Kitaplar
Kolektif

İslam Tarihi ve Medeniyeti 3 – Emevîler

    b2851253356alıntı yaptıgeçen yıl
    • Emevîler döneminde İslâm devleti en geniş sınırlarına ulaşmıştır. Bu dönemde ülke, devlet merkezi olan Suriye ve civarı dışında, valileri halife tarafından tayin edilen beş büyük eyalete ayrılmıştır. Eyalet valisi, kendisine bağlı şehirlerin valilerini bizzat tayin hakkına sahip bulunuyordu. Bu eyaletler, merkezi Medine şehri olup Arabistan’ın tamamını içine alan Hicâz; merkezi Kûfe olan Basra, Uman, Bahreyn, Kirman, Sicistan, Horasan ve Maverâünnehir bölgelerini içine alan Irak; İrminiyye, Azerbaycan ve Anadolu’nun Müslümanların elinde olan kısımlarını içine alan el-Cezîre ve İfrîkıyye ile Endülüs’ün bağlı olduğu Mısır idi.
    b2851253356alıntı yaptıgeçen yıl
    • Emevîler döneminde muhalif grupların devlete karşı tutumları sonucunda farklı mezhepler ve ekoller ortaya çıkmıştır. Kerbela Olayı sonrasında Şîa, Hz. Ali döneminde alt yapısı oluşan ancak Emevîler döneminde artık iyice güçlenen ve sistemleşen Hâricîlik, yine devletin politikalarına karşı çıkan Mu’tezile, Emevîlerin yaptıkları konusunda yorum yapmak yerine işi Allah’a havale eden Mürcie, Emevîlerin yaptıklarından dolayı sorumlu tutulamayacağını savunan Cebriye mezheplerini bu bağlamda sayabiliriz.
    b2851253356alıntı yaptıgeçen yıl
    Örneğin Mervân b. Muhammed’in annesi Kürt asıllı cariye Lübabe idi.
    b2851253356alıntı yaptıgeçen yıl
    Emevîler döneminin ekonomik hayatının en önemli olaylarından biri hiç şüphesiz Abdülmelik b. Mervân tarafından ilk İslâm parasının basılmasıdır. Onun dönemine kadar ülkede Bizans dinarı ile İran dirhemi kullanılıyordu. Böylelikle Abdülmelik ülkesini Bizans parasına bağımlılıktan kurtarmıştır.
    b2851253356alıntı yaptıgeçen yıl
    Emevîler döneminde en çok fetih hareketleri, iç karışıklık ve isyanların olmadığı Velîd b. Abdülmelik döneminde gerçekleşmiştir. Kara seferlerinin dışında ayrıca deniz seferleri gerçekleştirilmiştir.
    b2851253356alıntı yaptıgeçen yıl
    Sonuç olarak, Emevî Devleti’nin yıkılış nedenlerini kısaca şöyle özetleyebiliriz: Emevî Devleti’nin İslâmî değerlerden uzaklaşması sonucunda kabile asabiyetine bağlı kalması, birbirini takip eden birçok nedeni beraberinde getirdi. Kabile asabiyeti, Arap asabiyetini; bu da mevâlî üzerine tahakküm, istibdâd ve zulmetmeyi beraberinde getirdi. Emevî ailesinin yine iktidar hırsı yüzünden bölünmeleri, devlete karşı olan grupların sürekli isyanlarına, isyanlar da devletin yıkılmasına neden oldu.[2783] Görüldüğü gibi, devletin yıkılmasını tek bir nedene bağlamak yerine belirtilen nedenlerin tamamına bağlamak -sanırım- daha doğru olacaktır.
    b2851253356alıntı yaptıgeçen yıl
    Şîa’nın başarısızlıkla gerçekleştirdiği isyan hareketlerinden Abbâsîler kendilerine ders çıkardılar. Dolayısıyla devleti yıkmak için planlı ve örgütlü ihtilal hareketini başlattılar.
    b2851253356alıntı yaptıgeçen yıl
    Bunda muhtemelen amca çocukları olan Alioğullarının hazırlıksız, plansız ve düzensiz muhalefetlerini çok iyi okuduklarını söyleyebiliriz.
    b2851253356alıntı yaptıgeçen yıl
    Süleyman’dan sonra halife olan Ömer b. Abdülaziz‘in hilafet dönemi (99-101/717-720) Emevîlerin en önemli dönemlerinden birisidir. Emevî Devleti iki buçuk yıl kadar süren bu devirde bir barış dönemi yaşadı. Ömer b. Abdülaziz, Râşid Halifeler dönemindeki nizam ve idarenin prensiplerini uygulamaya çalıştı. Sâlih ve dindar bir halife olan Ömer b. Abdülaziz’e “II. Ömer” ve “Beşinci Râşid Halife” de denilir. II. Ömer, bitkin durumda olan ordunun İstanbul kuşatmasını kaldırdı. Hazarlarla mücadeleye girişti ve onları yenmeyi başardı. Ancak Ömer b. Abdülaziz, İslâm’ı fetihlerle değil sulh yoluyla yaymayı düşündüğü için onun zamanında fetih olayları genellikle durmuştur. O, herkesten gücü nispetinde vergi aldı, adaletli davranmayan valilerini değiştirdi. İslâm dinini kabul edenlerden cizyeyi kaldırdı. İsraftan ve gereksiz harcamalardan kaçındı.[
    b2851253356alıntı yaptıgeçen yıl
    Abdülmelik’ten sonra halife olan Velîd b. Abdülmelik dönemi (86-96/705-715) Emevî tarihinin altın çağı ve zirvesi olarak değerlendirilir. Bu zirve dönemini Abdülmelik’in halifeliği ile başlatan tarihçiler de vardır. Babasından her bakımdan kuvvetli ve istikrarlı bir devlet devralan Velîd, başta Irak umumi valisi Haccâc olmak üzere bu başarıda payları olan valileri görevlerinde bıraktı. Onların tecrübelerinden faydalandı ve İslâm tarihinin ikinci büyük fetih harekâtını başlattı. Velîd döneminde devletin sınırları Orta Asya ve İspanya‘da genişledi. İçeride bir refah devleti oluşturulmaya çalışıldı. Bu dönemde kurumlar, kültürel hayat ve sanat gelişme gösterdi. Velîd döneminde Emevî Devleti en güçlü konumuna ulaşmıştı. Mûsâ b. Nusayr ve Târık b. Ziyâd‘ın üstün gayretleriyle İspanya (Endülüs) fethedildi (92/711).[93] Kuteybe b. Müslim‘in faaliyetleri sonucu Mâverrâünnehir bölgesinde Beykent, Buhara, Semerkant, Fergana Emevîlerin eline geçti. Muhammed b. Kâsım da Sind bölgesinde fetih hareketlerinde bulundu. Bu fetihler sayesinde ülkenin sınırları Türkistan‘dan Fransa içlerine, Anadolu‘dan Hindistan sınırlarına kadar genişlemişti. Emevî Devleti, onun zamanında askeri gücünün zirvesinde bulunuyordu. Müslümanlar dünya hâkimiyetine doğru önemli bir mesafe kat etmişti. Bu dönemde gerçekleştirilen fetihlerle İslâm tarihi boyunca Müslümanların hâkim oldukları en geniş coğrafyaya ulaşılmıştır.
    b2851253356alıntı yaptıgeçen yıl
    İç istikrar sağlandıktan sonra uzun süredir durmuş olan fetih hareketleri yeniden başladı. Bizans üzerine ve İstanbul‘a seferler düzenlendi. Horasan, Maverâünnehir, Sind ve Kuzey Afrika bölgelerine çeşitli akınlar yapıldı. 49 (669) yılında kara ve deniz kuvvetleri ilk İstanbul kuşatmasını gerçekleştirildi. Rodos ve diğer bazı adalar fethedildi. Doğuda Horasan’ın bir kısmı, Toharistan ve Kuhistan zaptedildi. Ceyhun‘u geçen birlikler Buhara ve Semerkant‘ı ele geçirdiler. Muâviye, kendisine samimi bir şekilde bağlı olan Sûriye ordusunun gayretleriyle birçok yeni bölge fethetti
    b2851253356alıntı yaptıgeçen yıl
    Devletin kuruluş yıllarında Amr b. el-Âs‘ı Mısır, Muğîre b. Şu’be‘yi Kûfe, Ziyâd b. Ebîh‘i Basra valiliğine tayin ederek iç huzuru sağlamaya çalıştı. Muâviye ile birlikte saydığımız bu kişiler tarihte “Duhâtu’l-Arab“ (Arap dâhîleri) olarak anılmaktadır. Muâviye, becerikli valilerinin aldığı sert önlemlerle ülkede bozulan asayişi yeniden sağladı.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)