla toprak olmadığı ve bu toprağın bile bir kısmının Ertuğrul tarafından Bizans’tan fethedildiği anlaşılmaktadır. Selçuklu Sultanı’nın Kayılar’a verdiği “yurd” yani malikânenin 1.000, en iyimser tahminle 2000 kilometre kareden fazla olmadığı muhakkaktır. İşte Osmanoğulları, üç buçuk yüzyıl içinde bu yurdlarını 20.000 kere büyüteceklerdir. İnsanlık tarihinde böyle bir gelişmeye malik olmuş başka hiçbir hanedan yoktur.
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Ertuğrul Gazi vakfının temel özelliği “selâtîn vakfı” olmasıdır. Osmanlı padişahları, Ertuğrul Gazi vakfını kendi vakıflarının yapısına sokmuşlardır. Bunun sebebi muhtemelen vakfın devamlılığının sağlanması ve her türlü müdahalenin dışında tutulmak istenmesidir. Bilindiği gibi selâtîn vakıflarının idaresi Darüssaade Ağalığı’na bağlıydı. Darüssaade Ağası, selâtîn vakıflarını nezaretle vazifeliydi. Tevliyet ise padişahların vekil tayin ettikleri kişilere verilirdi. Bu durum Ertuğrul Gazi vakfına âit belgelerde de açıkça görülür
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Anadolu’da yerleşim yeri adı olarak kullanılan şahıs isimlerinden birisi, Ertuğrul Gazi’nin adıdır. Ertuğrul adıyla Bilecik, Balıkesir’de iki yerleşim yeri mevcuttur
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Bunlardan da anlaşılacağı üzere Ertuğrul Gazi cesur, savaşçı ve atak bir kimseydi. Sahip olduğu toprakları hızla genişletmesi, zamana göre hedeflerini belirlemesi enerjik bir kişilik olduğunu göstermektedir. Devlet idaresinde ve teşkilatında kabiliyetli olduğu açıktır. Zira görev yaptığı süre içerisinde devlet kurmamış olsa bile boyunu etrafındaki tehlikelerden korumuş, iyi bir şekilde sevk ve idare etmiştir. Kendisi Osmanlı Devleti ağacının fidanlarını, yiğitlerini ve ilk padişah Osman Bey’i yetiştirirken “Cihad ve fî sebîlillâh ilây-ı kelimetullah” düşüncesini de onlara aşılıyordu. Son derece inançlı, dindar bir kişi olduğu bilinmektedir. Ömrünü Allah yolunda düşmanları ile savaşa adamış olan Ertuğrul Gazi Osmanlı Devletinin mayasını çalmıştır. Yeri geldiğinde düşmanları ile dost geçinmesini bildiğini de tespit ettiğimiz Ertuğrul Gazi’nin bu şekilde stratejik ve politik becerisinin de bulunduğunu öğrenmekteyiz. Kendisi aşireti ve gelişmesi için en uygun doğal, stratejik, coğrafi koşulların bulunduğu yeri arayıp bulmuş ve Söğüt ve çevresine gelip yerleşmiştir. Bu özelliklerinden başka Ertuğrul Gazi’nin ileri görüşlü, tedbirli, siyaset biliminden anlayan, askeri görüşlerinde isabet sağlayan bir kimse olduğunu kaynaklardan öğrenmekteyiz.

Şurası muhakkak ki Osman Gazi’nin dayandığı Kayı boyunun mevcudu kısa sürede büyük bir beylik teşkil edecek miktarda görünmemektedir. Ancak 1230’lu yıllarda Anadolu’da görülen Ertuğrul Bey’in kudret ve itibar sahibi bir şahsiyet olduğu da anlaşılmaktadır. Nitekim kendisine Söğüt ve Domaniç civarı kışlak ve yaylak olarak verildiğinde o mıntıkada kısa bir sürede söz sahibi olabilmiştir.

Bu durum Ertuğrul Bey’in savaşçı kişiliğinden ziyade karizmatik yapısından da kaynaklanmış olmalıdır. O, bölgedeki gayrimüslim unsurlarla iyi geçinmekte, büyük bir ihtimalle arazi ve sair ihtilaflarda hakem rolü üstlenmekte, Müslim, gayrimüslim halklar arasında bir baba rolü oynamakta ve herkes üzerinde saygı uyandırmaktadır. Osmanlı istimalet politikasının temelleri de bu noktada aranmalıdır. Osmanlılarla Bilecik Rumları arasında karşılıklı güven esasına dayalı iyi münasebetlerin gerçekleştiği görülmektedir. Osmanlılar, Ertuğrul Bey devrinden beri yaylaya gittiklerinde ağır eşyalarını Bilecik Rum beyine bırakırlar yayladan döndüklerinde de çeşitli hediyeler verdikten sonra eşyalarını alırlardı. Bu durum Osman Bey devrinde de devam etmiştir. Âşıkpaşazâde bu noktada Osmanlılara duyulan güveni “kafırler bunlara begayet itimad iderlerdi” cümlesiyle ifade eder.

Tespit edebildiğimiz kadarıyla bize göre onun belki de en önemli özelliklerinden bir tanesi de zayıf durumda bulunan kimseleri durum ne olursa olsun desteklemesi, zor durumda kalanı kollaması ve fırsatçılığı sevmemesidir.

Neşri, Ertuğrul Gazi’nin fakirlere ve dindar kimselere üç günde bir yemek pişirterek dağıttırdığını yazmaktadır. Ayrıca Neşri onun çıplakları giydirdiğini, dul kadınlara daima sadaka verme âdeti bulunduğunu da ifade etmektedir. Bizde böylelikle Ertuğrul Gazi’nin babacan, fakir fukara ya karşı sorumluluk hisseden, insaf sahibi ve yardımsever bir devlet adamı olduğunu öğrenmiş oluyoruz.
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Ertuğrul Gazi’nin adını aldığı Tuğrul, bir cins av kuşunun erkeğidir. Tuğrul kuşu uzun zaman şahinden daha çok egemenlik ve güç simgesi olarak kullanılmıştır. Toğrul veya Doğrul olarak da söylenir. Türk mitolojisinde Zümrüdü Anka olarak da bilinen Simurg’un karşılığı olarak da geçmektedir. Ölümsüzlüğü ve yeniden dirilişi simgeler. Her gün yeniden doğar. Anka Kuşu diğer pek çok dünya uluslarının mitolojilerinde de değişik adlarla mevcuttur. Ancak Türk mitolojisindeki bu kuşun diğer mitolojilerdeki benzerlerinden en önemli farkı tek başına olmayıp bir benzerinin hatta ikizinin bulunmasıdır. Konrul Kuşu, Toğrul Kuşu ile birlikte anılır. Her ikisi de Anka kuşunun tüm niteliklerini barındırırlar. Toğrul Kuşu yeraltına da inebilir. Atilla Han’ın ve bazı Oğuz boylarının bayraklarında yer almıştır. Oğuz Kağan ilk eşini, başında Tuğrul Kuşu olan bir ağacın kovuğunda bulmuştur. Macarlar armalarında yer alan bu kuşa “Turul” derler. Bir efsaneye göre Toğrul Kuşu Moğolları, Konrul Kuşu ise Türkleri simgeler. Yiğitleri kanatlarının altına alıp yardım eder, ne isterse yapacağını söyler. Tüyleri sihirlidir, iki tüyünü birbirine sürtünce zenci bir cin gelir ve üç dileği yerine getirir. Ufuk noktasının ötesindeki sonsuz denizde bulunan Kaf Dağının ardındaki karanlıkta yaşar. Attila’nın ve bazı Oğuz boylarının bayraklarında Tuğrul kuşu yer almıştır. Tuğrul ayrıca ilk Büyük Selçuklu hükümdarınında adıdır.
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Netice itibarı ile Gündüz Alp’ın Ertuğrul Gazi’nin babası olma ihtimali gayet yüksek bir olasılık olarak karşımızda durmaktadır.
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Son zamanlarda yapılan araştırmalar neticesinde Gündüz Alp’in Ertuğrul Gazi’nin babası olduğu fikri ön plana çıkmıştır.
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Şükrullah’dan başlayarak birçok Osmanlı kronik yazarı tarafından başta Âşıkpaşazâde olmak üzere Neşrî, Oruç, El Kunevî, İdrisî Bitlisî, Bayatlı Mahmud Oğlu Hasan, Lütfi Paşa, Muhyiddin Cemâlî, İbn Kemal, Cenabî ve Hoca Sadeddin gibi müverrihler ile ATAO’larda Ertuğrul Gazi’nin babası Süleymanşah olarak gösterilmiştir.
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Bundan sonra Âşıkpaşazâde ve Neşrî’de bulunan soy kütüklerini nakleden Gelibolulu, Osmanlıların ceddi olan Süleymanşah’ın Kayı boyundan olduğunu tekrar ederek bunların Merv sınırında Mahan denilen yerde yaşarlarken Moğol ve Cengiz zulmü nedeniyle vatanlarından ayrılıp Rum diyarında Ermeniyye ve Ahlat’a geldiklerini ve nice yıllar burada kaldıklarını anlatır. Tatar saldırısı tehlikesi bölgeye ulaşınca vatanlarına gitmek için Diyarbakır tarafına gitmek üzere Fırat Nehri’ni geçmek isterken Süleymanşah Caber Kalesi önünde boğulur. Burada Mezar-ı Türk denen yerde defnedilir. Bu sırada Süleymanşah’ın oğulları arasına ayrılık girer. Kalan dört oğlundan Sungur Tekin ve Gündoğdu Ertuğrul ve Dündar’dan ayrılırlar. Ertuğrul ve Dündar Pasinovası ve Sürmelü çukur’a geri dönerler. Selçuklulardan yardım istemek için Ankara Karacadağ’a gelirler ve burada gazâ ile meşkul olurlar. Gelibolulu, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda rol oynadığı ifade edilen dört yüz neferin her daim gazâ ve cihad için Ertugrul Gazi’nin emrini beklediklerini yazar.[96]

Kabilenin önde gelenleri Ağca Hâce, Kutgün Alb, Turgud Alb, Ayğûd Alb, Haşan Alb, Saltık Alb, Samsa Çavuş ve karındâşı Sülemiş Çâvuş, Abdurrahmân Gâzî, Akbaş Mahmûd Alb, Karaoğlan, Kara Mürsel, Bahşlu Karateke, Şeh Mahmûd, Targâl, Mihmâr, Kara Tekin nâmlı gaziler idi. Selçuklular Tatarlara tabi oldularsa da Ertuğrul ve Osman Gaziler asla Tatarlara tabi olmadılar. Bundan sonra Ruhî ve Neşrî deki bazı malumatı tekrar eden müellif Osmanlıların Söğüt ve Domaniç’e yerleşmelerini Sultan Alaaddin’in iznine bağlar.

Bundan sonra Ertuğrul Gazi’nin gazâ ile geçen ömrünün hata ile H.980/1572’de sona erdiğini yazar.
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Müverrihimiz eserinde Selçukluların Mâverâü’n-nehr’den İran’a intikâl ettiklerinde Türk kabilelerinden Osmanlıların atası olan Kayı Han kabilesininde Horasan’dan Mahan şehrinde yerleştiklerinden bahseder. Bundan sonra Çengiz Han’ın zulmü nedeni bu kabilenin Ahlat’a yerleştiğini, Tatarlar o diyara da gelince Rum’a göç ettiklerini Caber kalesi önünde Fırat’dan geçerken serdârları olan Süleyman Şah ibn-i Kaya Alp’ın boğularak buraya defnedildiğini yazar. Süleyman Şah’ın dört oğlu olduğunu yazan müellif onların isimlerini de şöyle sıralar: Sunkur Tekin, Gündoğdu, Ertuğrul Gazi ve Dündar.

Müellife göre Sunkur Tekin ile Gündoğdu asıl vatanlarına dönmüşler, Ertuğrul ve Dündar ise gazâ ve cihad düşüncesi ile Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubad’dan uçlarda bir yurt talebi için Savcı Beyi göndermişlerdir. Neticede Ankara Karacadağ’ı kendilerine vermiş Ertuğrul Gazi de gazâ niyeti ile beşyüz kadar adamı ile buraya geldi. Bu esnâda Sultan Alaaddin’in Tatarlar ile muharebe ettiği bir yere geldiler. Düşman savaşı kazanacakken Ertuğrul Gazi’nin Sultan Alaaddin’e yardımı sayesinde savaş kazanıldı. Ertuğrul Gazi Ankara da ömrünü gazâya adadı. Kabri Söğütçük denilen kasabada bulunmaktadır.
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Selçukluların Maveraünnehir’den İran’a geçtikleri sırada Türk boylarından Osmanlıların atası Kayı Han’ın boyununda Merv-i Şahican sınırında Mahan şehrinde yerleştiklerini Cengiz karışıklığı ile bu defa Rum’a göç ettiklerini başlarında bu sırada Kaya Alp oğlu Süleyman Şah’ın bulunduğunu anlatır. Ardından Hoca Sadeddin Neşrî’den naklen Süleyman Şah’ın Fırat suyunda boğulmasını, dört oğlunun[93] (Sungurtekin, Ertuğrul, Dündar, Gündoğdu) ikisinin geri dönüşünü, Ertuğrul Gazi’nin oğlu Saru yatı’tı elçi göndererek Sultan Alaaddin’den Ankara Karacadağ’ı yurt olarak almasını, ardından yanında 500 atlı ile Moğollara karşı savaşta Selçuklulara yardım etmesini, nice gazâlara girmesini 90 yaşını aşmış vaziyette H.680/1281-1282’de vefatını anlatır.

Hoca Sadeddin’de Osmanlıların soyunu Hz. Nuh ve Yafes’e kadar uzatan bir şecere verir:
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
ATAO’daki kayıtlara göre, Cengiz Han Hıtay vilayetinden çıkıp Belh ve Horasan’ı almış. Buraların padişahı o zaman Harezmşah imiş. Bu sırada Selçuklu Sultanı Alaaddin’de Belh şehrini terketmek zorunda kalarak Rum vilayetine gelmiş, Yunan vilayetine o zamanlar Karaman derlermiş.

ATAO’ya göre Mahan şehrinin padişahı Süleymanşah’tır. O da Rum vilayetinde gazâlar olduğunu işitip Acem’den Erzincan’a gelir. Amasya tarafına geçerek çok gazâlar yapar. Yanındakilerle Halep’e göçerek Hayber Kalesi’nin önüne yerleşirler. Süleymanşah burada Fırat suyunu geçerken atı ile boğulur. Hayber önüne gömerler ve oraya Türk Mezarı derler.

Buradan sonrası ATAO’da şu şekilde nakledilir:

“Onun Sunkur Tekin, Gündoğdu ve Ertuğrul adlarında üç oğlu olmuştu. Ertuğrul Osman’ın babasıdır. Bu üç kardeş geldikleri yoldan Pasinovası ve Sürmeli-çukur’a geri döndüler. Ertuğrul burada bir zaman kaldı ve gazâlar yaptı. Ertuğrul Sultan Alaaddin’in saltanatını ve gücünü işitmişti. Osman, Gündüz ve Sarutatı adlı üç oğlu vardı. Saruyatı’ya Savcı da derlerdi. Onu Sultan Alaaddin’e gönderdi ve ondan oturmak için yurt tutulabilecek bir yer istedi. Sultan Alaaddin gariplerdendir diye bu isteği hoş gördü. Karacahisar ve Bilecik aralığını Tomaliç Dağı ile Ermenek Dağı’nı Ertuğrul Gazi ve onun halkına yaylak ve kışlak olarak verdi.” Bundan sonra ATAO Ertuğrul oğulları Saruyatı ve Osman’ın Engüri’ye geldiklerini ve çok gazâlar ettiklerini anlatır
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
ATAO, Moğol Hanlarının halka çok zulümler etmesine yer verdikten sonra Sultan Alaaddin’in Konya’dan Sultan-önü’ne geldiğini, zengin fakir ayırmadan herkese ihsanlarda bulunduğunu Gündüz Alp, Ertuğrul, Göl-Alp ve Oğuz’dan bir çok kişininde onunla birlikte geldiğini anlatarak konuya girer.

Ertuğrul Gazi’nin çok savaşlar yaptığını, ün saldığını, bir çok fetihler gerçekleştirdiğini ve çok ganimet andığını anlatır. Ardından ATAO Tatarların barışı bozmaları üzerine Konya’ya dönen sultanın Sultan-önü yöresini Ertuğrul’a verdiğini, çok kişinin ona itaat ettiğini ve bundan sonra Ertuğrul’un Söğüt’ü kılıcıyla fethettiğini anlatır. Bundan kısa süre sonra Ertuğrul vefat etmiş ve yerine Osman geçmiştir.
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Farsça yazan 16. yüzyıl Osmanlı tarihçisi İdrisî Bitlisî’ye göre Ertuğrul, dört yüz kırk süvarinin başında, Karacadağ’dan inerek, Bursa yakınlarında, Gelibolu’ya gitmek üzere gemiye binmeyi bekleyen ve bizzat imparatorun kumanda ettiği Bizans ordusuna saldırıp onlara gücünü kabul ettirerek zafer kazanmıştır. Daha geç bir dönemde, Altınordu’dan gelen Aktav Tatarları da Bizanslıların hizmetinde çalışmış ve bu orduda görev yapmıştır.[83] Aktav Tatarlarından çok sonra Yıldırım Bayezid döneminde de bazı kaynakların bahsetmesi ilginçtir.[84]
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
İstanbul (Bizans) hükümdarı, Rumeli’de bulunan Ak-Tav Tatarlarını da yanına alarak Anadolu’ya geçer ve Bursa Yenişehir’inde karargâh kurar. Sultan Alaaddin de kuvvetlerini toplayarak onları karşılamak üzere harekete geçer. Sultan onu Ahtacı denen akıncı kuvvetlerine başbuğ yapar. Ertuğrul Gazi Ermeni-Derbendi’ne girerek düşmanlarla amansız bir mücadeleye tutuşur. Geceli gündüzlü üç gün süren savaşlardan sonra Ertuğrul Gazi galip gelir ve İstanbul hükümdarı da gemiye binerek kaçar. Ertuğrul Gazi onları İnegöl’e kadar takip eder ve pek çok ganimet aldıktan sonra Eskişehir’de Öyük mevkiinde olan sultanın yanına gelir. Sultan onun bu hizmetlerine karşılık olarak kendisine Söğütlü ve Saraycuk mahallelerini kışlak, Tomancı (Domaniç) Dağını’da yaylak olarak vermiştir.
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Yaşanan bir çok olay hakkında farklı ayrıntılar veren Neşrî Boğa-öyüğü denen yerede çok Tatar’ın kırıldığını ve Sultan Alaaddin’in Tatarların hayalarını kestirip derilerini diktirerek bundan bir gölgelik (sayebân) yapılmasını emrettiğini yazar. Buraya Taşak Yazusı dendiğini de ekler.

Bundan sonra Ertuğrul Karacahisar Kalesi’ni ele geçirip tekfurunu da esir alır. Kaleyi yağmalar. Ganimet malının beşte birini fetih müjdesiyle birlite sultana göndermek için ayırır ve kalanını savaşan gazilere dağıtır. (Pencik Kanunu) Ertuğrul gece gündüz 2 yıl, 3 ay, 4 gün gazâ yapar. Tatar Rum diyarına hakim olunca Selçuklu sultanlarının yalnızca adı kalır. Ertuğrul Söğüt diyarını yurt edinip Alaaddin Keykubad bin Feramürz bin Keykavus zamanına kadar o bölgede kalır.

Neşrî’nin anlatımına göre Bilecik’in fethiyle Karacahisar’ın ilk fethi arasında 70 yıl zaman farkı vardır. Sultan Alaaddin ölünce Karacahisar müslümanların elinden çıkar. Ertuğrul Söğüt’te yıllarca kalır. Selçuklu Devleti ayağa düşünce büyük sorumluluk üslenmek zorunda kalır. Onun Osman, Gündüz ve Saruyatı adında üç oğlu vardır. Bu oğullardan Osman bahadır bir kimse olduğundan çok sayıda yiğit onun yanında toplanmıştır. Büyük Han Gazân Mahmud Han, Rum’a gelince Selçuklu Mesud bir Keykavus ile Keykubad bin Feramürz bin Keykavus tahtlarında kalmışlardır. O zamanda Ertuğrul çok yaşlanmıştır. Ona ve oğullarına kafirler bile saygı göstermişlerdir.

Sultan I. Alaaddin Keykubad zamanından sonra Âl-i Selçuk’tan Rum’a melik olanlar Ertuğrul’u himaye ettiler. Ertuğrul gayet dindar biriydi, ünü herkesçe bilinirdi. Züht ve takvada zamanının en şöhretlilerindendi.

Ertuğrul, Neşrî’ye göre 93 yaşında ölmüş ve Söğüt’te gömülmüştür.
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Ertuğrul, Süleymanşah’ın oğludur ve bunlar Oğuz neslindendir. Selçuklu ailesine bağlı olan Oğuz ve Türkmenler Ermeniyye’den Ahlat’a gelmişler, Cengiz Han’ın ortaya çıkışına kadar 170 yıl orada kalmışlardır. Cengiz Han H.616/1219-1220’de Belh’e gelir. Bu Acem’de huzur bırakmayınca göçer evli 50.000 kişi reisleri Kaya Alp oğlu Süleymanşah ile beraber Rum diyarına gelirler. Rum’da hükümdar olan Alaaddin bin Keyhüsrev’in saltanatının ilk günleridir. Erzincan ve Erzurum bölgesinde birkaç yıl kaldıktan sonra hayvanları incinince Süleymanşah yine asıl vatanına dönmeye niyetlenerek Halep diyarından gitmeyi arzular. Caber suyu’na varıp geçmek için atını sürünce burada boğulur ve Caber Kalesi önünde Türk mezarı denen yerde gömülür. Göçerlerden bir kısmı orada kalır. Sonra Beriyye denen yere göçerler. Bunlara Şam Türkmeni denir. Kimisi yine Rum’a döner. Rum göçerleri denilenler bunlardır. Süleymanşah ölünce Sunkur Tekin, Gündoğdu, Ertuğrul ve Dündar adlı dört oğlu kalır. Göçerlerden bazıları bunlarla Sürmeliçukur ve Pasinovası denilen yere gelirler. Ertuğrul ve kardeşi Dündar 400 kadar göçer evle burada kalır. Diğer iki kardeş asıl vatanlarına dönerler. Ertuğrul bir süre burada kaldıktan sonra Ankara Karacadağ’a gelir. Oradan Sultan-öyüğü’ne göçer. Neşrî’nin bahsettiğine göre kendisi bu bilgileri Mevlana Ayas ve Orhan’ın rikabdarından işitmiş. Feridun Emecen müellifin bu durumu özellikle belirtmesini Neşrî’nin kendi döneminde dahi hanedanın menşeinin karanlık oluşuna ve bunu aşmak için müverrihimizin çeşitli kaynak ve mesned arayışına bağlar.

Ertuğrul ve beraberindekiler Neşrî’nin anlattığına göre Sultan Alaadin ile Tatarların savaşına denk gelirler. Ertuğrul’un yanındakiler galip gelen tarafında savaşa girmeleri gerektiğini, sayılarının az olduğunu söyleselerde Ertuğrul Gazi bunun mertlik olmadığını söyler ve yenilenin (Alaaddin) yanında savaşa girer. Bunun sonucunda Sultan Alaaddin savaşı kazanır ve Ertuğrul Gazi’ye hilat giydirerek onu ve yanındakileri ödüllendirir. Ertuğrul’a ayrıca Söğüt, Tomaliç (Domaniç) ve Ermeni Dağlarını verir. Karahisar o arada daha alınmamıştır. Karahisar ve Bilecik Sultana itaat etmişlerdir. Bu taraflar uc’tur. Ertuğrul Gazi’nin yiğitliği kısa sürede sultan tarafından fark edilir. O sıralarda Ertuğrul genç bir erdir. Söğüt’ü makam edinen Ertuğrul o sırada sahibün Karahisar’da Germiyan babası Alişar ve Çavdar adında bir Tatarın saldırılarına son verir. Etraf güven içinde olur.

Neşrî bu anlattıklarından başka rivayetlere de yer vererek sözlerine devam eder. Bazı tarihlere göre Moğollarun Irak ve Azerbaycan’ı istila etmelerinden sonra Ahlat’tan 340 hane ile Ankara Karacadağ’a gelen Osmanlıların reislerinin Kayık Alp olduğunu Karacadağ’da bir süre durduklarını daha sonra Çepni denen yere geldiklerini, Kayık Alp öldükten sonra yerine Sarkuk’un geçtiğini Kara-öyük’te ölen Sarkuk’un yerine de Gök Alp’ın geçtiğin ondan sonra gelen ve Şarabhane denilen yerde ölen Gök Alp’ın yerine Gündüz Alp’ın geçtiğini bölgenin kafir ucu olması nedeniyle onunda gazâ ile meşkul olduğunu anlatır. Gündüz Alp’ın Söğüt’te ölümü üzerine cesedi Saray Köyü’ne gömülmüştür. Onun yerine Ertuğrul geçmiştir.

Neşrî bir başka yerde Osman Gazi’nin bu Ertuğrul’un oğlu olmadığının onun babasının adının Süleymanşah olduğunun rivayet edildiğini anlatır. Devamında başka ayrıntılarda veren Neşrî Karahisar (ya da Karacahisar) kafirlerinin Ertuğrul Gazi’yi rahatsız ederek ona düşmanlığa başladıklarını Bunun üzerine Ertuğrul Gazi’nin kalkıp Sultan Alaaddin’e giderek onu gazâ yapmaya teşvik ettiğini, Kütahya’nın düşman elinde olduğu bu zamanda Sultan Alaaddin’in ordusuyla Karacahisar üzerine saldırdığını, kalenin güney tarafını da kuşatma işini Ertuğrul Gazi’ye verdiğini, onunda burada büyük başarılar kazanarak düşmanı bunalttığını, düşmanın bu sebeple barış istediğini, sultanın barışı kabul etmediğini, bu sırada Bancar Tatar’ın sözünü bozarak Ereğli’yi talan etmesi üzerine sultanın kale kuşatması işini Ertuğrul Gazi’ye bıraktığını anlatır.
Faik Eryaşar
Faik Eryaşaralıntı yaptıgeçen yıl
Neşrî’nin verdiği bilgilere göre Osmanlıların nesli Nuh (A.S.)’a çıkar.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)