144Okuyucular8Kitap rafları
0İzlenimler
134Alıntılar
144Okuyucular8Kitap rafları
0İzlenimler
134Alıntılar

Mesnevi Terapi” alıntıları – Nevzat Tarhan adlı yazardan

Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
Gerçeği öğrendim bir gün...Ve gerçeğin acı olduğunu...Sonra dozunda acının, Yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.
Her canlının ölümü tadacağını,Ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.
Dostlarım,Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.Olur ya... Kalp durur...Akıl unutur...Ben dostlarımı ruhumla severim.O ne durur, ne de unutur...
Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
Açlığa sabredersin, adı “oruç” olur.
Acıya sabredersin, adı “metanet” olur.
İnsanlara sabredersin, adı “hoşgörü” olur.
Dileğe sabredersin, adı “dua” olur.
Duygulara sabredersin, adı “gözyaşı” olur.
Özleme sabredersin, adı “hasret” olur.
Sevgiye sabredersin, adı “AŞK” olur.
Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
İnsanın motivasyonunu en çok engelleyen şey tembellik eğilimidir. İnsanoğlunun cennetten kovulması aceleciliğiyle, cennete girememesi de tembelliğiyle ilgilidir. Hz. Âdem’in cennetten indirilmesinde memnu meyveyi yeme ile sembolize edilen durum Hz. Âdem’in Hz. Havva’dan alacağı zevkler anlamında değerlendirmelidir. Gerçekten de insanoğlu zevke ulaşma konusunda Yaratıcı’nın
Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
Güzellik bakan gözdedir” sözünü vurgulayan bir hikâye… Aşk insanda duygusal körlük meydana getiriyor. Kişinin hissettiği yoğun duygular, sevdiğinin kusurlarını görmesini engelliyor. Engellediği için de ortalama bir insan için kusur olan bir şey o kişi için kusur olmuyor.
Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
İbret almayı, uyanmayı, Allah’tan dile; kitaptan, sözden, harften, dudaktan değil!
Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
Başkasının ayıbıyla uğraşan insanların zihin dünyalarında yanlış inanışlar vardır. Bu yanlış inanışlardan biri kendini kanıtlama çabasıdır. “Ben biliyorum, ben bir hata yakaladım” diyerek kendilerini kanıtlamaya çalışırlar. Bazıları da kibirlidirler ve yalancı bir özgüvenleri vardır. Bazı insanlarınsa özgüvenleri o kadar zayıftır ki “Beni eleştiriyorlarsa haklılardır” diyerek başkalarının haklı ya da haksız olup olmadığına bakmadan inanıp ona karşılık verirler.
Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
Eleştirilerde “Dur, Düşün, Sonra İnan”
Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
Âlemin ayıbını söyleyen daha fazla yol kaybeder.
Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
Özgüven eksikliği olan kişilerde özerklik duygusu zayıftır ve hep başkalarına dayanarak, güvenerek ilerlemek isterler. Dolayısıyla tek başlarına karar veremezler. Yani bir insanın hızlı ve tek başına doğru karar verebilmesi için sağlıklı bir özgüveninin olması gerekir.
Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
İhtiyaçtan fazlasına meyletme ki sana galebe etmesin,sana bey olmasın.
Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
California Sendromu bu hikâyenin anlattığı durumlar içinde değerlendirilebilir. California Sendromunun dört tane belirtisi vardır. Birincisi; zevke düşkünlük, hedonizmdir. Bu kişiler zevk peşinde koşmayı yaşam amacı olarak görürler. Bu nedenle doyumsuzdurlar. “Hoşuma giden iyidir, hoşuma giymeyen kötüdür” şeklinde bir yaşam felsefeleri vardır. Bu kişilerin ikinci özelliği benmerkezci ve bencil oluşlarıdır. Kendi zevklerini ön planda tutarlar. Mesela bu tip kişiler eşi ya da çocuğu hasta olsa rahatı bozulduğu için evliliğini bitirebiliyor. Üçüncü olarak bu kişiler yalnızdırlar. Benmerkezci oldukları için yanlarındaki herkes onların dediklerine uymak zorunda kalıyor ve bu durum uzun süre mümkün olamayacağından sonunda yalnız kalmaya mahkûm oluyorlar. Ancak güç ve paraları varsa yalnız kalmıyorlar. Dördüncü aşamada da mutsuz, depresif oluyorlar. Bu kişilerde zevk bağımlılığı oluşuyor. Mesela Romalıların son zamanlarında da vardır; yemek yedikten sonra bilerek istifra edip tekrar yemek yemelerini bunlara örnek olarak gösterebiliriz.
Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
Biz de Allah’a yaklaşmak istiyoruz ama yaklaşamıyoruz, acı çekiyoruz, gerçeği göremiyoruz. O hâlde hikâyeden hırsa düşmek yerine sabredip beklememiz lazım gibi bir anlam çıkıyor. Bu aslında kulluğun en üst noktasıdır. “Kulluğun alameti istemektir” denir. Bu, ortalama bir kulluktur. Ama yüksek kulluk seviyesindeki insanlar, Allah’ın kendisini gördüğünü düşünen insanlar –ki ibadetin en üst noktası da Allah’ın kendisini gördüğünü idrak ederek yapılan ibadettir- “Allah içimden geçenleri biliyor, o hâlde benim bu konuda şikâyet etmemem lazım, O’na hâlimi arz etmeye çalışırken şikâyet eder tarzda olmamam lazım” düşüncesiyle davranıyor. Bu üst düzey bir teslimiyettir ki Hz. İbrahim’in kıssasında vardır. Hz. İbrahim ateşe atılırken Cebrail gelir, “Bir isteğin var mı?” diye sorar. Hz. İbrahim “Senden bir şey istemem, Allah biliyor, bana yeter” der.
Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
Allah bize yardım etmek dilerse, bize yalvarmak ve münacatta bulunmak meylini verir. (I., 1904)
Olumsuz Düşünce Kalıbı:
İnsanların beni görmezden gelmeleri berbat bir durumdur.
Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
Eğer iyi şeyler yapmak istiyorsak bunları mümkün olduğunca gizli yapmamız gerekir.
Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
yüzden bir insanın, duasına cevap beklerken bütünsel düşünmesi gerekir. Hem dünya hayatını hem ahiret hayatını düşünmesi lazımdır. Dua edebiliyor olmak bile aslında bir bakıma gemiye girmiş olmak demektir; kaptan köşküne henüz ulaşamamış olsak da en azından limanda kalmadık. Kaptan köşküne ulaşmak istiyorsak da onun zaman ve şartlarına uymalıyız. Gemiye giremediysek işte o zaman asıl kaybedenlerden oluruz. Bu nedenle, insanın dua edebilmesi bir bakıma Rabbinin sahil-i selamete götüren gemisinin bir ferdi olduğunun göstergesidir. Bir kulluğun, bir aidiyetin göstergesidir. O nedenle dua edebiliyor olmak da bizim sahiplenildiğimizi kabul edildiğimizi gösterir.
Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
Kişinin “doğru” bildiği şey mutlaka onun için faydalı olmayabilir. Onun için, bir insanın duasına illâ ki istediği şekilde cevap verilmesini beklemesi onun kulluk sıfatını, haddini aşması demektir. Tıpkı bir hastanın doktora gidip “Bana illâ ki şu ilacı yaz” demesi gibidir. Bu, o kişinin hasta kimliğine uymayan bir davranıştır. Hekim “Arkadaş, senin hastalığına o ilacın hiçbir faydası hiçbir ilaç yok” dediğinde o kişiye kötülük yapmış olmaz.
Aycan Şimşek
Aycan Şimşekalıntı yaptı6 ay önce
Bu dünyada kendilerine verilen hayatın karşılığı olarak “iyi insan” olmak gerektiğine in
Aycan Şimşek
Aycan Şimşekalıntı yaptı6 ay önce
. O yüzden vicdanî zekâsı yüksek kişiler yaptıkları her işte hesap verebilirliği düşü
Sengul Cobanoglu
Sengul Cobanoglualıntı yaptı6 ay önce
İnsan sevdiğine kavuşsa bile sevdiği kişide var olana değil, onda aradığı özelliklere âşık olur.
Sanane
Sananealıntı yaptı2 yıl önce
yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim.
Namusun önemini öğrendim evde...Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;Gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.
bookmate icon
Tek ücret. Yığınla kitap.
Sadece bir kitabı değil bütün bir kütüphaneyi satın alırsınız… hem de aynı fiyata!
fb2epub
Dosyalarınızı sürükleyin ve bırakın (bir kerede en fazla 5 tane)