Kitaplar
Ahmet Say

Müzik Nedir, Nasıl Bir Sanattır

Ahmet Say'ın müzik sanatıyla ilgili bu çalışması, bu konunun uzmanı olmayan kişilere de yönelik, «halk kitabı" özelliğinde ilginç bir örnek. Yetkin bir müzik yazarı olan Ahmet Say, kitabını şöyle tanımlıyor: «Bu çalışmayla amacım, müzik sanatının temel asgari bilgilerini herkesin yararlanabileceği yalın, anlaşılır bir dille anlatabilmekti.»Her yaşta okur için önemli bir bilgi kitabı.
262 yazdırılmış sayfalar

İzlenimler

    Ufuk Başkakbir izlenim paylaşıldı2 yıl önce
    👍Okumaya değer

    Akıcı anlatımıyla kesinlikle okunmaya değer bir kitap teşekkürler Ahmet Say

Alıntılar

    Ufuk Başkakalıntı yaptı2 yıl önce
    Bir toplumda sosyokültürel gerileyişin kökeninde sosyoekonomik çöküş yok mudur? Sakın şaşırmayın, bir hususu daha ekleyeceğim: Sosyoekonomik, sosyokültürel ve sosyopolitik koşulların şaşmaz bir göstergesi, müzikteki düzeydir. Evet, müziğin düzeyi, toplumun ne halde olduğunu gösterir! (Bu yazdıklarım hiç de benim buluşum değil: 2500 yıl öncesinin Çinli düşünürü Konfüçyüs (M.Ö. 551-479) şöyle demişti:

    “Bir ülkenin doğru yönetilip yönetilmediğini, ahlâk açısından yücelip yücelmediğini anlamak isterseniz, o ülkedeki müziğin düzeyine bakınız.
    Ufuk Başkakalıntı yaptı4 ay önce
    Göç eden kitleler, bir yandan kırsal kesimdeki kültürel geleneklerinden koparken bir yandan da kentin toplumsal ve kültürel yapısı içinde kendine bir yer bulamamış, “acılı” bir yalnızlığa itilmiştir. 1950 sonrasında geleneksel müziklerimizin kendi doğal yörüngesinden uzaklaşması da bu olgunun göstergelerindendir: Önce geleneksel sanat müziğimizde gelenek dışı eğilimler baş göstermiş, “piyasa müziği”, “gazino müziği” ile başlayan, 1960’larda ise “Arabesk” olarak nitelenen yeni bir popüler müzik çeşidi, geleneksel sanat müziğini kemirmiş, yiyip bitirmiştir. Köklü, saf ve sağlam özellikleriyle halk müziği geleneğimizin de bir gün “arabesk”ten etkileneceği akla gelmemiştir bu yıllarda. Başa gelen şudur: “Arabeskin mucidi” ilan edilen yıldız sanatçı, önceleri TRT radyosunun halk müziği topluluğunda yer alan değerli bir bağlamacıydı. Güneydoğu Anadolu halk kültürünü yansıtan başarılı bir türkücümüz ise dönemin rüzgârlarına kapılarak ünlü bir “arabesk şarkıcısı” olup çıkmıştır.
    Toplumun dokusundaki olumsuz değişimlerin, çağdaşlaşma çabalarımızı boşa çıkardığı açıktır. Çünkü “çağdaşlaşma”, beklentilerden oluşan soyut bir kavram değil, ileriye yönelik ve bilinçle yaşama geçirilen bir dönüşüm sürecidir. Projenin geliştirildiği bu süreçte çağdaşlaşması istenen halktır, toplumdur. Cumhuriyetin kuruluş döneminde verilen mesajlar da genel olarak bu yöndeydi. Oysa yurttaşlarının yığınlar halinde köylerden kentlere savrulup varoşlara yerleştiği alabora olmuş bir toplumda, sağlam kültürel değerlerin yeşeremeyeceği, bu nedenle de çağdaşlaşma yönünde yol alınamayacağı bellidir.
    İç göç süredursun, 1960’lı yıllardan itibaren Türkiye’den Avrupa ülkelerine “dış göç” başlamış, Türkiye’nin çağdaşlaşma süreci “iç göç” olgusunda olduğu gibi, “dış göç” dolayısıyla da terslikler yaşamıştır. Konuya müzik kültürü açısından bakacak olursak, insanlarımız dış göç yoluyla Avrupa müzik kültüründen hemen hiç yararlanmamış, buna karşılık Avrupa ülkelerine yerleşenlerin ikinci ve üçüncü kuşak çocukları, kendi geleneksel müzik kültüründen iyice uzaklaşmıştır. Benzer bir durumu iç göç nedeniyle de yaşamamış mıydık? Minibüs plaklarını, arabesk kasetlerini unutabilir miyiz?
    Aslında neyi konuşuyoruz? Bir toplumda sosyokültürel gerileyişin kökeninde sosyoekonomik çöküş yok mudur? Sakın şaşırmayın, bir hususu daha ekleyeceğim: Sosyoekonomik, sosyokültürel ve sosyopolitik koşulların şaşmaz bir göstergesi, müzikteki düzeydir. Evet, müziğin düzeyi, toplumun ne halde olduğunu gösterir! (Bu yazdıklarım hiç de benim buluşum değil: 2500 yıl öncesinin Çinli düşünürü Konfüçyüs (M.Ö. 551-479) şöyle demişti:
    “Bir ülkenin doğru yönetilip yönetilmediğini, ahlâk açısından yücelip yücelmediğini anlamak isterseniz, o ülkedeki müziğin düzeyine bakınız.”)
    Ufuk Başkakalıntı yaptı4 ay önce
    Romantizmin yükselişini temsil eden kuşakta, anayurdu Polonya’nın halk şarkıları ve danslarından esinlenerek incelikli piyano müzikleri besteleyen Chopin (Şopen okunur, 1810-1849), Varşova yakınlarındaki bir köyde doğmuştur

Kitap raflarında

    Dream Within a Dream
    Bookshelf
    • 2
    Mickey van der Meer
    1
    • 3
    Ufuk Başkak
    Müzik
    • 1
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)