Kitaplar
imam gazali

Dilin Afetleri

Dil, Allah Teâlâ (C.C.)’nın yarattığı sanat harikalarındandır. Çünkü o, hacmi itibarıyla küçük olmasına rağmen, işleri itibarıyla vücudun diğer bütün organlarından daha büyüktür. Diğer organların iş alanları sınırlıdır. Örneğin göz, sadece renk ve şekilleri görür; kulak sadece sesleri duyar; el yalnızca maddeye temas eder. Dil ise, maddi ve mânevi bütün varlıklarla, ilim, tasavvur ve hayal alanlarına giren tüm şeylerle ilgilenebilir. O, bunları doğru veya yanlış bir şekilde, kabul veya ret tarzında seslendirebilir. İnsanın ebedi saadet veya felaketine sebep olan iman ve küfür de dilin ikrarıyla sabit olurlar. Bu özelliğinden dolayı, dil sonsuz hayra da sonsuz şerre de vesile olabilir. Dilini Şeriat ölçüleriyle kontrol eden ve onu yalnızca dünyada ve ahirette kendisine fayda veren sözlerle sınırlandıran bir kimse, kurtuluşa erer. Onu kayıtsız ve kontrolsüz bırakan bir kimse de dünya ve ahirette bela ve musibet görür. Böyle bir dil şeytanın sesi olup çıkar ve bombadan beter bir yıkım aracı haline gelir.
652 yazdırılmış sayfalar

Diğer versiyonlar

Bunu zaten okudunuz mu? Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?
👍👎

Alıntılar

    Emrealıntı yaptı3 gün önce
    şöyle demiştir: “Lanetleşenlerin hükmünü belirten ayet, insanların fazla sual sormalarından dolayı nazil olmuştur
    Emrealıntı yaptı3 gün önce
    Bunu söyledikten sonra sizden bir kimse sol tarafına üç defa tükürüp kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınsın.”[386]
    Emrealıntı yaptı3 gün önce
    Hz. Enes (r.a) şöyle anlatır: Halk bir gün Hz. Peygamber [s.a.v]’e sorular sordu. Hem de Hz. Peygamber [s.a.v]’i kızdıracak derecede fazla sordular. Bunun üzerine Hz. Peygamber [s.a.v] minbere çıkarak şöyle dedi:
    “Benden sorun! Siz benden bir şeyi sorarsanız o şey hakkında size haber veririm.”
    Bu esnada ashab-ı kiramdan bir zat ayağa kalkarak dedi ki: ‘Ey Allah’ın Resulü! Benim babam kimdir?’
    Hz. Peygamber [s.a.v] cevap olarak, “Senin baban Huzafe’dir” buyurdu.
    Bunun akabinde hemen kardeş olan iki genç ayağa kalktılar ve dediler ki: ‘Ey Allah’ın Resulü! Bizim babamız kimdir?’
    Hz. Peygamber [s.a.v], “Sizin babanız, kendisine nisbet edildiğiniz kişidir.”
    Sonra üçüncü şahıs ayağa kalkarak şöyle dedi: ‘Ey Allah’ın Resulü! Ben cennetlik miyim cehennemlik mi?’ Hz. Peygamber [s.a.v], “Sen cehennemliksin” buyurdu.
    Halk, Hz. Peygamber [s.a.v]’in öfkelendiğini görünce, soru sormaktan vazgeçtiler. Bu esnada Hz. Ömer (r.a), ayağa kalkarak şöyle dedi: ‘Biz Rab olarak Allah’a, din olarak İslâm’a, peygamber olarak Muhammed’e razı olduk.’
    Hz. Peygamber [s.a.v] Hz. Ömer (r.a)’e hitaben,

    “Ya Ömer! Allah senden razı olsun. Otur. Muhakkak senin söylediğin hakikatin ta kendisidir” buyurdu.[385]
    Hadiste ‘Hz. Peygamber [s.a.v] dedikodu, malı zayi etmek ve fazla sual sormaktan nehyetmiştir’ diye nakledilmiştir.
    Hz. Peygamber [s.a.v] şöyle buyurmuştur:
    “İnsanlar soru sora sora şöyle demeye başlamışlardır: ‘Muhakkak mahlukatı Allah yarattı. O halde Allah’ı kim yarattı?’ İnsanlar bunu söyledikleri zaman, siz onlara cevap olarak deyin ki; ‘O bir olan Allah’tır. Tektir. O herkesin ihtiyacını gören ve herkesin her ihtiyacı için başvurduğu Allah’tır. O, doğurmamıştır ve doğrulmamıştır ve O’na denk olacak hiç kimse yoktur
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)