İsmail Hakkı Bursevi

Ruhu'l Beyan – Cilt 23

Kitap eklendiğinde bana bildir
Bu kitabı okumak için Bookmate’e EPUB ya da FB2 dosyası yükleyin. Bir kitabı nasıl yüklerim?
    D.alıntı yaptı2 yıl önce
    hem de katmaktadır. Her iki âyet muhatapları hayrete düşürmeyi ve kıyamet gününün şanının yüceltmeyi amaçlamaktadır. Burada “cezâ günü” ifâdesinin yerine zamir getirmek mümkün iken açık olarak isminin getirilmesi o günün korkunçluğunu ve fecâatini pekiştirmek içindir.
    D.alıntı yaptı2 yıl önce
    gerekirse şöyle deriz: Ceza gününün ne olduğunu sana bildiren hangi şeydir? Yani hangi acayip şeydir o ki, o günün korkunçluğunu ve fecâatini sana bildirmiştir? Bir başka ifâdeyle; şu ana kadar hiç kimse o günün nasıl bir gün olacağını sana bildirmiş değildir. Çünkü o gün yaratıkların kavrama kapasitelerinin içinde bir gün değildir. Şu halde onlar o günü hangi biçimde kafalarında canlandırıyorlar? Bugün bütün onların canlandırdıkları biçimin üzerinde hem de kat kat üzerindedir.

    18. Evet. Ceza gününü sana bildiren nedir?

    Bu son ifâde, tekrar ve pekiştirme amacıyla, rütbe itibariyle aşağıdan yukarıya doğru bir çıkış ve yükselme ifâde eden “sümme” kelimesiyle sağlanmıştır. Bu tekrar hem pekiştirme ve
    D.alıntı yaptı2 yıl önce
    17. Ceza gününü sana bildiren nedir?

    Bu âyetteki hitab, aklı eren ve kavrama gücü olan herkese yöneliktir. Aslında “mâ” soru edatı ile herhangi bir şeyin hakikati ve bir ismin açıklanması istenilir; ama burada bir vasıfın açıklanması istenmektedir. Buna göre âyete mânâ vermek
    D.alıntı yaptı2 yıl önce
    19. İlliyyûn nedir, bilir misin?

    Yani illiyyûn, insanlığın kavrama sınırlarının dışındadır.
    D.alıntı yaptı2 yıl önce
    Rivâyete göre melekler kulun amelini alarak semaya yükselirler. Allah Teâlâ’nın kendi saltanatında dilemiş olduğu noktaya vardıklarında Cenab-ı Hak onlara: “Sizler benim kulumun hafaza meleklerisiniz. Ben de onun kalbinde olanı gözetleyenim. Kulum amelinde ihlaslı olmuştur, onun amelini İlliyyûn’a koyun. Ben onu bağışladım” buyurur. Bu melekler, kulun ameliyle göğe yükseldiklerinde o kulu tezkiye eder, temize çıkarırlar. Onlar Allah’ın dilediği noktaya ulaştıklarında onlara şöyle buyurur: “Sizler benim kuluma muhafız meleklersiniz. Bense onun kalbini gözetleyenim. Bu kulum amelinde ihlaslı davranmamıştır onun amelini Siccîn’e koyunuz” buyurur.[51] Bu hadiste hafaza meleklerinin -Allah’ın bildirmesi olmadıkça- ihlas ve riya gibi şeyleri bilemeyeceklerine işâret vardır.
    D.alıntı yaptı2 yıl önce
    Âyette “kitap” kelimesinin “yazılmış ameller” şeklinde tefsir edilmesi, bu kelimenin ifâdede mukadder bir muzafa masdar olması kabulüne göredir. İlliyyûn’dan maksad ise iyilerin amellerinin tümünü içinde toplayan divan demektir. Şu halde illiyyûn, insan ve cin âlemi olmak üzere her iki âlemin sâlih kişilerinin ve meleklerin işledikleri amellerin yazılmış olduğu hayır defteri anlamında özel bir isimdir. Kelime “illiyyun” kelimesinin çoğulu olup mubalağa ifâde eder. Söz konusu deftere illiyyûn denilmesi, defterin ya Cennette en yüce derecelere yükselmesi sebebiyledir. Ya da kerrubiyyûnun sâkin olduğu yedinci semaya -kendisine bir şeref vermek ve ta’zim etmek için- yükseltilmiş olmasından dolayıdır.
    D.alıntı yaptı2 yıl önce
    “Hayır!” Bu ifâde, zecr/caydırmanın ardından bir caydırma daha getirdikten sonra red’/sakındırmanın ardından ikinci bir sakındırma ve red içindir. “İyilerin kitabı” yâni onların yazılmış amelleri “İlliyyunda’dır.”
    D.alıntı yaptı2 yıl önce
    yaprağı üzerine sol elin kalemiyle yazılmıştır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.) bu anlamı destekleyen şöyle bir ifâde kullanmıştır: “Saîd olan kimse daha anasının karnında iken saiddir. Şakî olan ise yine daha anasının karnında iken şakîdir.” [48]

    8. Siccîn nedir, bilir misin?

    Bu ifâde siccîn’in korkunçluğunu dile getirmek için gelmiştir. Yani hiç kimse onun nasıl bir şey olduğunu kavrayamaz.
    D.alıntı yaptı2 yıl önce
    zelil kılmak ve tahkir etmek içindir. Bu amel defterini orada -mukarreb meleklerin iyilerin amel defterini müşâhede ettikleri gibi- kovulmuş şeytanlar seyrederler.

    Bir başka görüşe göre “siccîn” kelimesi, ism-i mef’ûl olan “mescûn” kelimesinin mubalağasıdır. Buna göre âyetin mânâsı şöyledir: Ölçü ve tartıyı eksik tutanlar da dâhil olmak üzere fâcirlerin kitapları/amellerinin yazılı olduğu liste veya amellerinin yazıya geçirilmesi o tedvin edilmiş, düzenlenmiş kitaptadır. O kitapta zikri geçen kimselerin çirkin amelleri mevcuddur.

    et-Te’vilatu’n-Necmiyye’de bu âyete şöyle mânâ veriliyor: Onların fıtrî istidâd kitapları, fısk ve fücûr üzere yaratılmış tabiatlarının siccîn divanındadır. Onların bu alın sayfalarının
    D.alıntı yaptı2 yıl önce
    kelimesini, “kitâbet/yazmak” anlamında olduğu gibi bırakmak da mümkündür. “Le fî” kelimesinin içindeki lam harfi te’kid ifâde etmek üzere getirilmiştir.

    “Siccîn” kelimesi büyük bir kitabın özel adıdır. Bu kitap şeytan, kâfir ve fâsıkların amellerinin içerisine yazılmış olduğu şer dîvanıdır. Kelime gayr-ı munsarıf değildir; çünkü sâdece bir sebeb mevcuddur o da marife olmasıdır. Siccîn kelimesi “sicn” kelimesinin “faîl” kalıbında ifâdesidir ve anlamı; ism-i fâilin mubalağası olarak “hapseden” demektir. Buna karşılık siccîn kelimesini “matruh/atılmış” şeklinde anlamak da mümkündür. Nitekim siccîn yerin yedi kat dibinde kapkaranlık ve vahşi bir mekanda, İblis ve neslinin mekanı bir yerdir. İşte yukarda zikredilen kimselerin amel defterlerinin buraya atılması onları
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)