Yüzelli Yaşındaki Adam, Halit Fuat Beşik
Kitaplar
Halit Fuat Beşik

Yüzelli Yaşındaki Adam

Oku
280 yazdırılmış sayfalar
Hep açık sözlü olmaktan yanayım. Bir gün bu felaket asrının acılı ve şaşkın insanı haline geleceğimi hiç düşünmemiştim. Eğlencenin sonsuza kadar süreceğini sanmıştım. Ama şu anda öyle düşünmüyorum. Evet yaşamak! Gerçeklerle yaşamak gerek, yalanları değil…

Dün unuttuğumu sandığım bir sızı yokladı beynimi. Evet, başımdan geçen o yalancı aşkları, aldatmalarımı içimden birer birer hatırlayıp saymaya çalıştım. Kader ne çok ilk acılardan yaşatmıştı bu son yıllarda bana! Hayatta o kadar acı çektim ki, yaşımın henüz kırk olmasına rağmen kendimi, yüz elli yıl kadar yaşamış ve bir o kadar da kendimi yaşlı hissediyorum…

Aslına bakarsanız ama ben hiç yaşamadım ki! Nasıl olur da ben bu genç yaşta kendimi yüz elli yıl yaşamış gibi yorgun ve ihtiyar hissediyorum böyle? Hayatımın en güzel yıllarını yaşamam gerekirken ne yazık ki, içimdeki aynanın üzerine kara bir örtü örtülmüştü. Ömrüm boyunca inanılmaz iniş ve çıkışlar yaşadım. İnsanın yaşamı ne garip olaylara gebeymiş meğer! Keşke! Keşke… İstiyorum ki, gözlerimi kapayıp derin uykuya dalayım. Yada birileri beni öldürseydi de, birilerinin elinde kalsaydım. Çekilseydim keşke şu dünya sahnesinden ve perde tamamen kapansaydı! Bir an evvel sevdiklerimin yanına gitseydim…

Son yıllarda aşkı tutkuyu, ihaneti, kıskançlığı, korkuyu o kadar yüksek dozda yaşamıştım ki, kırklı yılların başında, kendimi yüz elli yaşında gibi hissetmek, gibi bir şeydi bu! Bu yaşananlar filmlerde, dizilerde olurdu ancak, diye zannederdim. Ama benim hayatımda da olmuştu işte…

Pek öyle ahım şahım bir adam olmasam bile, gene de yakışıklı, sportmen bir iş adamı sayılırdım ve özgürlüğüm bu sayede hiç bir sınır tanımıyordu. Genç yaşımda ne paraya bağımlıydım, nede mutsuz bir yaşama! İstediğim her şeyi yapabiliyordum.

O zamanlar, çok genç olduğum için her türlü hayat mücadelesine hiç taviz vermeden katılıyordum ve şeytandan bile korkmaz bir halim vardı. En azından işlerim fevkalade yolunda ve iyi gidiyordu…

Kendimden başka hiç kimseyi önemsemiyordum! Ölüm veya onun eş anlamlısı ayrılık korkusu falan nedir hiç yaşamamıştım ve bilmezdim pek. Pek çok keyifli mücadeleden sonra ve okul yıllarımın arkasından, hayatımda en ufak bir leke olmadan evlendim…

Yaşamımda o zamanlar her şey o kadar kolaydı ki, anlatamam! Çocukluğumun ilk seneleri, okul yıllarım, ailemin koruması altında oldukça güzel geçmişti. Evliliğimin ilk yıllarında da, işlerim fevkalade yolundaydı. Bu evliliğimden bir oğlum Alihan ve arkasından da kızım Ceren dünyaya gelmişti…

Nasıl oldu bilmiyorum, zenginleştikçe, güçlendikçe evli olmama rağmen son zamanlarda müthiş bir çapkınlık krizine düşmüştüm. İçkili bir eğlencenin gecesinde ilk adımı attım. Birlikte iş yaptığımız Bursalı bir ipek kumaş üreten firmanın sahibesiyle içkili bir gece yemeğinden dönerken dekolte ipek elbisesinin askıları omzundan düşmüştü. Soy adı gibi yeşil ipek giysileri daha da çıldırtıyordu beni! Göğüsleri neredeyse dışarı fırlamak üzereydi. Sarhoş bir kadını otel odasına bırakırken tam bir gece çapkını gibi onun yatağına girmiştim. Bu genç evli bayanla her hafta aynı otelde birlikte olmaya başlamıştık…

Halbuki ben zengin olmadan ve evlenmeden önce hiç de böyle değildim. Bekarken bile hiçbir kadın beni kolay elde edemiyordu. Şimdi ne olmuştu bana? Kendime şaşıyor ve hayret ediyorum, nedense evlendikten sonra kadın konusunda doyumsuz bir adam olmuştum. Ve peş peşe gelen hatalar zincirleriyle işimi ve aile yaşamımı iyice bir felç etmiştim. Bekar yaşarken bile bundan daha edepli bir yaşantım vardı. Diğer yandan evli olmama rağmen, korumam altında olması gereken ve iş arkadaşım olan oldukça hoş bir bayanla da birliktelik yaşıyordum. Günübirlik yaşadığım maceralar ise, daha da iğrenç bir şeydi…

Öylesine maddi bir zenginlik yaşıyordum ki, hiçbir krize sürükleneceğimi düşünmeden, asrımızdaki zenginlerine mahsus bir şekilde bolluk ve lüks içinde yaşayıp gitmeye başlamıştım. Uysal, sabırlı, merhametli, mütevazı, insanca yaşamam gerekirken ben, Firavun gibi kibirlenip yüreğimi küstahça hareketlere kaptırmıştım…

YAZAR HAKKINDA:

1952 yılında Fatsa'da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Fatsa'da, üniversite öğrenimini ise İstanbul'da tamamladı. Kapalı çarşıda ticaret hayatına atıldı. Bu arada dünyanın pek çok ülkesini gezme fırsatı buldu. Önceleri rezaletten kaçmayan ve “Hep ben” mantığıyla maceralı bir hayat yaşadı. Okumayı ve not almayı çok sevdiği için pek çok kitap ve notlara sahiptir. Yazmak konusuna otuz yıllık bir emek vermesine rağmen, bu konuda daha pek çok şey yapması gerektiğine inanıyor. 2003 yılında «Talan Mevsiminde Adam gibi yaşamak.” 2010 yılında, ”Sokrates’in İsyanı.” Ve son olarak ta, Haçlılar Çanakkale’de.” adlı kitapları yayınlanmıştır.

İnanç, Adalet, İnsan sevgisi ve Kuran ahlakına dayalı o muhteşem denge içinde eserler vermeye çalışıyor. Şu anda sizler için değişik konularda pek çok kitaplar daha hazırlamaktadır. Gerçek eserlerini bundan sonra sunacağına inanıyor…
İzlenim
Kitaplığıma ekle
Oku
0Kitap rafları
0İzlenimler
0Alıntılar

İzlenimler

👍
👎
💧
🐼
💤
💩
💀
🙈
🔮
💡
🎯
💞
🌴
🚀
😄

Kitabı ne kadar sevdiniz?

Giriş yap veya Kaydol
bookmate icon
Tek ücret. Yığınla kitap.
Sadece bir kitabı değil bütün bir kütüphaneyi satın alırsınız… hem de aynı fiyata!
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)