Kitaplar
Mehmet Sami Fethi

Hürrem Sultan

Yavuz Sultan Selim'in hayatta kalan tek oğlu olarak genç yaşında koca bir imparatorluğun başına geçen Sultan Süleyman… Hükümdarın tahtına ortak olmak için çırpınan nedimi, İbrahim… Sultan'ın gönlünü fethetmeyi başarmış Rus esir, Roxelana…
Tarihi belgeler esas alınarak kurgulanan bu romanda Muhteşem Süleyman namıyla tarihe geçen, büyük bir savaşçı olduğu kadar duygusal bir şair de olan Süleyman'ın, saltanatı boyunca aşkı, dostu ve devleti arasında kurmaya çalıştığı dengeyi, içeriden, Harem'den bakan bir gözle okuyoruz. Onu bir sultan, bir evlat, bir baba, bir şair ve karısına delice âşık bir eş olarak zamanın ve mekanın ötesine uzanan soluksuz bir serüvenin içinde tanıyoruz.
«Sarayında üç yüz kadın bulunduran ve binlercesini daha bulundurmaya da kadir olan genç Hükümdarın, Rusya'dan getirilmiş esir bir kıza ilk görüşte bu kadar bağlanması, başkalarını hayrete düşürse bile Hasodabaşı İbrahim'e şaşkınlık vermezdi. Zira o, Padişahın hudutsuz bir kudretten, her dilediğine ermekten, her istediğini yapmaktan, her aradığını bulmaktan bıkarak acze, ıstıraba susuz kaldığını, kolaylıklardan usanıp güçlükler aradığını çoktan sezmişti. Zeki gencin kanaatine göre, Padişahın Hürrem'e yanıp yakılması ve hele onu hemen kendine mal etmeyerek uzakta bulundurmak suretiyle ortaya suni bir ayrılık acısı koyması hep o ruhi sebepten, acı duymak ve güçlüklerle pençeleşmek ihtiyacından ileri geliyordu. Şu halde kendisine düşen vazife, Padişahın bu ruhi durumunu okşamak, hayali acılarını körüklemek, şimdilik uydurma olan aşkını beslemekti.»
542 yazdırılmış sayfalar
Bunu zaten okudunuz mu? Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?
👍👎

Alıntılar

    Milica 😉alıntı yaptı6 ay önce
    vicdanını da memnun edecek bir çözüm arıyordu.

    Bir aralık gözünün önüne oğlu Mustafa geldi. Bu görüntüde çocuk, anasına şefaat eder gibi yalvaran bir sima taşıyordu ve o haliyle Padişaha hiç tatmadığı, daha doğrusu tadamadığı bir duygu aşılıyordu; evlat sevgisi! Birinci Murat’ın, oğlu Savcı Beyi öldürdüğü günden beri Osmanoğulları sarayında evlat muhabbeti, çekinilecek, uzak olunacak bir afet gibi kabul ediliyordu. Kardeş katilliği kanun haline konulduktan sonra evlat sevgisi dahi kayda, şarta bağlandı. Padişahlar, kardeşleri kadar evlatlarından da kuşkulanıyorlardı. Yavuz, babasına karşı silah çekmekle ve onu tahtından, hayatından mahrum etmekle bu kuşkunun boş olmadığını ispat ettiğinde Süleyman, evlat sevgisini hesaplı ve ihtiyatlı olarak yaşatmayı şiar edinmişti.

    Onun minimini şahsiyetinde Yavuz gibi davranması muhtemel bir asi evlat hüviyeti düşünmemek için çocuğu sık görmekten çekinirdi. Makul ve insaflı düşündüğü zamanlarda da Mustafa’nın varlığına kendi ölümünü ve saltanatın ona geçişini gördüğünden yine huylanırdı, babalık şefkatine kapılmaktan uzak kalırdı.
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)