Kitaplar
Fatih Alemdar

En Meşhur 100 Mafya Babası

Eski İstanbul hayatında külhanbeyleri yanında kaba­dayılar da vardı. Her türlü kötülükten uzak duran, yiğit, iyi yürekli, yardımsever insanlardı. Bu nitelikleriyle, kül­hanbeylerinden ve diğer serseri güruhundan ayrılırlardı. Her mahallenin bir kabadayısı vardı. İstanbul’un tanınmış kabadayıları, semtleri ile anılırlardı. Kabadayılar, kendile­rini mahallenin düzenini sürdürmekten sorumlu sayarlar­dı. Sakinlerinin sorunlarını çözmeye çalışırlardı; özellikle kızları ve kadınları, ayaktakımının kaba davranışlarından korurlardı; erkek çocuklarının kötü alışkınlıklar edinme­lerini önlemek için kahvehanelere, meyhanelere, kumar­hanelere gitmelerini engellerlerdi. Mahallenin zenginleri ve eşrafı, bunları himaye ederdi. Kabadayılar aynı zamanda mahallenin düzeninin de teminatıydılar. Çoğu zaman ma­hallede ortaya çıkan sorunun yerel olarak mahalle mikro kozmosunda, imam ya da kendi bölgelerinin onurunun te­minatı olan kabadayılar yoluyla çözümlenmesi gerekmiştir.

İstanbul’un eski kabadayılığı bir nevi, “şehir şövalyeliği” idi. İstanbul kabadayılığı başlı başına bir âlemdi. Kabadayılar değişik ve kendilerine has isimlerle anılır­lardı. Çeşme Meydanı’nda, Azapkapı İskelesi’nde sandıkçı­lık eden Arap Reyhan Ağa, Haddehaneli Kel Eşref, Kasım­paşalı Hüsnü, Matlı Mustafa, Mirasyedi Necim yanında, kabadayı muhitinde “Abu” diye nitelenen, telaffuzundaki şive dolayısıyla, kendisi Arap olmamasına rağmen bu la­kapla anılan Süleymaniye Sancağı’ndan Arap Abdullah ve 1909’da bir ara Büyükada’da serkomiserliğe (başkomiserli­ğe) tayin edilen Sarraf Niyazi, bu âlemin önde gelen ünlü kabadayılarındandı.
213 yazdırılmış sayfalar

İzlenimler

Kitabı ne kadar sevdiniz?

Giriş yap veya Kaydol
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)