Güvenli Bağlanma, Adem Güneş
Kitaplar
Adem Güneş

Güvenli Bağlanma

Oku
rabia
rabiaalıntı yaptı9 ay önce
Çocuklar sütten kesilirken anne-çocuk bağına zarar vermemek için kademeli bırakma yöntemi tercih edilmelidir. İzlenmesi gereken yol ise şöyledir; öncelikle anne hangi periyotta emzirdiğine bakmalı, gece ve gündüz diye zaman dilimlerini ikiye ayırmalıdır. Gündüz emzirme sıklığı ne ise önce bunu yarı yarıya azaltmalıdır. Ancak çocuk her zamanki süt içme saati geldiğinde anneye yönelir, ağlar, süt ister. Anne bu esnada evladına göğsünü değil kendisini vermelidir. Çocuğuyla yakın temas içinde olmalı, onunla bütünleşmeli, kaygılanmamalı, doğal şekilde “Süt gelsin ondan sonra vereyim” diyerek sonraki emme saatini çocuğa hatırlatmalıdır. Söz verdiği vakit geldiğinde çocuk istemese, aklına gelmese dahi anne “Gel oğlum/kızım artık süt geldi, içebilirsin” diyerek çocuğun güven duygusunu artırmalıdır.

Bir hafta böyle devam ettikten sonra ikinci hafta emzirme aralıkları iki saat daha artırılmalıdır. (Bağlanma konusunda çocukta sorun varsa ya da geçmiş dönemde yaşanmış ciddi problemler mevcutsa süt verme aralıkları üç saat de yapılabilir) Yedi günün ardından emme aralıklarına iki saat daha eklenmelidir. Zamanla çocuk bir sabah bir de akşam yatarken anne sütü alacak duruma gelir. Bu periyoda çocuk alışınca sabahki emzirme saati de bırakılmalıdır.
rabia
rabiaalıntı yaptı9 ay önce
Kimi bebekler 1-2 haftada kimileri de 3-4 haftada anne sütünü bırakır. Zaman diliminin farklılığı emzirme döneminde annenin çocuğuna kendisini ne kadar verebildiğiyle alakalıdır. Unutulmamalıdır ki otuz ayı doldurduğu hâlde anne sütü içmeye devam eden çocuk artık annesinden ne güven alıyor ne de besin ihtiyacını karşılıyordur. Onunki sadece alışkanlıktır.
rabia
rabiaalıntı yaptı9 ay önce
Çocuk iki yıl boyunca bağlandığı anne göğsünden tiksindirilerek koparılmamalı, ona ayrılık travması yaşatılmamalıdır. Aksi hâlde çocukta agresiflik, huzursuzluk, güvensizlik oluşur, anneyle kurulmuş güven bağı zarar görür.
Hâlbuki sütten kesme süreci oldukça kolay atlatılabilir. Zira bu aşamada annelerin en büyük yardımcısı zaten çocuğun kendisidir. Daha önce de bahsettiğimiz gibi yirmi dördüncü ayın sonunda emme refleksi yavaş yavaş kaybolur. Çocuk ise tam tersine anneyi daha çok emmek ister. Çünkü artık doymuyordur, kendi gücüyle anne sütünü almaya çalışırken de çok yorulur ve sinirlenir. Anne buradaki sinyali iyi algılamalı, artık emzirme dönemini sonlandırması gerektiğini bilmelidir.
rabia
rabiaalıntı yaptı9 ay önce
Sütten kesme, yataktan ayrılma ve tuvalet alışkanlığı edindirmenin bir sırası vardır. Bu üçleme, önce sütten kesme ile başlamalıdır. Zira çocuk sütten kesilirken kendini emniyetsiz hisseder. İki yıl boyunca açlık ihtiyacını giderdiği kaynaktan ayrılmak zordur. Birçok anne, çocuğunun özellikle son dönemlerdeki emme yoğunluğuna bakarak “Benden nasıl ayrılacak?” diye kaygıya kapılır. Bu tedirginlik zaman zaman anneleri yanlış yollara sevk eder. Bazıları sütten kesmek için çocuğu terk eder ya da göğsüne pamuk koyup salça sürer.
rabia
rabiaalıntı yaptı9 ay önce
Yaklaşık iki yaş döneminden sonra ebeveynler çocuklarının bazı alışkanlıkları edinmesinde rol oynamak zorundadır. Bunlar tuvalet alışkanlığı kazanma, yataktan ayırma ve sütten kesmedir. Birçok anne için tüm bu süreçler oldukça zor ve kaygı vericidir. Hele de ilk çocuklarda. Oysaki iki yıl boyunca anneyle yatmış, güvenle bağlanabilmiş bebekler bu alışkanlıkları daha kolay kazanır. Çünkü bağlanma çocukta güven duygusu oluşturur. Güven duygusu ise çocukta bu değişiklikleri gerçekleştirmeyi kolaylaştırır, ebeveynin tesir gücünü artırır.
rabia
rabiaalıntı yaptı9 ay önce
Bağlanma süreci bazı çocuklarda on sekiz ayda, bazılarında da iki buçuk yılda tamamlanır. Bu sürenin uzaması veya kısalması bebeğin annenin duygularına erişebilme kolaylığına bağlı olarak değişir. Kendini kaygısızca bebeğine bırakabilen, emzirme sürecini keyifle geçirmiş, aynı yatakta ten tene olmanın avantajını yaşamış, ihtiyaçları koşulsuz karşılanmış bebeklerin ayrılma süreci daha erken başlar. Güvenli bağlanma adım adım gerçekleştiği gibi güvenli ayrılma da yaklaşık on sekiz aylık bir zaman dilimini kapsar. Güven duygusu oluşmuş çocuklar bu dönemde kaygılanmaz, ayrılmamak için direnç göstermez. İki yaşından sonra anneden kopamama ruhsal doyuma erişememenin önemli bir işaretidir. Duygusal yoksunluk yaşayan çocuklar kaygılıdır, kaygılı çocuklar ise annelerinden ayrılamaz.
rabia
rabiaalıntı yaptı9 ay önce
Ancak iki buçuk-üç yaşından sonra babayla çocuk adım adım birbirine bağlanır. Ondan önce çocuğu babaya bağlamaya çalışmak ya da bu konuda tazyikte bulunmak duyguları hazır olmayan babayı zorlamaktır. Bu tutum ise iki tarafı birbirinden uzaklaştırır.
Erkeklerin çocuklarına yakınlaşması, onlarla bağ kurması için içlerinde bazı duyguların uyanması gerekir. Bunu da ancak çocuk yapar. Mesela bebeğin şirinliği, tatlılığı, masumiyeti babalık duygusunun uyanması için yeterli değildir. Her şey çocuğun ona tebessüm etmesi, “babacımmm” demesi, işten geldiğinde sevinmesi, akşamları boynuna atlayıp öpmesi, oyun oynayacağı zaman elindeki topu götürüp ona vermesi ya da bazı ihtiyaçlarını babasının karşılamasını istemesiyle başlar.
rabia
rabiaalıntı yaptı9 ay önce
Özellikle alt temizleme anneyle bebeği birbirine bağlayan unsurlardandır. Baba bu işi (çok zaruri durumlar hariç) yapmamalıdır. Ama anneyi rahatlatmak, dinlendirmek ya da kendisine vakit ayırmasını sağlamak maksadıyla haftada bir bebeği uyutabilir, dışarıda vakit geçirirken çocuğu gezdirip oynatabilir. Ama bunların hiçbiri alışkanlığa dönüşmemelidir. Yanlış anlaşılmasın; baba çocuğun yaşamı içerisinde mutlaka kendisini var etmeli, iletişim köprüsünü kurmalıdır. Ancak ilk iki yıl çocuğun duygusal gelişimi anneyledir.
rabia
rabiaalıntı yaptı9 ay önce
Sebep ne olursa olsun, kocasıyla problemli kadınlar kendisini çocuğuna bırakamaz, bebeği emzirse de onunla arasına görünmez engeller koyar. Çünkü bu tarz kadınlar aile hayatında kendini ifade etmeye çalışmak, sesini karşı tarafa duyurmak ve haklarını savunmak için fazla enerji harcamak zorundadır. Bu da annenin çocuğuna yetebilmesi için gerekli olan gücü elinden alır. Duyusal problem yaşayan anneler maalesef çocuklarına karşı daha sert, kuralcı olmayı tercih eder, kendisine yakın duran bebeğini de tehlikeymiş gibi algılar. Böylece aşağılanmışlık duygusundan kurtulmaya çalışır. Çok bilinçli anneler ise yaşadığı olumsuzlukları bebeğine yansıtmama yolunu seçebilir. Bunun içinse ciddi bir irade, sekine hâli ve ruhsal güç gerekir.
rabia
rabiaalıntı yaptı9 ay önce
Kadın eşiyle yeterince iletişim kuramıyorsa, onu manevi destekçisi olarak yanında göremiyorsa bu süreçte kendini bebeğine bırakmakta zorluk çekiyor. Zira eşinden ruhsal destek görmeyen bir kadının çocuğuna duygusal destek sunması oldukça zordur. Kadınlar ancak eşinden kopabildikleri kadar kendilerini çocuklarına bırakır. Bir baba ruhen sağlıklı nesiller yetiştirmek istiyorsa süt gelmesini sağlayacak huzuru, kaygılardan arınmış aile ortamını anneye hazırlamalıdır. Çünkü tüm bunları bir bebeğe baba değil ancak anne verebilir. Ve her biri de aslında çocukta güveni beraberinde getirir.
rabia
rabiaalıntı yaptı9 ay önce
Emmek büyük enerji gerektiren bir eylemdir. Çocuk hastalık sebebi ile halsiz düşmüşse, annesini emecek güce sahip değilse yine hırçınlaşır ve emmeyi bırakır. Bu da geçici bir durumdur
rabia
rabiaalıntı yaptı9 ay önce
Yoksa emziğin sürekli bebeğin ağzında bulunması hem ona aşırı bağlanmaya sebep olur, hem de bebeğin ağız, diş ve damak sağlığını olumsuz etkiler. Ebeveynler emziği sadece ihtiyaç hâlinde kullanmalı, bebeği de bu şekilde alıştırmalıdır. Anne sütü alan bebeklere de kesinlikle emzik verilmemelidir. Zira anne ile bebeğin bağı kopar, emme ihtiyacı da iki birimden dört-beş birime çıkar. Emme refleksi açlık duygusuyla eşleştirildiği takdirde anne rahat eder, sütünü vererek bebeğin iki ihtiyacını birden karşılar, emziğe de gerek kalmaz.
rabia
rabiaalıntı yaptı9 ay önce
Böyle zamanlarda eğer mümkünse çocuğa ilaçlarını anne dışındaki kişiler vermelidir. Bebek yine zorlanacak, ağlayacaktır. İşlem bittikten sonra anne bebeği kucağına alıp teselli etmelidir. Bebeğin oldukça korktuğu, heyecanlandığı anda annesini yanı başında görmesi yine anne-çocuk arasındaki bağı güçlendirir.
rabia
rabiaalıntı yaptı9 ay önce
Çocuğun sıradan gibi görünen ihtiyaçlarının anne tarafından “vaktinde ve yeterince” giderilmesi anne çocuk bağlanmasını kuvvetlendirir. Örneğin, bebeğin keyifle banyo yaptırılması, altının severek değiştirilmesi, ona ninniler söylenmesi, sevgi cümleleri-mimikleriyle hitap edilmesi gibi...
Bebeğin acıyı hissettiği anda (diş çıkarma, ateşlenme, düşme gibi) annesini yanında görmesi de anne ile çocuk arasındaki bağı artırır. Ancak bazı durumlar vardır ki, çocuğu da anneyi de ikilemde bırakabilir. Örneğin bir hastalık dolayısıyla iğne yapılması, aşı, pansuman, kırılmalar, dikiş atılma gibi müdahaleler sırasında anne doktor ile işbirliği yapmamalı, çocuğun ellerini, kollarını tutmamalı, onu çaresiz hale getirip acıya teslim etmemelidir. Hekim ile işbirliğini hemşire, o da yoksa baba gerçekleştirmelidir. Annenin bu durumda görevi, çocuğunu teselli etmek, onun yanında varlığını hissettirmek, operasyondan sonra ise kendi sıcaklığı ile kucaklamaktır.
rabia
rabiaalıntı yaptı10 ay önce
Emziğin her an bebeğin ağzında bulunmaması gerekir. Yine çok sık rastladığım bir şey de her şey yolunda olsa bile hem gündüz hem de gece emziğin bebeklerin ağzına sürekli tutuşturulması. Bu tutum da yanlış. Bebeğe sadece ihtiyaç duyduğu sırada emzik verilmelidir. Örneğin uyuyacağı zaman… Çünkü çocuk uykuya dalış sırasında korkar. O yüzden de uyumayı çoğu kez reddeder. Uyku ona yabancıdır. O esnada emzik verildiğinde ise rahatlar, kendini güvende hisseder, sakinleşir ve daha kolay uykuya geçer.
rabia
rabiaalıntı yaptı10 ay önce
Yalnız bilinmesi gereken önemli bir ayrıntı vardır. Emzikle bağ kurmuş bebekler annesinin göğsünü, onunla bağlanmayı reddeder. Çünkü teselli edicisi olarak artık emziği görür. Anneyle duygudaşlık kurmak yerine daha kolay olduğu için emziği tercih eder ya da anneyle bağını zayıflatarak yoluna devam eder. Dolayısıyla risk ve kazanımlar açısından bakıldığında emzik iki yaş bitene kadar bebeklere verilebilir. Ama bu esnada anne bebekle tensel teması asla kesmemeli, emzik emerken dahi onu anne göğsüne yatırılmalı, duygularını bebeğine bırakabilmeli ve onunla göz göze gelmeyi asla ihmal etmemelidir.
rabia
rabiaalıntı yaptı10 ay önce
Eğer aile sütanne bulamıyor, biberon bebeği sakinleştirmeye yetmiyor ise o takdirde bebeğin emme refleksi bir şekilde tatmin edilmelidir. Zira anne göğsünü tutamayan bebek bu sefer ağzına başka şeyler götürecektir. Genelde de parmak, battaniye ya da herhangi bir oyuncak olabilir. Dolayısıyla çocuğun emme refleksini teselli etmek gerekir. Burada iki yaş bitene kadar kauçuk emzik kullanılabilir. Bazı aileler her ne yaşarsa yaşasın bebeğe emzik vermez. Hatta çevrelerine de bu yönde telkinlerde bulunur. Başka bir aile de bebek dünyaya gelmeden emziğini satın alır. Öncelikle bu iki tutumun da yanlış olduğunu belirtmek lazım.
Emzik aslında çocukta emme yoluyla güven duygusu oluşturmak için icat edilmemiştir. Sadece bebek ağladığında, kendini tedirgin hissettiğinde onu susturmak için yapılmış, işlevsel bir gereçtir. Ancak zamanla bebeğin emziği ağzına aldığında sakinleştiği, ayaklarını yere bastığı, emme ihtiyacını karşıladığı, kendini o korkutucu-büyük boşluktan kurtardığı görülmüştür.
rabia
rabiaalıntı yaptı10 ay önce
Anne ile uyuyan bebeklerin “kaygı” düzenlerinin çok azaldığı ve “uyku süresinin arttığı”, daha istikrarlı kalp atış hızı” ve nefes alıp verme becerisine de sahip oldukları yine yapılan bilimsel çalışmalarda ortaya çıktı.
rabia
rabiaalıntı yaptı10 ay önce
Bir bebeğin gece korkuyla uyandığında annesini yanında bularak kendini güvende hissetmesi ile tek başına bir odada yatan çocuğun korkuyla uyanıp anneyi yanında bulamaması ruh sağlığı açısından oldukça farklı sonuçlar doğurur.
rabia
rabiaalıntı yaptı10 ay önce
Bebeklerin fıtri emme süreci olan iki yıl boyunca anne yatağında yatması çocuklarda bağımlılık değil güven duygusunu oluşturur.
Emme dönemi biten çocuklar anne yanından kademeli bir şekilde ayrılmalıdır.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)