Yaşam bilgeliği Üzerine Aforizmalar, Arthur Schopenhauer
Arthur Schopenhauer

Yaşam bilgeliği Üzerine Aforizmalar

Kitap eklendiğinde bana bildir
Bu kitabı okumak için Bookmate’e EPUB ya da FB2 dosyası yükleyin. Bir kitabı nasıl yüklerim?
Sabahat Süleymani
Sabahat Süleymanialıntı yaptı4 yıl önce
Kolay şey değildir mutluluk,
kendimizde bulmak çok zor,
başka yerde bulmak imkânsızdır
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptıgeçen yıl
Duyarlılığın anormal bir biçimde ağır basması, ruh halinin eşitsizliğine, periyodik olarak, bir aşırı neşeliliğe, bir melankolinin ağır basmasına yol açar. Dehanın koşulu da sinirsel gücün, yani duyarlılığın aşırılığı olduğu içindir ki, Aristoteles tüm seçkin ve üstün insanların melankolik olduklarına çok doğru bir biçimde dikkat çekmiştir: "Felsefede, politikada, edebiyatta, ya da sanatlarda olağanüstü olan tüm insanlar, melankoliktirler" (Probl., 30, I). Hiç kuşkusuz Cicero'nun sık sık alıntılanan, "Aristoteles, tüm dâhi insanların melankolik olduklarını söylüyor" (Tusc., I, 33) sözünde göz önünde bulundurduğu, bu cümledir. Burada dikkate alınan, doğuştan gelen, büyük temel ruh hali farklılığını Shakespeare çok hoş bir biçimde betimlemiştir:

Doğa, kendi zamanında, tuhaf adamlar yarattı:

Kimileri sürekli gözlerinin önüne bakan

Ve gayda çalan birine papağanlar gibi gülen;

Ve kimileri ekşi suratlı,

Gülümseyip de göstermezler ki dişlerini,

Şakanın gülmeye değer olduğuna

Yemin bile etse bilge kişi.
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptıgeçen yıl
Mutluluğumuz ve zevkimiz açısından, öznel olanın nesnel olandan kıyaslanamayacak ölçüde daha özsel olduğu, açlığın bütün yemekleri güzel göstermesinden ve ihtiyarları da gençleri de aynı ölçüde etkilemesinden dâhilerin ve azizlerin yaşamına dek, her yerde kanıtlanır
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptı2 yıl önce
Elbette genel olarak tüm zamanların bilgeleri hep aynı şeyi söylemişlerdir ve tüm zamanların budalaları, yani ezici çoğunluğu da, tam tersini yapmışlardır: Ve bu durum bundan sonra da sürecektir. Bu yüzden Voltaire diyor ki: "Bu dünyayı, tıpkı dünyaya geldiğimizde onu bulduğumuz gibi, aptal ve kötü bir biçimde terk edeceğiz."
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptı2 yıl önce
Böyle bir genç, dışsal olarak zengindi, ama içsel olarak yoksul bir biçimde dünyaya gelmişti ve dıştan gelen her şeyi almak isteyerek boş yere, içsel yoksulluğu dışsal zenginlikle ikame etmek istiyordu – tıpkı, genç kızların buğusuyla kuvvet kazanmaya çalışan yaşlı adamlar gibi. Sonunda içsel yoksulluk bir de dışsal yoksulluğa yol açmıştı.
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptı2 yıl önce
Ama asıl zenginlik yani büyük bolluk, bizim mutluluğumuza çok az katkıda bulunabilir; bu yüzden birçok zengin, asıl zihinsel donanıma, onları zihinsel uğraşa yetkin kılabilecek bilgilere ve dolayısıyla herhangi bir nesnel ilgiye sahip olmadıkları için kendilerini mutsuz hissederler
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptı2 yıl önce
zihinsel güçleri çok ağır basan ve bu güçleri gerektirmeyen çok kötü bir işi ya da fiziksel gücünün yetmediği bedensel bir işi yapmak uğruna, zihinsel güçlerini geliştiremeden, kullanamadan olduğu gibi bırakmak zorunda kalan biri daha da mutsuz olacaktır
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptı2 yıl önce
Bedensel ve zihinsel üstünlükler yavaş yavaş zamana yenilirler, ancak ahlaki karaktere zaman bile dokunamaz
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptı2 yıl önce
Sokrates, satılmak için sergilenen lüks mallara bakarak, "Gereksinmediğim ne çok şey var" demişti.
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptı2 yıl önce
İyi, ılımlı, yumuşak bir karakter kısıtlı koşullarda hoşnut olabilir; öte yandan, hırslı, kıskanç ve kötü biri tüm zenginliğe karşın hoşnut değildir. Ama ancak, sürekli sıradışı, zihinsel açıdan olağanüstü bir bireyselliğin tadına varan bir kimse için, genel olarak ulaşılmaya çalışılan hazlar bütünüyle gereksizdirler, hatta sadece rahatsızlık verici ve usandırıcıdırlar.
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptı2 yıl önce
İç dünyası zengin insan tamamen yalnızken, kendi
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptı2 yıl önce
dünyası zengin insan tamamen yalnızken, kendi düşünceleriyle ve hayalleriyle eşsiz bir eğlence bulur; öte yandan, ruhsuz biri sürekli dernekten derneğe, oyundan oyuna, yolculuktan yolculuğa ve şenlikten şenliğe koşsa bile, can sıkıntısından kurtulamaz.
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptı2 yıl önce
Eksiksiz bir sağlıktan ve kusursuz bir bedenden kaynaklanan sakin ve neşeli bir mizaç; duru, canlı, nüfuz edici ve doğru kavrayan bir zekâ; ılımlı, yumuşak bir istenç ve bunlara uygun olarak, iyi bir vicdan: bunlar, yerini hiçbir rütbenin ya da zenginliğin dolduramayacağı üstünlüklerdir.
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptı2 yıl önce
dünyası zengin olan bir kişi yazgıdan çok şey beklemez; buna karşılık bir aptal, sonuna dek bir aptal olarak, bir hödük olarak kalır; isterse kendisi cennette, etrafı hurilerle çevrili olsun
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptı2 yıl önce
Özellikle zihinsel gücünün sınırları, yüksek bir hazzı alma yeteneğini sonsuza dek belirlemiştir. Bu sınırlar darsa, dışarıdan gelen tüm çabalar, insanların ve şansın onun için tüm yaptıkları, o kişiyi sıradan, yarı hayvansı insani mutluluğun ve hoşnutluğun ötesine geçiremezler: O kişi duyusal zevklere, rahat ve keyifli aile yaşamına, düşük bir dost canlılığına ve kaba saba bir zaman öldürmeye bağlı kalır
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptı2 yıl önce
sersem bilincinde yansıyan tüm görkem ve hazlar, rahatsız bir hapishanede Don Kişot'u yazan Cervantes'in bilinci karşısında çok yoksuldurlar
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptı2 yıl önce
herkes tıpkı kendi derisinin içinde olduğu gibi, kendi bilincinin içindedir ve dolaysız olarak ancak kendi bilincinin içinde yaşar: Bu yüzden dışarıdan pek de yardım edilemez ona. Sahnede biri prensi, bir başkası danışmanı, bir üçüncüsü hizmetçiyi ya da askeri ya da generali vb. oynar. Ama bu farklılıklar yalnızca dış görünüştedir: İç dünyada böyle bir görünüşün çekirdeğinde, herkeste aynı şey yatar: Eza ve cefa içinde yoksul bir komedyen. Yaşamda da böyledir. Rütbe ve zenginlik farklılıkları herkese oynayacağı rolü gösterirler; ama bunlara asla içsel mutluluk ve hoşnutluk farklılıkları karşılık düşmez; burada da, herkesin içinde aynı zavallı saf adam vardır; elbette malzemesi herkeste farklı olan ama biçimi, yani asıl özü gereği herkeste hemen hemen aynı olan eza ve cefa içinde; derece farklılıkları bulunsa da, bunlar asla rütbeye ve zenginliğe, yani role göre ortaya çıkmazlar. Çünkü insan için var olan ve olup biten her şey, her zaman dolaysızca onun bilincinde vardır ve orada olup biter; bu yüzden önce önemli olan, açıkça bilincin niteliğidir, ve çoğu durumda, içinde ortaya çıkan biçimlerden çok, bu niteliğin kendisi söz konusudur. Aptal
ramazan sıvacıoğlu
ramazan sıvacıoğlualıntı yaptı2 yıl önce
sıcakkanlı birinin yalnızca ilginç bir çatışma ve ağırkanlı birinin de önemsiz bir olay bulduğu yerde, melankolik biri bir trajedi sahnesi görür. Bunun nedeni, her gerçekliğin, yani doldurulmuş her şimdiki anın özne ve nesne olmak üzere iki yarıdan oluşmasıdır; bu ikisi oksijen ve hidrojenin suda birleşmeleri gibi zorunlu ve sıkı bir bağ içinde olsalar da.
Mesut Şimşek
Mesut Şimşekalıntı yaptı3 yıl önce
Çünkü bir kimse kendinde ne çok şeye sahipse, dışarıdan o denli az şeye gereksinir ve ötekiler de o denli az onun olabilirler.
Sevinc Abbaszadə
Sevinc Abbaszadəalıntı yaptı4 yıl önce
huzurumuz daha çok, büyük bir mülke sahip olmanın neden olduğu sayısız ve kaçınılmaz sorun yüzünden bozulur. Yine de insanlar zenginlik elde etmek için zihinsel donanım elde etmek için, uğraştıklarından bin kat daha çok uğraşırlar; oysa insanın mutluluğu üzerinde ne olduğunun, neye sahip olduğundan kesinlikle daha çok katkısı vardır.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)